Erkan Çapraz / Gerçeklerle Yolculuk

AKP bir ileri iki geri

22 Aralık 2011 Perşembe 00:06

“Kürt kimliğinin tanınması çok önemli bir konudur. Bu bir insan hakları konusudur... Türkiye'de yaşayan bir insan, 'Ben Kürdüm ve bu kimliğimle iftihar ediyorum. Ben bu gerçeğimle tanınmamı istiyorum' dediği zaman, bizim buna saygı göstermemiz, bunu kabul etmemiz gerekir… Geçmiş dönemlerde inkârcı ve asimilasyoncu bir inanç böyle yapmamış olabilir. Onların da Türkiye'nin bugün başına neler açtığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bir insan kendi kimliğinden şeref duyar… Kürt meselesi veya Kürt kimliği, 3 sene önce, 30 sene önce, 20 sene önce ortaya çıkmış bir kimlik değildir. Kürtlerin varlığı en az bin seneden beri bir gerçektir. Bunu inkâr edemezsiniz. Bunu inkâr ederseniz 80 öncesine döneriz, 80 sonrasına döneriz… Bir insanın kimliğini inkâr etmek o insanı inkâr etmek demektir. Kendisini Kürt kimliği ile Arap kimliği ile Boşnak kimliği ile artık ne gelirse aklınıza... Hepsi, kim, ne varsa bu topraklar üzerinde kendi kimliğini rahatlıkla söyleyecektir. O kimliğe saygı duyacağız. O kimliğin bütün kültürel haklarını, Anayasal haklarını vereceğiz, tanıyacağız.”

Bu sözler dün TBMM’deki bütçe görüşmelerinin sonunda Başbakan Erdoğan’ın yerine hükümet adına söz alan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a ait. Arınç bu sözleri dile getirdikten sonra AKP ve BDP sıralarından alkışlar yükseldi.

MHP lideri Bahçeli görüşmelerin ardından gazetecilerin karşısına geçti ve; “Eğer Başbakan Yardımcısı'nın bu konuşmaları Hükümetin görüşü ile bağdaşıyorsa, örtüşüyorsa, Hükümetin yapacağı bir tek şey var; KCK operasyonlarını durduracak, Güneydoğu Anadolu'daki PKK ile mücadele eylemlerini durdurup, BDP, PKK ne diyorsa, Bülent Arınç aracılığıyla onu yerine getirmesi lazım” dedi.

PKK’nin kurucularının oluşturduğu gençlik hareketinin öncülerinden Haki Karer Arınç’ın ifade ettiği ‘Kürt kimliği’ne sahip çıktığı için 18 Mayıs 1977'de Antep'te öldürüldü. O güne kadar bir gençlik hareketi olan grup bu ölümün ardından PKK’yi kurdu. Öldürülmesi, PKK’nin kuruluş gerekçelerinden biri olarak sayılan Haki Karer’in adı daha sonra örgütün eğitim kamplarına verildi. PKK Karer’i ‘ilk şehit’ olarak sayıyor.

Arınç yaptığı konuşmasında, ‘PKK’yi yaratan' bazı nedenlerin geçmiş yıllarda olduğu gibi artık suç saymaması gerektiğini söylüyordu. İnkâr politikalarına son verileceği mesajı olarak algılanabilir. Bu güzel bir gelişme olur ancak bir yandan da hükümetin ‘imha’ politikaları sürüyor. Daha geçen gün Başbakan’ın bir diğer yardımcısı Beşir Atalay KCK operasyonlarının hükümetin planı olduğunu ve kararlılıkla devam edeceğini söyledi.

Bu iki açıklamadan anlaşılan şu; Hükümet daha düne kadar görüşmeler gerçekleştirdiği PKK’yi tamamen Kürt sorunundan ayrı bir yere koymaya çalışıyor. PKK ve Kürt siyasi hareketine teslim olmamaları durumunda ölüm ve cezaevleri adres gösterilirken ayrı bir başlık olarak değerlendirmeye aldıkları ‘Kürt sorunu’nda ise Kürtlere tüm haklarının tanınacağı mesajı verilmeye çalışılıyor.

Bahsi edilen hakların verilmemesinden kaynaklı oluşan örgütün lideri şuan devletin elinde. Bu örgüte yönelik operasyonlar son teknoloji silahlarla devam ediyor. Kürt milletvekilleri, avukatlar, gazeteciler, aydınlar, siyasetçiler bir bir cezaevlerine dolduruluyor. On binlerce kişi, haklarında açılan davalar nedeniyle hukuk mücadelesi veriyor.

AKP iktidarı, ne zaman Kürtler ve Kürt sorunuyla ilgili olumlu bir mesaj verdiyse hemen ardından kıyametler koparıyor, bir sürü olumsuz vaka yaşanıyor. Arınç’ın, bugüne kadar hükümet tarafından Kürt sorunu ile ilgili sarf edilen en önemli cümleleri işte bu gerçeklerin gölgesinde kalıyor.

Bu nedenle de bu sözlerin gereğinin yapılıp yapılmayacağı merak konusu. Bahçeli’nin dediği gibi, acaba bu söylemleri hükümet kabul edecek mi, yoksa bu sadece nabız ölçmek için bir politika mı?

Yoksa kandırma ve oyalama taktiği mi?

Yine Bahçeli’nin ifade etmeye çalıştığı gibi, eğer gerçekten hükümetin görüşü bu ise operasyonların biran önce durdurulması ve diyalog ortamının geliştirilmesi lazım.

