Ümit Yazıcıoğlu

Almanya’daki Tezgaha bak tezgaha!

13 Haziran 2012 Çarşamba 17:39

Neymiş efendim ben Alman Derin Devleti başlıklı bir kaç makle yazmışmışım! Yazılarımda Almanya’daki kirli dosyaları dile getirmişmişim.

Nedemişim efendim,  bir göz atalım.

- Nazi Almanyası tarihin gördüğü en zalim ve acımasız rejimlerden biridir.

- Almanya'da yabancılara karşı yıllardır yapılan organizeli bir düşmanlık vardır. Yabancı düşmanlığının altında Alman derin devleti bulunmaktadır.

- Alaman derin devleti’’ yabancı düşmanlarını yönlendirmektedir. Neu Naziler çete gibi hareket ettmektedriler.

- NSU’nun işlediği cinayetler Alman derin devletinin işidir.

- Sivil Örümcek Ağları  köstebekleri vasıtasıyla Doç. Dr. Hablemitoğlu"nu fiziken ülkede imha ettiler. Türkiye’deki istihbarat kuruluşları, Almanya’nın Türkiye içindeki Beşinci Kol faaliyetlerinin farkında mıdırlar?, sorusunu makalemde dile getirmişim.

- Almanya'da ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve ayrımcılık, gündemin ön sıralarına alınmayarak, Neonazi hareketinin yok gibi gösterilmeye çalışıldığını belirtmişim. Buna örnek olarak da 20.11.2011 tarihinde saat 13 ile 17 arasında Berlin’de faaliyet gösteren Alman-Mezopotamya Dostluk Derneği'ne  yapılan aramalardaki asıl amacının Almanya’daki gündemi değiştirmekten kaynaklanıyor olduğu belirtmişim.

- Almanya'nın doğu eyaletlerinden Thüringen'de neonazi terör örgütü NSU'nun ortaya çıkarılmasından sonra, halen bölgede şiddete hazır silahlı birçok ırkçı bağlantıların aynı şekilde devam ettiğini vurgulamışım.

- Almanya’da Neo Nazilerin 88 kişilik ölüm listesi ortaya çıktı. Listede bazı Alman politikacıların yanı sıra Türk örgütlerinin önde gelen isimleri de var. NSU nun işlediği cinayetlerin Alman derin devletinin işi olduğunu belirtmişim.

- Thüringen Eyaleti Anayasayı Koruma Dairesinin eski başkanı Helmut Roewer'in, 1995 yılında aşırı sağcı Almanya'nın Milliyetçi Demokratik Partisinin (NPD) eski Thüringen eyalet teşkilatı başkanı Thomas Dienel'i muhbir olarak çalıştırmaya başlaığını ve Dienel'in 1997 yılına kadar bu görevi için yaklaşık 40 bin mark (yaklaşık 20 bin avro) aldığını dile getirmişim. NPD'nin eski başkan yardımcısı Tino Brandt'ın da 1994 yılında muhbir olarak çalışmaya başladığı ve 2001 yılına kadar yaklaşık 200 bin mark aldığı, bu parayla da izlemesi gereken "Thüringer Heimatschutz" adlı aşırı sağcı terör grubunu kurduğu, bu gruba da Türkleri öldürdükleri tahmin edilen ve intihar eden Uwe Böhnhardt ile Uwe Mundlos'un ve polise teslim olan Beate Zschaepe'nin üye olduğunun bilinen bir ğerçek olduğunu belirtmişim.

O ki sen  bunları dile ğetiriyorsun, göseririrz sana diyorlar. İki davetiye aldım diyorki, senin şahit olarak ifadeni alamımız lazım. Birisi 31.05.2012 diğeride  06.06.2012 tarihinlerinde BKA ve  LKA dan gönderilmiş. Dolayısıyla, onlara bugün  ğönderdiğim almanca yanıtı da  tercümeye gerek duymadan sizlerle aynen paylaşıyorum.

AZ: ---bende  mevcut.

Sehr geehrter Herr H………., KHK ,

in vorbezeichneter Angelegenheit bestätige ich den Erhalt Ihres Schreibens vom 06. Juni 2012 am 12. Juni 2012. Deshalb bitte ich Sie Ihre Fragen mir Schriftlich oder per e-meil mitzuteilen, die ich beantworten werde. Denn gegenüber der zur Vernehmung von Zeugen berechtigten Polizei (§ 163 Abs 3) besteht keine Pflicht zum Erscheinen (allg Auffassung, s nur BGH NJW 62 1020 f; anders aber Koalitionsvertrag Oktober 09100/124). Der Polizei stehen auch keine Zwangsmittel zur Verfügung, um ein Erscheinen zu Aussagezweckendurchzusetzen, insbesondere hat sie kein Recht zur Vorführung (BGH NJW 62 1020 f; Schleswig NJW 56 1570; LR-Erb 73 zu § 163 a; KK-Griesbaum15 zu § 163). Dies gilt auch dann, wenn der Zeuge im Auftrag der StA (§ 161 Abs 1) vernommen werden soll (arg e contr § 161 a Abs 4; vgl M-G-Cierniak 37 zu § 163).

