İrfan Sarı

Asi bir geçiş sızısı

24 Şubat 2009 Salı

Aşk; sakin, yıldızlı bir gecede vücudumuza nereden geldiğini bilmediğimiz bir titreme gibi girer. İşte o zaman çoban kepeneğine sarınmak lazım. Çoban kepeneğine sarınmak, yağmurlu sonbahar gecelerinin tek çaresidir çaresizlik içinde.

 

Eğer yıldızlar altındaysanız; gecenin göbeğine gözlerinizi diker ve bakınırsınız. Yıldızlar ışık diliyle konuşur. Duygu yoğunluğu işte. Bir parıldar, bir kayar ve kaybolurlar. Gece, içine daldığın mayınlı bir alan gibidir ancak, gömüldüğü yerden bir başka dünya tadındadır insan, öyle mayhoş.

 

Biraz ekşi de olsa yıldızları seyrederken gitmediğimiz kentleri düşler, kepeneğin ısısıyla titreyen bedenimizi terleyen bir vakte oturturuz. Sonra gecenin koynuna bir çoban ateşi düşürür ve üstüne çaydanlığı tutarız. Gözlerimize benzer. Kaynadıkça buharlaşır gecenin laciverdi yerinde. Bir de tütün sarılır bu yaraya. Dudakların arasından gökyüzüne salıverilir.

 

“bazen yıldızlar aşk diliyle de konuşur, kokusu buram buram nemrut çiçeğidir. derin bir nefes ya öldürür bedeni ya da yükseltir yıldızların kayan ayak izlerine kadar... işte orada bulursun yeni ve unutulmuş bir dünyayı... kayıp kentin çocukları oradadır ve senledir, sendir...”

 

Üşürken bir yıldız izler ya insan, sonrası unutulur. Aşk çok zaman böyledir, ama unutulmaz. Yaşlandıkça koyulaşır. Demin çaya dağılması gibi kapkara olur. Ayrılık düştümüde derinleşir kalır. Hani göktaşı düşer ya dünyanın bilmem neresine; kocaman bir delik ve derin, işte onun gibi bir şey.

 

Aslında büyük acı vardır yükünde aşkın, yani kahır taşır üstünde. İşte yıldızlar o kahır sancılarını dindirmeye yarar. Çünkü aşk zamanla kendini süzer, arındırır kötülüklerden. Yıldızlar bunun eleğidir. Kumdan süzülen su gibi duru ve berrak.

 

Belki de aşk kendi gölgende yanmaktır.

 

Acıdan insan beslenir. Aşk da acıdan beslenir. Yanmak; iki cümlenin ortak paydası.

 

Yanmak, özgürleşmenin ve aşklaşmanın diğer adıdır.

 

Hele Reşko tepesinden eski bir halk masalını dinler gibi yıldızları seyrederken, vücudunuzu kasten tutan bir sancı gibi ise o titreme, bilin ki tırnağınıza kadar ışık yutmuşsunuz. Karnınızda aşka ışık taşıyorsunuz artık.

 

Özgürleşmek için kavga gerek kavga için yürek.

 

Ondan hayal üretirsiniz. Hayaller güzelleştirir.

 

Başaklar başını rüzgara bırakır ya iki eli belinde, bir o yana bir bu yana. Bağrını çatlatır sevda söylenceleri. İşte öylesi bir eda, yalın.

 

Aşk geceleri tavrını belli eder.

 

Sonrası uzun bir zaman diliminde nefes nefese koşmaktır. Tuttuğumuz yazgı değil, ulaşmak istediğimiz mutluluktur.

 

Göğsünüzün içine dolan yaz akşamlarının armağanıdır, unutulmaz ve unutulamaz olan. 

Bu yazı toplam 4022 defa okunmuştur
şiirin
 // ayred
söle şairim sen nerelisin bende olam oralı???...
18 Nisan 2009 Cumartesi 20:17
ustadım
 // n....öz....ist unv ist tıp fklt
ustadım kalemine sağlık yüreğine sağlık sayıglarımla hela olsun...
01 Mart 2009 Pazar 18:37
axle beriwane mal werane
 // seyithan
*•. ¸*•.¸*•.¸ ♥♥♥♥ ¸.•*¸.•*¸.•*
«•.*♥ Bijî irfan sari ♥*.•»
¸.•* ¸.•*¸.•* ♥♥♥♥ *•.¸*•.¸*•.¸
irfan abicim yazacak baska guzel soz bulamadim eline yuregine saglik ustam.....seyithan...
27 Şubat 2009 Cuma 12:03