İbrahim Genç

Afrika ve Mandela

07 Eylül 2009 Pazartesi 01:30

Günümüz Afrika kıtasına baktığımızda yoksulluk ve yoksunluğun dünyanın her yerine göre çok yüksek olduğunu görüyoruz. Büyük sömürgeci yönetimlerin insanlık dışı uygulamaları sonucu açlıktan insanların düştüğü durum da ortada. Özellikle Sanayi Devrimi’nin tetiklemesiyle, 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra artan sömürgecilik ve buna bağlı olarak gelişen milliyetçilik çağının, “efendi-köle”sini yarattı. Kapitalist-emperyalist mantalite kâr hırsı ile hareket edip halkları sömürmeye ve köleleştirmeye başlarken kendine “köleler” yaratmış ve kendisi de “efendi” durumuna gelmiştir. Bunu da imkanlardan yoksun yerlerde yaşayan halklar üzerinde egemenlik kurmak şartıyla kolayca başarabilmiştir de. Özellikle artan üretime yeni pazarlar açmak ve üretimi daha ucuz iş gücüyle sağlamak için katı uygulamalara girişilmiştir.

Batı kaynaklı sömürgeciliğin özellikle yoksul Afrika kıtasında yerleştirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Büyük şirketlerin daha fazla kâr hırsı için Afrikalı çocukları köle olarak çalıştırdığı ve gerektiğinde katliamlara başvurduğu da insan hakları savunucuları tarafından dile getirilmektedir. Çünkü oraya yerleşen yeni yönetim, zencileri yeni sömürge düzenine alıştırmak amacıyla çeşitli zorlayıcı tedbirlere başvurmaktaydı: vergiye bağlama, halkları belirli yerlere yerleştirme, köyleri bir araya toplama, zorunlu çalışma yükümlülüğü vb. Bütün bunların sonucunda ise kıta Afrika’sı bugün bile hâlâ kapitalist anlayışın geride bıraktığı sancıları çekmektedir. Özellikle etnik çelişkilerin derinleştiği Afrika’da çeşitli dönemlerde iç savaşların da çıktığını biliyoruz: Angola (1975), Nijerya (1960), Burundi, Uganda, Raunda (1962). Bunların yanında Moritanya’da Mağripliler ile zenciler arasındaki çatışmalar ve Güney Afrika’da beyaz yönetime yönelik verilen mücadelede de etnik kökenlidir. Bunların sonucunda batılı sömürgecilerin kıta Afrika’sını şekillendirmek için çizdiği yapay sınırlar, daha önce birbiriyle savaşmış zencileri bir araya getirme görevi de görmüştür. Bu da beraberinde halklarının önderliğini yapacak liderlerin çıkmasını sağlamıştır. Bu liderlerden bir tanesi de Güney Afrikalı insan hakları savunucusu Nelson Mandela’dır.

BİR DAVA ADAMI : NELSON MANDELA

İnsan hakları savunucusu olan Güney Afrikalı Nelson Mandela, Temmuz 1918’de Umtata / Transkei’de doğar. Babası Zosa (xhosa) dilini konuşan Tambu kabilesinin şefi Henry Mandela’ydı. Uzun süre madenlerde işçi olarak çalışan Mandela, siyahların girebildiği Forth Hare University Collage’i ve daha sonra Witwatersrand Üniversitesi’ni bitirerek 1942’de hukuk diploması aldı. Mandela, ülkenin ilk siyah avukatı olmuştu.

Irkçı Beyaz yönetime karşı mücadele veren yerli halkın kurduğu Afrika Ulusal Kongresi’ne (ANC) 1944’te katılan Mandela, daha sonra Kongre’nin Gençlik Birliği’ne başkan seçildi ve kısa süre içinde siyahların kurtuluş mücadelesinin liderlerinden biri konumuna geldi.

1948 yılına gelindiğinde Güney Afrika’da Beyaz yönetimin ırkçı politikaları artmıştı. Bu sebeple de 1948’den sonra Mandela, iktidardaki Ulusal Parti’nin (NP) ırk ayrımı politikalarına karşı eylemler örgütledi. Buna karşılık Beyaz yönetim 1956 – 61 arasında Mandela’yı vatana ihanetten yargıladı. Çünkü Mandela, Afrika Ulusal Kongresi’nin silahlı mücadeleyi üstlenen yan örgütü Ulusun Mızrağı’nın da kurucusu ve başkanıydı. Özellikle 1960’ta Sharpeville’de pasaport yasalarını protesto eden silahsız halkın üzerine polisin ateş açması ve yüzlerce kişiyi öldürmesi, Mandela’nın pasif direniş yanlısı tutumunu terk ederek ayrımcı Güney Afrika yönetimine karşı sabotaj eylemlerini desteklemeye başladı.

