İskender Kahraman

Acem Oyunları Ve Paris’te Dans

21 Ocak 2013 Pazartesi 19:16

Acem siyaseti, buz pistinde çivili ayakkabılarla dansa benzer; fakat ‘senin’ ayakların çıplak iken. Sofraya çağırır, yemeğine zehir katar; yüzüne güler, arkandan bıçaklar.

Cellâttan aman dilenmez. Acem oyununda gün olur devran dönmez! Ve sonra ne mi olur? Mazlum olan sen, ölen sen olursun; katleden ve terörist de senin adın kalır.

Eşkıyaya, duldacıya, kaçakçıya çıkar adın. Sonra vurdular bizi, katlettiler derler.

Malum, seçim yaklaştı ve ufukta bahar kokusu belirdi.

Ebeleme oyunlarıyla haşir neşir ‘Türk Hükümeti nazarında’ yakın günlerde yine, başta Kürt Sorunu olmak üzere, her konuda güzel gelişmeler, harika şeyler olacak!

Görünen köy kılavuz istemez, yine tanıdık senaryolar, bildik söylemler gündeme gelecek.

Ütülü ütüsüz,  yetkili yetkisiz her gelen barışmaktan, ateşkesten, İmralıyla görüşmekten bahsedecek.

Ve kendi aralarında güzel konuşma sanatına yaraşır yarışmalar düzenleyecekler.

Ele güne nam salmış iyilik meleği Arınç biryandan, doğunun gülü Çelik bir yandan güzellemeler dizecek.

Nağme nağme dökülen şarkı sözleriyle her ağızdan bal damlayacak.

Malumatları yerine getirmek için boynu kıldan ince anlı şanlı Türk basını da bundan nasipsiz kalır mı?

Egemenlerine itaat etme geleneğinden olsa gerek, onlar da Kasımpaşalı babayiğidin naralı sözcüklerini kapmak için birbirlerini ezecek.

Doğrusu, bu ‘çok iyi şeyler olacak’ güzellemeleriyle süslenmiş filmi daha önce izlemiştik. Akabinde de memleketin her yönüyle kan revan içinde kaldığını…

Hatırlanacağı gibi aynı şekilde bir taraftan ‘müzakere ediliyor, konuşuluyor’ iddiaları vardı. Her yetkilinin ağzından dökülen nağmeler kirli savaşta yürekleri nasır tutmuş ana babalara umut olmuştu.

Diğer taraftan görüşmeler, müzakereler yapılıyor teranelerine paralel olarak onlarca insan öldürülüyordu. Binlerce kişi hapislere tıkılıyordu.

Uzun görüşmeler sonucu varılan ateşkesin uygulanması için Türkiye’den geri çekilen gerillaların yollarına kurulan pusulalarla 600 ün üzerinde PKK üyesi öldürülmüştü.

Habur’dan gelenleri tutuklamayacağız denilerek ‘devlet sözü’ verilmişti. Ama gelenlerin her biri onlarca yıl ceza aldı.

Vesselam acem siyaseti, Kürtlerin bir provokasyona gelmeleri ya da hataya düşmeleri için ellerinden geleni ardına koymadı.

Sonuç ise perşembenin gelişi çarşambadan belli. Yani, ‘masadan biz kalkmadık, onlar devirdi masayı’ suçlamaları…

Sonra, aynı filmin tekrarı… Ana babaların sevinç gözyaşları kan yaşlarına dönüşüyor.

Şimdi ne olacak?

Daha önceki adımlarla tasfiye edilemeyen PKK boşa çıkarılmaya çalışıldı, tutmadı. İkinci adımda BDP boşa çıkarılmaya çalışıldı, kısmen başarı elde edildi ve yalpalama devam ediyor. Şimdi ise Abdullah Öcalan boşa çıkarılmaya çalışılıyor.

Gerçi, Hükümet, ‘yeni bir süreçten bahsetmek yanlış olur, şimdiki görüşmeler eskinin devamı niteliğindedir’ diyor

Fakat, külliyen yalan. Her müzakere söyleminin artık tasfiye amaçlı olduğu ayukka çıkmış durumda. Bu sefer ne PKK ne diğer Kürtler ne de başkası inanmamalıdır bunlara.

