Ümit Yazıcıoğlu

'Alman derin devleti' olabilir!

18 Şubat 2008 Pazartesi

Hepimizin bildiği gibi, Naziler birçok Yahudiyi insafsızca katlettikleri gibi, diğer pek çok etnik grubu da hedef almıştır. Bilakis Yahudilerin katliamıyla ilgili olarak Gestapo şefi Himler imzalı eski bir bildiride, insanlık ve Yahudi düşmanı faşist Adolf Hitler"in verdiği bir talimat gereği “1952 yılına kadar Avrupa"da yaşayan bütün Yahudi ırkını elimine etme planında Türkiye"ye daha savaş ilan etmediklerini, ama ağırlıklı olarak İstanbul olmak üzere 110 bin Yahudi"nin de bu proje kapsamına girmesi için SS bölümünde ufak bir grup oluşturulmasına izin verilmiştir” ifadesi kullanılmıştır. Daha sonra faşist Hitler"in bir talimatıyla Nazi"lerin ikinci dünya savaşında, Tarabya"da Alman misafirhanesinin bulunduğu yerde kurdukları bir krematoryumda Yahudi katliamı gerçekleştirmiş olduğunu hepimiz biliyoruz.

***

Almanya'da yangın facialarının ardı arkası kesilmiyor. Ludwigshafen'de dokuz Türkizelinin öldüğü yangın faciasının ardından. Aldingen'den gelen kötü haberle sarsılan Almanya, önceki akşam da Gelsenkirchen kentinde yeni bir şok daha yaşadı.

Almanya'da yabancılara karşı yıllardır yapılan bu olaylar “Alman derin devleti” tarafindan yönlendirilmekte ve yapılmaktadır, kanaatindeyim. Zira bugün sözde  demokrasiyle idare edilen almanyada karanlık bir güç var. Bu kirli güç birilerinden aldığı talimatlar vasıtasıyla, Türkiyelilerin yaşadıkları evleri yakmakta, Yahudilerin mezarlıklarındaki mezar taşlarını kırmakta, mültecilerin yaşamakta oldukları yurtaları yakmakta ve heryerde yabancılara karşı düşmanca tavırbelirlemektedir.

Bu kirli gücü Alman Derin Devleti olarak tanımlayanlar mevcut. Çünkü her ne hikmetse bu kirli çeteyle Almanya başa çıkamamaktadır ve başa çıkmakta bir türlü istememektedir.

Neden?

Çünkü hemen hemen Almanya"nın politikasını belirleyen siyasi oluşumlar seçim dönemlerinde yabancı düşmanlığını körükleyen açıklamalar yaparak, oy avcılığına çıkmaktadırlar. Hadiseye ilkesel bakmak lazım. Hessen eyalet seçimlerinin yapıldığı 2008 yılında CDU"lu Koch´un yürüttüğü yabancı düşmalığı kokan iğrenç politika bundan ibaretti. Ve sivil örümcek ağları Koch´a bu politikasında yardımcı olmuşlardır. Hessende secimleri CDU kaybettikten sonra, Hessen eyaletine çok yakın olan Ludwigshafen"de dokuz Türkiyeli vatandaşımız diri diri yandı. İşte bu tip kiriminal suçları işleyen çeteyi yönlendiren bir güç var. İşte bu oluşumu Alman Derin Devleti olarak isimlendirenler kanatimce hiç de yanılmıyorlar. Ayrıca belirttiğim gibi bu kirli gücü idare eden bazı sivil örümcek ağlarının varlığı da mevcuttur.

Bugün her ülkenin başka ülkelerde faaliyet gösteren ve milli çıkarları doğrultusunda faaliyetler yapan değişik istihbarat örgütleri var. Bunlar bir nevi çete gibi hareket ederler. İstedikleri kimselere kefen biçerler, istediklerini zehirlerler ve dilediklerinin yaşam hakkına tecavüz ederler.

Dolayısıyla Almanya"da son yirmi yıl içerisinde gelişen olayları değerlendirdiğimizde ilk önce enazından STASİ"yi irdelememiz gerekir.

Bilindiği gibi Doğu Almanya İstihbarat Servisi STASİ"nin Doğu Berlin"in Normanan Caddesi"ndeki merkezi, 1991 yılının Mart ayında takriben 15 bin kişilik bir halk kitlesinin umulmadık saldırısına uğradı. Özellikle STASİ merkezdeki ajanlar o gün çareyi kaçmakta buldu. Ama bunun yanında hangi belgeleri kimlerin almak istediğini bilmek isteyen STASİ ajanları, istihbarat merkezini terk etmeden önce bütün odalara gizli kamera yerleştirmişti.

