İbrahim Genç

Apê Musa

19 Eylül 2009 Cumartesi 01:00

Türkiye uzun bir süredir Ergenekon davasını konuşuyor, sorguluyor.Kimileri bu davayı önemsiz kılma gayreti gösterirken, kimileri de bunu AKP ile Ulusalcı-Kemalist’lerin hesaplaşması olarak değerlendirmekte.Kürtler ise bu dava kapsamında “Fırat’ın doğusu”nda işlenen cinayetlerin de aydınlatılması isteklerini dile getiriyorlar.Sonuçta bu dava nereye varır -ya da vardırıl(a)mazsa- kestirmek zor ama başta Kürtler olmak üzere demokrasiyi arzulayan herkes bu davayı önemsemektedir.

Bu davayı Kürtlerin önemsemesinin bir nedeni, başta Musa Anter olmak üzere birçok Kürt aydınının devlet içinde örgütlenen bu tür çeteler tarafından katledilmiş olmasıdır.Özellikle çatışmanın yoğun olduğu 90’lı yıllarda devlet nezdinde varlığı uzun süre inkar edilen JİTEM ve devlet tarafından kurulduğu iddia edilen Hizbullah’ın faaliyetlerinin araştırılması zorunluluk arz etmektedir.

Bu karanlık oluşumların imza attığı ve JİTEM’in kadrolu tetikçisi Abdulkadir Aygan’ın itiraflarında “Yeşil’in en büyük eylemi” diye nitelendirdiği Musa Anter cinayeti, Kutlu Savaş’ın hazırladığı Susurluk Raporu’nda da “Yeşil tarafından planlanıp uygulandığı” şeklinde yer almasına rağmen bu, ‘devlet sırrı’ gerekçesiyle yıllarca gizli tutuldu.Cinayeti JİTEM’in işlediği Aygan’ın 2004’te yaptığı itiraflarda tescillense de Musa Anter’in ailesi Türkiye’de iç hukuk yollarının tükenmesinden dolayı davayı AİHM’e götürdü.Dava sonucunda Türkiye’nin bu cinayette ihmali olduğu gerekçesiyle Türkiye Anter ailesine tazminat ödemeye mahkum edildiyse de Anter ailesi ‘paranın hangi yarayı sardığı görülmüştür’ diyerek reddetmişti.

Kürtlerin Apê Musa dediği bu bilge kişi, 1918’de Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Ziwingwe(Eskimağara) köyünde doğar.Babasının adı Anter, annesinin adı ise Fasla’dır.Kendisi küçükken babası hasta olarak yatalak düştüğü için daha çok annesi tarafından yetiştirilir.İlkokulu Mardin, orta ve liseyi Adana’da okuyan Anter, daima başarılı bir öğrenci olmuştur.Daha sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirir.1944’te Abdurrahman Zapsu’nun küçük kızı Ayşe Hale ile evlenir.Bu evlilikten büyük oğlu Anter 1945’te, kızı Rahşan 1948’de ve küçük oğlu Dicle 1950’de dünyaya gelir.

Kendi ifadesiyle “Türkiye’nin 55 yıllık girdisinin, çıktısının, yeminli, canlı bir şahidiyim.‘Hem yalnız şahidi mi?’.Değil!Sanığıyım, mahkumuyum ve davacısıyım” diyen Anter, 1959’da 49’lar ve Devrimci Doğu Kültür Ocakları davalarında yargılandı.27 Mayıs darbesi yapıldığı sırada göz altındaydı.Yine 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbelerinde birçok aydın gibi o da göz altındaydı.Yaşamının 10 yılı aşkın süresini hapiste geçiren Anter, 20 Eylül 1992’de Kültür ve Sanat Festivali için gittiği Diyarbakır’da JİTEM tarafından katledildi.İleri Yurt, Deng, Yeni Ülke, Welat, Rewşen, Dicle Kaynağı, Şark Postası, Barış Dünyası ve Tewlo isimli gazete ve dergilerde yazıları yayımlanan Anter, öldürüldüğünde Özgür Gündem gazetesinin köşe yazarıydı.‘Hatıralarım’ ve ‘Vaka-i Name’ gibi Türkçe eserlerinin yanında ‘Brina Reş’ ve ‘Qımıl’ gibi edebi eserleri bulunan Anter, cezaevindeyken Kürtçe-Türkçe bir sözlük çalışması da yapmıştır.Halkın Emek Partisi’nin kurucu üyesi olan Anter, İstanbul’da bulunan Kürt Enstitüsü’nün de başkanlığını yapmıştı.

CİNAYET GECESİ

JİTEM itirafçısı Abdulkadir Aygan’ın ‘Benim tanık olduğum en büyük olay, Apê Musa’nın öldürülmesidir’ sözleriyle ifade ettiği Anter cinayeti, JİTEM elemanlarının Hogır kod adlı Cemil Işık vasıtasıyla Anter’in kaldığı yerin tespitiyle başlıyor.Yapılan plana göre belirlenen bir yerde Hogır ve diğer JİTEM elemanları beklerken Hamid adlı itirafçı Anter’i ikna edip onların yanına getirecek ve Hogır işi bitirecekti.Hogır’ı daha önceden tanıyan Anter, onun JİTEM için çalıştığından habersizdir.Aygan’ın anlatımıyla ‘…Hamid de tekrar otele, Apê Musa’yı almaya gitti.Bir taksiye bindirecek ve bizim yanımıza getirecek.Hogır de onu orada vuracak’tı.O gece Anter, yanında bulunan yeğeni Orhan Miroğlu ile birlikte Hamid ile arabaya binerler.Hamid adlı itirafçının başka yollara sapması Anter’i tedirgin etmeye başlar.Oysa Hamid, farklı sokaklara girip çıkarak onları öldürmek için uygun bir yer aramaktadır.Bu olayın tanığı Orhan Miroğlu bunu şöyle ifade eder:“Meğer bu kişi bizi öldürecek yer arıyormuş.Biz halen farkında değiliz.Bir sokağa girdik, birisine bir şey sordu.Ardından başka bir sokağa daha girdik.Böyle olunca, Musa ağabey tedirgin oldu.Tam bu sırada bizim önümüzde yürüyen bu kişi birden bize dönerek üzerimize ateş etmeye başladı.” 

Ve hikaye orada bitmez!...

Not: Bu yazım 16 Eylül 2008’de Radikal gazetesinde yayımlanmıştır.

Bu yazı toplam 5718 defa okunmuştur
bayrak
 // türküm
gülerim ben anca buna demek vakti geldiğinde istanbuluda ankarayıda izmiri de alacaksınız çok beklersiniz siz hayal kurmaya devam edin siz bununla avunursunuz zatenn:D:D:D...
29 Ekim 2009 Perşembe 06:20
zülüm
 // bessam
her kim olursa olsun bu ve benzeri cinayetleri neffretle kıniyoruz....
20 Eylül 2009 Pazar 08:29
Ape Musa...
 // uLaş.Gewer
1 Can AlmakLa İnsan Bitermi Hewal Kahbe Kurşun Kalemini Kırarmı Hewal.. Ape Musa^yı SaygıyLa Anarız......
19 Eylül 2009 Cumartesi 20:47