Bu dönemde uzun süren dava sırasında Mandela, ilk karısından boşanarak kendisi gibi insan hakları yolunda mücadele veren Nomzamo Winnie ile evlenir. Nomzamo Winnie 1956’da Nelson Mandela ile tanışmış ve Mandela’nın 1962’de hapse girmesinden sonra çalışkan ve korkusuz tutumu, konuşma yeteneği ve etkileyici tavırlarıyla Güney Afrikalı siyahların uluslar arası alanda tanınan bir sözcüsü durumuna geldi. Nomzamo da uzun yıllar polisin kontrolü altında yaşamak zorunda kalmıştır ve hakkında birçok kez soruşturma açılmıştır. Kocası Nelson Mandela’nın hapse girmesinden sonra Nomzamo Mandela, yurttaşlık ve kamu haklarından da yoksun bırakılmıştır. Uzun süre Nelson Mandela’nın yanında insan hakları yolunda mücadele veren Nomzamo, korumalarının 1988’de dört siyah gencin dövülmesi ve birinin öldürülmesi olayına karıştığının ortaya çıkması üzerine zor durumda kalır. Nelson Mandela hapisten çıktıktan sonra Nomzamo Mandela, Afrika Ulusal Kongresi’nde aktif çalışmalar yürüttüyse de Nelson Mandela 1992’de Nomzamo Mandela’dan ayrıldığını açıklar. Kısa bir süre sonra da Nomzamo Mandela, ANC’deki bütün görevlerinden çekilir.

BASKILAR ARTARKEN…

Mandela 1962’de yurtdışına çıkarak başta İngiltere ve Afrika ülkeleri olmak üzere birçok ülkede destek aradı. Ülkeye dönüşünde tutuklanan Mandela; örgüt üyeleriyle birlikte izinsiz yurtdışına çıkmak, kışkırtıcılık sabotajlar ve suikastlar düzenlemek gibi suçlamalarla yargılandı. Bu dava sırasında Mandela “Halkının temsil edilmediği bir parlamento tarafından hazırlanmış yasalara uymak zorunda olmadığını” açıkladı. Bunun yanında 1963’te polisin Johannesburg’un kenar mahallelerinden Rivonia’ya baskın düzenleyerek Ulusun Mızrağı merkezinde bir miktar silah bulması, Mandela ve diğer arkadaşlarının “hükümete karşı komploya girişmek” suçlamasıyla yargılanmasına neden olur. Bu davalar sırasında bazı suçlamaları kabul eden Mandela, “Irkçı baskıların Siyahlara zora başvurmaktan başka yol bırakmadığını” belirttir.

Rivonia Davası olarak adlandırılan bu dava neticesinde birlikte tutuklanan arkadaşları daha az ceza almasına karşın Mandela 11 Haziran 1964’te ömür boyu hapse mahkum edildi. İlk hapis yeri Cape Town yakınındaki Robben Adası Hapishanesi olur. Bu hapishanede 1964-82 yılları arasında kalır. 1982’de ise güvenlik önlemlerinin en üst düzeyde olduğu Pollsmoor Hapishanesi’ne nakledilir. Ağır hapis koşulları neticesinde vereme yakalanan Mandela 1988’de hastaneye kaldırılır.

IRKÇI YÖNETİM KAYBEDERKEN…

Mandela hapisteyken Afrikalı yerli halkın desteği sürmekteydi. Bunun yanında ırk ayrımına karşı mücadele veren dünyanın birçok ülkesinden insan hakları savunucusu da Mandela’ya destek veriyordu. Mandela’nın hem ülke içinde hem de ülke dışında büyük bir destek görmesi Güney Afrika yönetimini de bir şey yapmak zorunda bırakıyordu.  Bunun üzerine Mandela, Cumhurbaşkanı F. W.  De Klerk başkanlığındaki Güney Afrika hükümeti tarafından 11 Şubat 1990’da serbest bırakıldı. Mandela serbest kaldıktan kısa bir süre sonra, 2 Mart’ta ANC’nin başkanvekilliğine seçildi. Yaşlı olması ve sağlık durumunun kötüye gitmesi üzerine  Başkan Oliver N. Tambo’nun “ulusal başkan” konumunu üstlenmesi üzerine Temmuz 1991’de Mandela, ANC’nin başkanlığına getirildi.

