İrfan Sarı

Ağzına biber sürerim

11 Mart 2008 Salı

Şu sıralar, ikili ya da grup sohbetlerde en çok öne çıkan ezber söylem “önemli (hassas) bir süreçten geçiyoruz” şeklinde geçiyor. Bunu milliyetçisinden demokratına hatta liberaline dek her kes dillendiriyor.

Evet, şüphesiz ki önemli bir süreçten geçiyoruz.

Hatta o kadar önemli bir süreçten geçiyoruz ki önümüze geleni dövüyoruz.

Dünya ticaretinde önemli bir yeri olan tütün ürünleri gelirleri bu gün itibarı ile büyük patron ABD"nin elinde, yetmemiş gibi bir de diğer ülkelerin tütün ürünleri üretim ve pazarlama merkezlerini de kendi vatandaşlarının şirketlerine aldırmakta. Bu yöntemle mekanizmasının manevra alanlarını hem genişletip hem de uzun vadede elinde tutmaya plan koyuyor.

Malumunuz üzere Türkiye"de de TEKEL diye bir kurum vardı.

Tekel, çaktırılmadan böyle bir şirkete kısmen de olsa satılmış oldu. Ve bilindiği üzere ülkenin önemli bir gelir kaynağı olan tütünün Türkiye"de birçok yerde yetiştiricisi yıllar önceden kotayla karşı karşıya bırakılmış ve bu günün planının temeli atılmıştı.

İnsan sağlığı üzerinde zararlı etkisi uzmanlarca da tespit edilmiş bu bitkinin gerek Türkiye"de ve gerekse dünya üzerindeki aktif ve pasif içicisi çoktur. Dolayısıyla ekonomik pazarı da büyüktür. Bu büyüklükteki bir pastayı birileri yapacaksa Türkiye vatandaşlarının bundan zararı varsa faydalarının da onlarca elde edilmesi gerektiğine dair görüş birliği çıkar ortaya.

Ancak tekel işçilerinin bu husustaki hak talepleri polis barikatına takılıp coplanmaya götürülmüştür. Oysa o bir kamu kuruluşu çalışan grubuydu ve poliste bu anlamda kamu kuruluşu çalışanları konumundaydı.

İnsan tabiatındaki suçluluk psikolojisi gereği kaba güç gösterimi burada ve başka yerlerde hemen önümüze çıkıyor.

Üniversitelerdeki öğrencilerin yani ülkenin beyin takımının yetişeceği yerdeki genç kuşağın talepleri de her seferinde ya jandarma ya da polis engeline takılmaktadır. Bu engele takılan çocuklar halkın çocukları ve bu engeli yaratanlar ise halkın çocuklarının güvenliğini sağlayacak maaşlı kamu görevlileri.

Hal böyle olmasına rağmen, ağızlara biber sürülme kaçınılmaz oluyor.

Ve kadınlar.

Alanlardaki söylemleri açık hava boşluğunda kaybolup giderken etraftaki güvenlik akıllarda durgunluk yaratır cinstendir…

Ve insan hakları savunucuları, sokağa çıktığında

Ve demokratik hakkını kullanıp meydanlarda açıklama yapanlar.

Newroz kutlamaları.

1 Mayıs kutlamaları.

Velhasıl her yerde polisiye tedbirlere başvurunun aslında siyasi iktidarların kendini muhafaza etmekten başka bir şey olmadığının göstergesidir.

Sus…

Yoksa ağzına biber sürerim.

Deme yerine düşün, konuş, tartış söylemi gerekiyor.

Artık bu güne kadar gelen anlayışın kendini yenilemesi gerektiği vurmakla, kırmakla, hapise atmakla çözümün olmadığı kanaatini yaratmak lazım.

“polis göstericilere müdahale etti, gaz bombası kullandı, panzerlerle tazyikli su sıkıldı.”
Söyleminin ne kadar can acıtıcı olduğunu bilmek lazım, keza gösterici halktır, halkı korumakta devletin işidir.

Mesele eğer ağza biber sürmek olacaksa bunu en iyi yapacak kesim halktır.

Bu yazı toplam 8086 defa okunmuştur
ey heval
 // kenan baran
yazılarını okuyorum vede çok ders çıkarıyorum senin gibi aydınlara ihtiyacımız var...kürt sorununa biraz daha değinmeni istiyorum saygılar...
14 Mart 2008 Cuma 23:51
devlet
 // kekê
Gerçekten devletin ilk çıkışının sebebiyeti halkı korumak ve yaşanabilir bir ekolojiyi korumak olsada olaştığımız yüzyılda en çok halka ve ekolojiye tahrip veren canavar konumundadır. Keşke ağzına biber sürerim diyecek kadar merhametli olsa. Kaldıki tanrıyıda arkasına alarak yapamadığı çirkinlik ve girmediği günah kalmamıştır.EİNSHTEİNİN sözü sanırım anlamını bulmaktadır "DEVLET TANRININ YERYÜZÜNDEKİ CİSİMLEŞMİŞ HALİDİR"...Devlete itibar etmeyin yoksa sürerim axzınıza....biberi........
14 Mart 2008 Cuma 13:34
Kulak çınlatan
 // Enver Özkahraman
Değerli hocam
"Ağıza biber",başlığı,bana göze Urfa isot'unu çağrıştırmıştı ve bir karikatür karalamıştım ki bu gün haberlerde insana küçük dili yutturacak "KULAK
ÇINLATMA AYGITI"haberi ile pes dedim..
Ağzına biber sürerim
Gözüne Urfa İsotu sıkarım
Kulaklarını çınlatırım haa..
Üç maymunları çağrıştırmıyormu..Bütün bunlar..
Kalemine bin kez kuvvet,eline sağlık,diyorum.....
13 Mart 2008 Perşembe 18:33