Kamera görüntüleri daha sonra kırimoloğlarca izlendiğinde bu kalabalığın ilk önce Batı Almanya ve ABD odalarına dalarak bütün dosyaları imha ettiği görüldü. “Aynı kalabalığın içindeki küçük bir grup ise belgeleri imha etmek yerine dışarıya kaçırıyordu. Bunlar başka ülkelerin ajanlarıydı. Türkiye, Yunanistan ve İran odalarında ise hiçbir aktivite yoktu” Mit Doğu Berlin"de o gün derin derin uyuyordu. Oysa bizim Türk ajanların o gün ilgi duymadığı Türkiye odasında 1970-1990 yıllarına ait 9 bin 822 Türk"ün dosyası bulunuyordu. Cebinde Türkiye Cumhuriyeti kimliğini taşıyıp STASİ hesabına çalışan Doğu Alman köstebekleriydi bunlar. Bunların bir kısmı daha sonra dokunulmazlık zırhına bile malik oldu. Halen bunlardan bazıları mekik dokuyorlar.

Durum şimdide çok vahim. Sadece 1970 ile 2007 yılları arasında batı Almanya için toplam 52 bin 644 kişi köstebeklik, ajanlık, muhbirlik yapmış. Örneğin adam sadece amcasının oğlunun vizesinin uzatılması veya sosyal yardım dairesinden problemsiz sosyal yardım alabilmek karşılığında bile alman istihbarat birimlerine bilgi sızdıran Türkiyeli vatandaşlarımız olmuş ve halende var.

*

Bu arada Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu meselesinede bir insanhakları savunucusu olarak değinmek istiyorum.

Necip Hablemitoğlu'nu öldürme emrini kim verdi?

Alman vakıfları ile Avrupa Birliği uyum yasaları içinde yer alan vakıflar yasası konularında çeşitli araştırmaları bulunan Hablemitoğlu, çalışma alanına ilişkin Türkiye'de ve yabancı ülkelerde sempozyum, panel gibi toplantılarda sayısız konferanslar verdi, çeşitli televizyon ve radyo programlarına katıldı. Kendisinin MİT"in genel başkanlığına getirilmesini arzu edenler vardı. Bu gelişmeden ise Turbo Kapitalist bir güç, çok çekiniyordu, çünkü Hablemitoğlu´nun MİT in genelbaşkanlığına gelmesi onların Türkiye"yle ilgili çıkarlarına uygun düşmüyordu. Zira O güçlü bilgiler sayesinde önemli yazılar yazmıştı.

Siyasi görüşlerim kendisiyle çok konuda ayrı. Örneğin Kürt meselesinde, çok ayrı. Buna nazaran belirtmek isterimki Hablemitoğlu tek başına, turbo kabitalits bir devletin Sivil Örümcek Ağlarının yaptıkları bazı kirli işleri bütün dünyanın gözleri önünde belgelerle dile getirdi. Sivil Örümcek Ağları ise köstebekleri vasıtasıyla Hablemitoğlu"nu fiziken imha ettiler.

Türkiye"deki istihbarat kuruluşları, “Almanya"nın Türkiye içindeki “Beşinci Kol” faaliyetlerinin farkında mıdırlar? Farkında olmaları gerekir. Hablemitoğlu mücadele eden bir bilim adamıydı. 18 Aralık 2002'de evinin önünde öldürüldü. Cinayetin üzerinden altı yıl geçmiş olmasına karşın, olayda en küçük bir aydınlanma işareti yok. Bu meş'um olayı, cürüm dünyasının karanlıklarına terk edmemek gerekir.

Necip Hablemitoğlu'nu öldürme emrini kim verdi, sorusuna cevap bulabilmek içinde bu olayda “Almanya"nın Türkiye içindeki “Beşinci Kol” faaliyetleri ve Sivil Örümcek Ağlarının yaptıkları hukuken araştırılmalıdır, diye düşünüyorum.”

Sonuç

Nazi Almanyası tarihin gördüğü en zalim ve acımasız rejimlerden biridir. Bu rejimi ortaya çıkaran ırkçı ve faşist ideolojinin bir kez daha hortlamaması, insanlığa tekrar felaketler getirmemesi için dünya çapında mücadele yürütülmelidir.