Ömrünün 67 yılını toplumsal adaletsizliklerle mücadele ile geçiren Mandela, birçok ödül de aldı. 1979’da Cavaharlal Nehru Ödülü, 1981 Bruno Kreisky İnsan Hakları Ödülü, 1983’te UNESCO’nun Simon Bolivar Ödülü aldığı başlıca ödüllerdir. Bunların yanında birçok üniversite tarafından onursal doktorluk unvanı almıştır.

Savunduğu erdemler ve ırkçılığa-asimilasyona karşı verdiği mücadeleden dolayı birçok ödüle layık görülen Mandela, Türkiye tarafından da bir ödüle layık görülür. Türkiye tarafından kendisine 1992’de Atatürk Uluslar arası Barış Ödülü verilmek istense de Mandela bu ödülü reddeder. Bu ödülü reddetmesinin gerekçesini de avukatı vasıtasıyla Türkiye’nin Kürtlere yönelik ayrımcı politikalarını ve insan hakları ihlallerini gösterir ve Türkiye’yi ziyaret etmeyi düşünmediğini belirttir.

Nelson Mandela’nın konuşma ve yazılarının bir bölümü No Easy Walk to Freedom (1965; Özgürlük Yolu Güçlüklerle Doludur), The Struggle Is My Life (1978; Mücadele Hayatımdır), I’m Prepared to Die (4. bas. 1979; Ölmeye Hazırım) adlı yapıtlarında toplandı. Mandela’nın yapıtlarından bazıları Özgür Bir Güney Afrika (1986) ve  Irk Ayrımı (1990) başlığıyla Türkiye’de yayımlanmıştır.

Güney Afrika’nın efsanevi lideri olan Mandela’nın doğum günü, her yıl birçok ülkede çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. En son geçen Temmuz ayında Mandela’nın 91. doğum günü kutlandı.  Nelson Mandela Vakfı ve Mandela’nın cezaevi numarasını taşıyan AIDS ile mücadele vakfı olan (46664), ilk cumartesi gününü Mandela Günü ilan ederek, hayranlarına bu günü iyi şeyler yaparak geçirmeleri çağrısında bulundu. Mandela Günü, 119 ülke tarafından desteklenmektedir. Dünyanın birçok ülkesinde Mandela’nın doğum gününde ırkçılık ve AIDS ile mücadeleyi içerek çeşitli seminer ve konferanslar düzenlenmektedir.

KAYNAKÇA :
1 – Thêma Larousse (Tematik Ans.), Milliyet yay. Cilt 2, Sf: 210-212
2 – Ana Britannica, Hürriyet yay. Cilt 21, sf: 411-412
3 – Büyük Larousse (Sözlük ve Ansiklopedisi), Milliyet yay. Cilt 15, sf: 7748

Bu yazı toplam 6818 defa okunmuştur
kendini zenci zannedenlere
 // hozan
kendini türkiyenin zencisi zannedenlere sadece gülüyorum. herhalde avrupaya sığınma için giderken böyle bir analoji kurmuşlardır. mandelanın derdi etnik milliyetçilik değil sosyal ve ekonomik eşitlikti. onun derdi siyahlarla beyazların aynı okulda okuyamaması, memuriyet verilmemesi, söz haklarının olmamasıydı. halbuki kürtlerin bir kısmı tam tersini istiyor, ayrışmak istiyor....
08 Eylül 2009 Salı 09:00
zenciler ve asimilasyon
 // mali
zenciler asimile edilmeye çalışılmamıştır aşağıdaki arkadaşın dediğinin aksine. tam tersidir. zenciler "biz de güney afrikalıyız" demelerine rağmen beyazlar aralarına almamış, farklı okullara gönderilmiş, frklı işlerde çalıştırılmış, farklı mahalllerde yaşatılmışlardır. kürtlerin durumu tam tersi. kürtler tam tersi farklı okul, bölge, dil ve yönteim isitiyor. biz farklıyız diyor....
07 Eylül 2009 Pazartesi 20:24
gerçekçiye cevap
 // gewerime
dürüst habercilikten bahsediyorsun..çünkü yorumun yayınlanmasından süphelisin.ben de sana şunu diyecem o süphelerin kaynağı sakın sizin o faşist haber yapan siteleriniz olmasın.çünkü onlar ideolojisine uygun yorumları yayınlayıp uygun olmayanları yayınlamıyorlar.bunu ben defalarca şahit oldum. yorumların hepsi faşistçedir.onlara cevap yazıyoruz ama yayınlayan yok. siz bizi kendinizle karıştırıyorsunuz.Kürtçe'de bir deyim var:
xala dızı hemukes dıze 'hır...
07 Eylül 2009 Pazartesi 19:35