İrfan Sarı

Ağu

20 Haziran 2012 Çarşamba 23:27

Bir ton üzülsek de bir tek can geri dönmez.

Hıçkıra hıçkıra ağlasak ve yanaklarımızı seller hesabı yaşlar götürse ölen bir tek çocuğumuza bir daha sarılabilme şansımız kalmamıştır.

Ölen ve öldüren iklimden coğrafyamıza geriye evine ateş düşmüş aileler ve tarifsiz bir acı kalmıştır.

İki gün öncesinde cezaevi denilen fakat Guantanamo kampını andıran yerde yanarak can veren insanların ölümlerinden çıkan acıdan kurtulamadan yaşanan şu Dağlıca olayı ülkenin karman çorman olan gündemini yeniden ölüm tartısına koydu.

“Vatan sağ olsun”

Bilmediğimiz şey! o çocuklar hayatını kaybedince nasıl “vatan sağ oluyor”

Üzülünce vatan nasıl sağ olmuyorsa genç vatan evlatları da ölünce vatan sağ olmuyor işte.

Kurşunlanmış, kanamış, yaralanmış, kefenlenmiş, tabuta konmuş genç bedenlerden başka bir şey kalmıyor geriye.

Gündemi ölüm! Gündemi şiddet! Gündemi matem! Gündemi büyüyen öfkeli bir vatan kalıyor geriye.

Vatan sağ olacaksa o gençlerin hayatının baharında ölmemesine bağlı olarak sağ kalır.

Gerisi teferruattır!

İllaki yaşayacak o çocuklar.

Vatan barış olunca vatan olur. Kavgası, çatışması, kargaşası, kindarlığı ile bir vatan hep yaralı hep ıstıraplı ve hep belalı olur ancak.

Gördünüz işte, silahlardan çıkan kurşunlar, karşılıklı birbiri vurmak için çıktı. Hayatını kaybedenlerin sayısı ile basın kamuoyunu yatıştırmaya çalıştı.

“Biz bu kadar, diğeri biz şu kadar vurduk” diyordu sanki.

Nasıl bir körlüktür bu?

En çok öldüren diğerini yenmiş mi olacak şimdi?

Nedir bu ölüm ile teskin olan kabalık, vahşilik.

Kendinize dur deyin! Kendi içinizdeki vahşiliği öldürün. Yoksa bu kin sizi öldürür.

Kimse üzülmesin ve karalar bağlamasın bu saatten sonra! Başka ocaklara ateş düşmesin diye herkes kendi kıyısından normalleşmeye katkı sunsun, herkes kendi kıyısından çaba sarf etsin, herkes kendi evinin önünü süpürsün.

Çünkü her ölüm ülkeyi barıştan uzaklaştırıyor.

Her ölüm gözlerin gerçeği görmesini engelliyor.

Üzüntü ve hüzün sağlıklı düşünmenin önünü kesiyor.

Yukarıda yazılanlar savaşın mirasıdır. Bu miras sahibinin başını yer. Çatlaklar derinleşir bu mirasla, sızmalar olur ve boğulur ülke.

İnsanlar ölümün eli ensesinde yaşamayı sürdüremezler.

İntikam duygusu demire dadanan pas gibidir.

İntikam zehirdir damarlara enjekte edilmiş.

Kekre bir ağudur!

Gökyüzünün ve yeryüzünün bütün güzellikleri adına bu ağudan içirmeyin artık çocuklarımıza.

Ne ağlayın, ne ağlatın… Yaşatın insanları!

Bu yazı toplam 5403 defa okunmuştur
silah bırakma
 // herdem demhat
arkadaşlar pkk silah bıraksın ama denildiği kime kime bıraksın ve sen sürekli bütün teknolojinle imkanlarınla pkk'yi bitirmeye çalışırken ona silahları bırak demen doğru değildir. nihayet onlarda bırakmıyor zaten. aslında onlara diyorsun ki bırak silahı gir bir vadinin derinliklerine bekle ben geleyim seni uçak, tank, top ve kimyasallarla imha edeyim eeee buda imkansız yine bütün umutlar bu kanlı ortamın durulup barışın gelmedir hepinize saygılar...
23 Haziran 2012 Cumartesi 10:15
SİLAHLAR (mı) BIRAKILSIN (?)
 // AVA AZADİ....
Ölümleri durdurmak çok kolay:Pkk silah bıraksın, ölümler hemen durur!
Sonra,siyaset yolu ile hak arama tek yol olarak kalacak.Sesinden, kalabalığından korkarlarsa hakları verirler!! Korkmazlarsa-bıkmazlarsa, vicdanlarıda yoksa bağırman ve siyasetin beş para etmez buz gibi asimile olup gidersin
Devlet diyor ki paralel bir devlet örgütlenmesini(KCK)kabul etmem, müteşşebisleri içeri tıkarım ve tıktımda
Pkk diyor ki,tıkarsan bende öldürmeye devam edecem
Demek bu direnmeler devam ettiği sürece bu kan da durmayacak..
Çünkü bir şeye İKİ EL UZANIYOR
Birinin oluncaya kadar bu kanın duracağı temennileri boş bir hayalden öte değil ve olamaz
Onbinlerce ölü ve sıramızı titriyerek bekliyoruz
Şimdi vatan sağ olsun diyenler ön sıralarda ve......
22 Haziran 2012 Cuma 23:00
En kısa zamanda,umarım.
 // ORHAN YILDIZ-İngilizce Öğretmeni
Benim de mutlaka eklemek istediğim pek çok şey var...ama algı,bakış açısı ve dilek o kadar kusursuz ki...aynen katılıyorum.saygıyla....
21 Haziran 2012 Perşembe 13:37