Mehmet Dinç

Akil İnsan Lami Özgen’le

20 Nisan 2013 Cumartesi 14:05

"Bu defa inancım tam," diyor Lami Özgen.

Salon hınca hınç dolu… Koltuklarda oturanlar kadar, merdiven basamaklarında, salonun kenar boşluklarında da insanlar ayakta izliyor sahneyi. "Mardin Diller ve Dinler Korosu" nun sunduğu dört dillin ve üç dinin ilahi ve türkülerini dinliyoruz. Sahnede, beyaz elbiseler içinde, seslerini müziğin ritmiyle terbiye etmiş devasa bir kadro var. Üç inancın duaları, bir birinin sesini ezmeden tüm coşkularıyla arda arda yankılanıyor. Dinler ve diller hiç olmadığı kadar birbirine saygı ve sevgiyle yaklaşıyor bu gece. Son günlerde Türkiye’de esen olumlu hava Mardin’de halkların birbirine daha fazla kenetlenmesi olup çıkıveriyor. Bölgede çalışmalarını sürdüren “Akil İnsanlar”ında bu gece salonda olması, daha fazla bir saygınlık, daha fazla bir sevincin hissedilmesine neden oluyor. Ortada karnaval havası var. Ya da bayram havası…

Konser bitiminden sonra, herkes “Akil İnsanlar”a yaklaşıyor. Genç kuşak Yılmaz Erdoğan’ın çevresini sarıyor. Orta kuşak insanların tercihleri ise değişiyor. Kimisi Yılmaz Ensaroğlu’nun çevresini sarıyor, kimisi Etyen Mahçupyan’ın, kimisi Mehmet Emin Ekmen’in, kimisi de KESK genel başkanı Lami Özgen’in çevresini sarıyor… Herkes kendini tanıtmak, bölgede on yıllardır yaşanan savaşla ilgili bir şeyler söylemek istiyor…

Saatler bayağı ilerliyor… Salonun dışına çıkıyoruz. Mehmet Emin Ekmen, arabamızın bulunduğu yere kadar gelip, uğurluyor Lami Özgen’i…

En güzel sohbetlerin yollarda yapıldığına inananlardanım. Bizde Lami Özgen’le giriyoruz sohbete. “Akil insan” komisyonunun Mardin ve Diyarbakır’da yaptığı temaslarda nasıl bir izlenim aldığını soruyoruz.

Her zamanki Vakar duruşunu bozmuyor. Çok düşünen, az konuşan biri Lami Özgen: “Bölge bir heyecana girmiş durumda,” diyor. “gittiğimiz her yerde, insanlar bu savaşın bir an önce bitmesini istiyor,” diye de ekliyor. İnsanlar bunu isterken de taleplerini de dile getiriyorlar, diyor. Eskiden, haklarımızı verin deniliyordu; şu an ise haklarımı istiyorum deniliyor. “ Bu durumKürt toplumun ne kadar bilinçlendiğinin bir göstergesi,” diyor. Görüşülecek o kadar kurum, o kadar insan var ki birinden ötekine yetişmek için çok seri hareket etmek zorunluluğundan bahsediyor sonra da. Bir den “Akil İnsanlar”ı toplumun içinde dolaşan güzel bir yemeğin buğusu olarak düşünüyorum. Herkese, güzel yarınların habercisi tatlar, duygular, güven ve heyecan hissettiren bir buğu…

Oslo sürecine dönülür mü başkan diyoruz? Bu saatten sonra rüzgâr ters eser mi? Yine vakar duruşunu bozmuyor.” Bu defa olmaz. Kim bu yoldan dönerse büyük kayıplar verir.” Ve ekliyor “Bu defa, çözüme dair inancım tam,” diyor. Bu sözün üzerine susuyoruz artık.

Gecenin bu saatinde Diyarbakır yolu zifiri karanlık, tek tük araba geçiyor yanımızdan, ya da karşımızdan. Virajları dönerken, arabanın farları, çölde gezen bir çobanın elinde sağa sola sallanan kocaman bir fener gibi bir algı oluşturuyor bende… Yıllar önce olsaydı, bu karanlıkta giderken, gecenin sessizliğinin bizi meçhule götürebileceği düşüncesine kapılabilirdik. Bunu Lami Özgen’le de paylaşıyoruz. Yine vakar bir şekilde tebessüm ediyor. “uzağa gitmeye lüzum yok,” diyor. “daha bir yıl önceydi, Türkiye’nin en köklü konfederasyonunun başkanı olmama rağmen, Silvan yolunda üç panzerle yolum kesildi. Hiç tanımıyorlarmış gibi “kimliği belirsiz kişiler, elinizi başınızın üzerine koyup dışarı çıkın” denildi. Gözaltına alınıp oradan Ankara’ya götürüldüm,” diyor.

Peki, başkan bu sorun çözülecek mi diye tekrar sorduk:

“Bu defa inancım tam,” dedi. “Bu sorun diyalog ve müzakere yoluyla çözülecek,” dedi.

Saat gece yarısıydı. Diyarbakır’a varmıştık. Biraz oyalandıktan sonra, Lami Özgen’i kalacağı evin önüne kadar götürdük. İçimiz rahat etmedi, apartman kapısından içeri girmesini bekledik… Gerisin geri Mardin yoluna girmiştik yine. İstemsiz konuşan bir ruh haline girmiştim. Sağıma dönüp bir daha sorma isteği duydum:

Sahi sorun çözülecek mi Hamdullah?

Bu yazı toplam 8291 defa okunmuştur
Çözüm
 // Ahmet Serhadi
lami özgen, yıllardır ankara da yaşayan biri. politikayı da yakından takip eden, içinde olan biri. tespitleri yerinde olur. kesk myk sı biraz lami başkanı kıskanıyor galiba.....
23 Nisan 2013 Salı 14:13
ACAY
 // METİN
Eline ve düşüncene sağlık Mehmet'ciğim. Yazını okurken sürükleyici edebi anlatımından etkilenmemek mümkün değil...
Girilen süreçte, umutlu olmak, tarafların samimiyetiyle değerlendirilmelidir. Kürt tarafın barışı tesis etmek için samimiyetini sorgulamaya hacet yok. Lakin Devlet ve hükümetin samimiyeti konusunda ciddi endişeler taşıyorum. Zaten Akil İnsan'ların sürece barış adına dahil edilmesi, daha çok iktidarın samimiyetsizliğini, Akil İnsanlarla örtbas etme çabasıdır. Akil İnsanlar üzerinden samimi gibi gözükme çabası akil insanların itibarından yararlanmaktan başka bir şey değildir. Bu yoldan dönüldüğünde her zaman olduğu gibi kaybeden Kürt'ler olacaktır. Umarım yanılırım......
21 Nisan 2013 Pazar 20:16
FİYASKO
 // CELEMÊRG/EGE
Katılanlar fiyasko diyor.Söylenenlere göre 5-10 bin kişi varmış.Bütün egede 1ay boyunca çalışma sonucu o kadar insan toplayabildiler.İZMİR Newrozunda kürtler ve tüm barış severler 60bin kişi topladı.Demek ki ege de savaş değil,barış istiyor....
21 Nisan 2013 Pazar 00:29