Die Polizei kann den Zeugenvorladen. Dabei handelt es sich um eine gesetzlich nicht geregelte –§ 48 Abs 1 findet hier keine Anwendung (LR-Ignor/Bertheau 1, AK-Kühne1, jeweils zu § 48) – unverbindliche Aufforderung, doch soll eine Hinweispflicht auf die Freiwilligkeit des Erscheinens nicht bestehen. Wird allerdings der Eindruck erweckt, es bestünde eine Erscheinenspflicht, so kann ein Verstoß gegen das Täuschungsverbot des § 136 a vorliegen (LR-Erb 74 zu § 163 a).

In der polizeilichen Praxis enthält der entsprechende Vordruck verschiedentlich den Hinweis, dass für den Fall des Nichterscheinens mit einer Vorladung zur StA zu rechnen sei (vgl etwa Ziff 28 GeschA LPolDir Berlin 5/89). Dies gilt als zulässig (LR-Erb 74, KK-Griesbaum 31, jeweils zu § 163 a), begegnet aber deshalb Bedenken, weil durch die Formulierung der Eindruck entstehen kann, ein Nichterscheinen vor der Polizei sei mit Nachteilen verbunden.

Sollte dortigerseits eine andere Auffassung vertreten werden, bitte ich um Mitteilung.
Mit freundlichen Grüßen

Ihr
PD Dr. Dr. Ümit Yazicioglu

Korespodentadresse

Bu konudaki makalelerimi aşagıdaki linklerden tekrar okumanız mümkün.
http://www.yuksekovahaber.com/yazi/alman-derin-devleti-olabilir-826.htm
http://www.yuksekovahaber.com/yazi/almanyadaki-turkiyelilere-karsi-islenen-cinayetler-2468.htm
http://www.yuksekovahaber.com/yazi/alman-derin-devleti-2479.htm
http://tekmanpost.wordpress.com/der-fall-thilo-sarrazin/

Bu yazı toplam 6809 defa okunmuştur
istihbaratın ne olduğunun
 // Ahmet Demirel
istihbaratın ne olduğunun açıklanması gibi temel bir bağlamdan hareket edilerek, istihbaratın tarihî, istihbarat toplamada kullanılan temel araçlar ve istihbarat türlerinin yanı sıra "stratejik istihbarat" ve çalışmanın asıl merkezini oluşturan "stratejik analiz yöntemleri" de okura en ince ayrıntıları ile sunulmalidir. Umarız ki duda ülkemiz insanına olduğu kadar, konuyla ilgili kişi ve kurumlara da fayda sağlayacak bir çalışma olur....
16 Haziran 2012 Cumartesi 18:28
istihbaratın ne olduğunun
 // Ahmet Demirel
istihbaratın ne olduğunun açıklanması gibi temel bir bağlamdan hareket edilerek, istihbaratın tarihî, istihbarat toplamada kullanılan temel araçlar ve istihbarat türlerinin yanı sıra "stratejik istihbarat" ve çalışmanın asıl merkezini oluşturan "stratejik analiz yöntemleri" de okura en ince ayrıntıları ile sunulmalidir. Umarız ki duda ülkemiz insanına olduğu kadar, konuyla ilgili kişi ve kurumlara da fayda sağlayacak bir çalışma olur....
16 Haziran 2012 Cumartesi 18:28
Türk politikacısı
 // Mesut YILMAZ
Türk politikacısı, Türk işadamı, sivil ve siyasi karar alıcılar mümkün olduğunca istihbaratçılardan ve istihbarattan uzak bir yaşamı tercih ederler. Karar alma süreçlerinde, istihbarat analizlerinin sonuçlarından mümkün olduğunca az faydalanırlar. Bu tarz davranış şekli karar alma süreçlerinde uygulanan çok tehlikeli ve hatalı bir yöntemdir. Doğru olan ise; bu karar alıcıların, karar verme aşamalarında his ve kanaatlerinden daha çok, kanıt ve analize dayanan bir düşünce ve çalışma yöntemiyle karar vermekleridir. Buda ancak doğru bilgi yeterliliğiyle, yani istihbarat ile elde edilir....
16 Haziran 2012 Cumartesi 18:25