Bedri Çallı

Adil ERDOĞAN’ın Yazısı (Büyük Rezalet) Üzerine

2005-10-26 21:34:08
Sevgili Adil hocamın Büyük Rezalet başlıklı yazısının tümüne katılmakla beraber, sözü edilen konularla ilgili bildiklerimi ve görüşlerimi ifade etmek istiyorum. Yazıda birincisi diye sözü edilen Sayın Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN’ın Anadolu’nun 80 ilini geçip Hakkari’den başlaması bana göre de iyi bir mesajdı ve bu hareketin Hakkari halkı tarafından desteklenmesi ihtiyacı vardı. Bu davranışın Hakkari halkı için onur verici olduğunu bende kabul ediyorum. Ancak o günkü çirkin karşılamayı yapan insan sayısı 270 bin nüfus içerisinde 20 yada 50 insan ise, acaba bu yanlış karşılama bütün bu topluma mal edilebilir mi? Sayın hocam çok doğru bir cümle kullanmıştır. “Bu karşılamanın acısını sosyo-ekonomik ve kültürel velhasıl her yönüyle çekiyoruz” şeklinde beyan etmektedir. Bu cümle doğru, ancak Hakkari halkının da tasvip etmediği küçük bir topluluğun bu davranışı karşısında, bu kadar kin duyması acaba ne derece doğrudur ve bir devlet adamına yakışan bumudur? diye sormak gerek. Yine aynı yazıda ikincisi olarak belirtilen Sayın Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK’in 18 tane bürokratı ile Hakkari’ye yaptığı üç günlük çalışma ziyaretidir. Bunda Adil hocam ilimize gelen Bakan veya yetkililerin halkla görüştürülmemelerini güvenlik nedenlerine bağlıyor. Hocam kusura bakmayın ben sizin bu görüşünüze katılmıyorum. Sayın ME. Bakanı Hüseyin ÇELİK ve heyeti, resmi kurum amirleriyle bile bir araya getirilmedi. Sivil toplum örgütleri, veliler, muhtarlar, eğitime ilgi duyan insanlar ve sizin de sözünü ettiğiniz Hakkari halkından sakladılar. Fakat bunun nedeni katiye güvenlik sorunu değildir. Devletin güvenlik güçleri ilimize gelen bir heyeti kurumada aciz olduğuna inanmıyorum. Gelişlerinin son gününde sivil toplum örgütleri olarak Sayın Bakan ile görüştüğümüzde, bu hataların Sayın Bakan ve heyetinden kaynaklanmadığına hep beraber şahit olduk. Kendilerine sunduğumuz üç tane rapor dosyasını aldığında “keşke dün gece beraber olsaydık, hem katkı sunardınız ve hem de şimdi bu dosyaları sunma gereği kalmayacaktı” şeklinde söyledi. Bu söze cevaben “efendim bize bu imkan verilmedi, zaten STK.lar olarak bizim bu konuda sitemimiz var, çünkü bizler dışlandık” şeklinde kendisine aktarılınca, “söz olsun bundan sonra dışlanmayacaksınız”, şeklinde söyledi. Bu demek oluyor ki bu senaryolar, Hakkari Valiliği ve İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz tarafından hazırlanmış ve sahnelenmişti. Bu senaryonun sahnelenmesinin bir tek nedeni vardır. O da, onlara boyun eğmeyen bazı insanların çıkıp yüksek sesle hatalarını ve eksiklerini göz önüne sermelerini önleme çabalarıydı. Eğer eğitime susamış ve her olumsuzluğun altında eğitim yetersizliğini gören birilerinin bu heyetle bir araya gelmeleri sağlansaydı, küçük uğraşları için basını arkasına takan bazı yetkililerimizin sesi kısılabilirdi. İkincisi diye adlandırılan sorunun devamında Öğretmen evinde güya yaşanan rezalettir. Güya dememin nedenine gelince, çünkü ben yıllardır bir çok sivil toplum örgütü kurcusu ve yöneticisi olarak bu sorunu yeni öğrendim. Acaba bunu kaç tane Hakkari’li biliyor. Bazı yetkililerimizin halkın iradesini yok sayma çabalarını biliyorum, ancak bu son yaşanan rezaleti yeni öğrendim. Hocamın da değindiği gibi Sayın ME. Bakanı Hüseyin ÇELİK’in onuruna verilen iftar yemeğine İl Belediye Başkanı ve Parti başkanının davet edilmesi ve kendilerine protokol da yer verilmemiş olması, Hakkari halkına karşı çok büyük bir saygısızlıktır. Hiç kimse halkın özgür iradesine ipotek koyma hakkına sahip değildir. Bu davranışı protesto etmenin yolu Sayın Belediye Başkanı tarafından, Sayın Bakan’a ve Milletvekillerine durumu arz etmesi ve kendilerine bu durumu protesto etmek üzere iftar yemeğinden ayrılacaklarını belirtmek olmalıydı. Hiç kimseye çaktırmadan oradan ayrılmaları bir bu kadar hataydı. Ki ben bunu yeni öğreniyorum. Bende bir üçüncü sorunun yaşanmaması umuduyla, hoşça kalın diyorum. 26.10.2005 bedricalli@mynet.com bedricalli@hotmail.com
Bu yazı toplam 3374 defa okunmuştur