Bu yazı toplam 8151 defa okunmuştur
Tarihi gerçek
 // Bünyamin Badıllı
Hocam, sizinde belirlediğiniz ğibi, Almanya’nın yahudilere karşı yaptığı soykırımı korkunç üstü korkunç bir tarihi gerçektir. Bunu kendi belgeleri ve uluslararası mahkemelerin zabıtları da doğrulamaktadır. Aynısı şimdi almanyada yaşayan yabancılara karşı Alman derin devleti tarafından sistematikmen uyğulanıyor. Solingen, Ludwigshafen bunun birer ispatıdır....
12 Ekim 2008 Pazar 17:31
Fırınlarda yahudileri yakdılar
 // Kerem KOLAT
“10 Ekim 1944 Nazi katliamı: 800 çingene çocuk sistematik bir şekilde Auschwitz kampında öldürüldü”
Nazi kodamanlarının Nurenberg Mahkemesinde yargılanarak çoğunun idam cezası aldığı sıralarda geniş çapta ortaya çıkan ve sayıları 24 kadar olan Toplama Kamplarında 6 milyondan fazla insanın aynı şekilde fırınlarda boğularak, yakılarak ortadan kaldırıldığı belirlenmiştir. Gerek bu emirleri verenlerin ve gerekse bu toplama kamplarının yöneticilerinin itirafları doğrultusunda işin gerçek olduğu ortaya çıkmıştır. Nazi liderlerinden ve Nurenberg Mahkemesi mahkumlarından Hitler’in Silahlandırma Bakanı Spir, hiç gizlemeden, öbür Nazi liderleri gibi inkara da kalkışmadan büyük bir açık yüreklilikle yaptıkları bu soykırımları açıklamıştır. Aynı şekilde bu mahkemelerde yargılanan diğer sanıklar da soykırımı doğrulamışlardır. Kaldı ki bu toplama kamplarından sağ olarak müttefikler tarafından kurtarılanlar da tanık olarak suçları doğrulamışlardır. Üstelik Spir mahkemeler sırasında son sözleri sorulduğunda büyük bir açık yüreklilikle şu ifadede bulunmuştur:
Büyük utanç...
“Alman milleti aradan on bin yıl da geçse bu büyük insanlık suçunun utancını üzerinden atamayacaktır. Bu utancı bütün Alman nesilleri büyük bir suçluluk içinde gelecek asırlara da beraberlerinde taşıyacaklardır...”
Hitler’den sonra Almanya’yı yöneten Gros Amiral Karl Doentz de anılarında aynı konuya temas ederek der ki:
“.. Ben mert bir asker olarak ancak mertçe düşmanlarımızla savaştım. Bu soykırımlarından eğer haberdar olsa idim kesinlikle karşı tavır koyardım. Bu kahpece ve utanç verici olayları insan olarak tasvip etmemiz mümkün değildir...”
Nurenberg yargılamalarında en az cezayı da bu iki kişi almıştır. Onar yıl ile kurtulmuşlardır.
Aradan geçen uzun yıllar içinde Almanya’da ve dünyada çok şey değişmiştir. Ancak bir tek şey değişmeden kalmıştır o da Alman derin devletinin hitler döneminde şimdide türklere ve almayada yaşayan yabancılara karşı işlediği soykırımıdır. Ludwigshafendeki olay bunun bir ispatıdır....
12 Ekim 2008 Pazar 17:27
Almanya'da 'Türk yakma' modası
 // Zafer ARIKAN
Değerli Hocam, makalenizden dolayı sizi kutlar ve sayğıyla ellerinizden öperim. Bildiğiniz ğibi son günlerde Almanya'da 'Türk yakma' modası yaygınlaşıyor. Evet, toplama kamplarında milyonlarcası birden yakılmıyor, ama sonuç olarak insanlar yakılıyor ve ateş düştüğü yeri yakarmış.
İlk yangında beşi çocuk dokuz kişi yakıldı. Tekil bir olaydır dendi, üzerinde fazla durulmadı.
Fakat o günden beri sürüp giden Türk yakma eylemleri yaygınlık gösterir gibi.
Alman polisi ve hükümeti 'Benim sorunum değil' der gibi kayıtsızca bakıyor olup bitenlere. Alman polisi önlem almak bir yana, karakola gelen bir Türk gencini dayak atarak öldürdü ve tavrını açıkça ortaya koydu.
Yangınlar devam ediyor. Bu kayıtsızlık sürerse devam etmeye de devam edecektir....
01 Nisan 2008 Salı 10:29