Ölümler, gözaltı ve tutuklamaların sürdüğü bir ortamda anayasada yapılacak birkaç düzenleme de Kürt sorunun çözümüne yetmeyebilir. PKK’yi Kürt sorunun dışında tutmak pek akıllıca bir iş olmaz. Çünkü PKK’nin Kürt sorununun bir sonucu olduğu artık saklanamayacak kadar ortada duran bir gerçek.

Zira birkaç düzenleme ile uluslar arası kamuoyunda ‘Kürtlerin haklarını verdik’ izlenimi yaratmak nafile bir çaba olur.

Baydemir’in dediği gibi ‘imha politikaları’ devam ederse hükümet elini tutacak tek bir Kürt politikacısı bile bulamayacak.

* * *

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oya Tokgöz’ün ‘Temel Gazetecilik’ kitabında gazetecilik için, “Çağdaş demokrasilerde, gazetecilerin kamuoyunun bağımsız temsilcisi olma görevini yüklendikleri ve sorumlulukları bulunduğu konusu üzerinde durulur. Bu bakımdan da, basın, yasama, yürütme ve yargının yanında dördüncü bir güç olarak kabul edilir. Gazeteciler bu yaklaşımın gereği toplum adına toplumu denetleyen bir kamu denetçisi konumundadırlar. Karmaşık toplum yapısı içinde birbirleriyle iletişim kurmakta güçlük çeken kesimler arasındaki bağlantıyı gazeteciler sağlar” der.

Geçtiğimiz gün 40’ın üzerinde basın çalışanı gözaltına alındı, bazı ajans ve gazete büroları basılarak tüm arşivlerine el konuldu. Türkiye’de birbirleriye iletişim kurmakta güçlük çeken kesimler arasındaki bağlantıyı sağlayabilme ve başta Kürtler olmak üzere birçok kesimin taleplerini, düşüncelerini aktarmalarına ülkedeki tüm medya kuruluşlarından daha fazla imkan sağlayan kurumlardandı bu basılan yerler.

XIX. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren toplumda yüce amaçları olan bir meslek olarak kabul edilen gazetecilik Türkiye’de neredeyse ‘terör suçu’ sayılabilecek bir meslek olarak görülecek. BİA Medya Gözlem Raporu'na göre Türkiye'de 66 gazeteci cezaevinde. Bundalardan biri Hakkari'den. Yine Hakkari'den 2 gazeteci de KCK ile bağlantıları olduğu iddiasıyla tutuksuz yargılanıyor.

Ece Temelkuran’ın köşe yazısında sarf ettiği, “Dünyadaki terörist sayısının üçte birini Türkiye'den çıkarmayı başaran, bu teröristleri de Deniz Gezmiş anmasına katılmak, şemsiye sahibi olmak, poşu takmak ya da Lenin'in kitabını okumak gibi sebeplerden "üreten" bir mekanizma içindeyiz. Olan budur!” sözleri ülkede olan biteni anlatmaya yetiyor diye düşünüyorum.

Muhalif sesleri sindirmeye çalışan hükümet yakında ‘özel yetkilerle’ donattığı kendi gazetecilerini yaratırsa hiç şaşırmayın. 

Hükümetin basına yönelik politikasının gidişatı bunu gösteriyor. 

Bu yazı toplam 47051 defa okunmuştur
sorun asimile politikaları
 // ferxi73
sorun mu sorun hala kürtleri inkar,imha ve asimile politikaları kürtlerin en doğal hakkı olan kimlik,dil kültürlerini özgürce yaşamak istemeleri ama malesef ki devlet bunu biz kürtlere çok görüyor.başbakan almanya vatandaşı olan 1-2 mil. türke ilk önce anadilinizi öğrenin demesini biliyor ama türkiyede bulunan 20 25 milyon kürt vatandaşın dilini inkar edebiliyor işte sorun budur işin gerçeği akp devleti 12 eylül faşizminin yeni versiyonu o zamanlar ölüm listeleri dolaşıyordu şimdi ise siyasi operasyonlarla kürt seçilmişler tutuklanılıyor..kalktılar trt 6(kürtçe kanal)yı açtılar.ama hala devletin mahkemelerinde kürtçe bilinmeyen dil olarak geçiyor bu ne yaman çelişkidir.daha sayamadığım bir sürü örnek işin gerçeği söz konusu kürtler olunca a...
05 Şubat 2012 Pazar 21:47
anlamadım.
 // sorun
kardeşlerim yazıyı ve yorumları okudum.ALLAH aşkına bu konu ile ilgilenen gerçekten kürt sorunu çözülmedi çözülmez diyen ama gerçekten konuya hakim bilgili siyasi olmayan bir kürt kardeşim bana şu kürt sorununu bir anlatsın.ALLAH İÇİN RİCA EDİYORUM.Şu kürt sorunu nedir Türkiyede çok açık ve net bir cevap bekliyorum.Dürüstçe mertçe bunu biri bana açıklasın.Ben ve benim gibiler bunu anlamakta zorlanıyor.Tamam geçmişte bazı olumsuzluklar yaşanmış bunu kastetmiyorum.Şu anda sorun nedir Mert ve ön yargısız bir dosttan bu sorunu bana anlatmasını rica ediyorum....
27 Ocak 2012 Cuma 11:29
10:00
 // mixemmed
atifhan diye yazan kisi ,Kurmanc ile Dimil (zaza) arasina nifak sokuyor lehce ile millet farkli seylerdir. bende dimilim ( ez ji dimila) ve hepimiz Kurd milletiyiz...
01 Ocak 2012 Pazar 10:00