Çok uzağa gitmeye gerek yoktur. Bir iki yıl önceki politikalara bakıldığında bunların basit ve bayatlamış taktikler olduğu görülecektir.

Yeri geldiğinde tetikçilerine dahi hakim olamayan ve onları her fırsatta Kürtlerin üstüne salan ve hiçbir taahüdünü yerine getirmemiş olan bir yapıyla memleketin, daha doğrusu Kürdün hangi sorunu çözülebilir?

Daha önce yaptıkları gibi yine şimdiki masadan kalkmak için (eğer masa kurulmuşsa!) ellerinden geleni ardlarına bırakmayacaklar. Sonra da Kürtler masayı devirdi diyecekler.

Bunun emareleri şimdiden belirdi. Yani, pratikleştirdikleri provakatif icraatları da bunu doğruluyor.

Yakın zamanda görüşmeler tekrar başladı söylemleriyle birlikte Lice’de kimyasal silah iddialarıyla 10 PKK gerillası öldürüldü, (31 Aralık 2012) 

Bunlarla beraber sadece birkaç gün içinde 30 ‘un üzerinde PKK gerillası öldürüldü.

Siyasi tutuklamalar daha da çoğaldı. Operasyonlar kat be kat artırıldı.

Hala merasimler eşliğinde Kürt dağlarına tonlarca bomba bırakılıyor.

Avrupa’nın merkezinde, Paris'te, üç sığınmacı Kürt siyasetçi kadın suikasta uğradı. (10.01.2013 Paris) Moskova’nın ortasında siyasi bir Kürt iş adamı suikasta uğradı.

Dolayısıyla Kürtlerin, şimdiye kadar hiçbir sözü yerine getirmeyenlerin ‘çok güzel şeyler olacak’ söylemlerinin kan kusturma anlamına geldiğini bilmelidir.

Şu an koca dünyada 208 ülke var. Bunlardan 40 ının nüfusu bir milyonun altındadır. Avrupa birliğine üye olan Lüksemburg, Malta ve Kıbrıs’ın nüfusları yarım milyondan azdır. Fakat 50 milyondan fazla Kürt vardır.

Buna rağmen Kürtler, henüz geçmişin küllerini savurmuş değil. Ve şimdiye kadar Kürtlerin tarihten yeterince ders çıkarmadıkları aşikârdır.

Son zamanlarda her ne kadar siyasi kabiliyetleri kısmen de artmış olsa da karşısındakilerin oyunlarını tam olarak algılayabilme aşamasına geldikleri söylenemez.

Şimdi, can alıcı husus şu: Bu arada Kürtler ne yapacak?

Kürtler eskiden yaptıkları gibi tuzağa düşme hevesleriyle ‘bekleyelim de bu sefer bunlar bize ne verecek’ diye bekleyecekler mi? Ve her eleştireni de ihanetle, süreci baltalamakla suçlayacaklar mı bilinmez!

Ama Abdullah Öcalan’ın boşa çıkıp çıkmayacağını ya da yapılan hesapların tutup tutmayacağını Kürtlerin sergileyeceği tutum ve gösterecekleri siyasi kabiliyetlerinin belirleyeceği kesindir.

Barış ne zaman olacak sorusuna gelince; Kürtler, ‘bekle gör politikaları’ndan vazgeçip gündem yaratmaya başladıkları zaman; yani, Kürtler ne zaman siyaset yapmayı öğrendilerse barış o zaman olacak.

Bu yazı toplam 14522 defa okunmuştur
kısmen doğru.
 // sedat pepe
bu hükümet her ne kadar acem siyaseti olsa da yine bişeyler yapmak istiyor. ama gel gör ki bundan öncekiler hiç bişey yapmadılar. paris'teki olayı da nefretle kınıyorum. Bunun kimin yaptığını inan herkes çok iyi biliyor. ama Rahmetli birand'ın dediği gibi BİRAZ SUSMAK gerek....
22 Ocak 2013 Salı 12:00
doğru söze ne denir.
 // metin ozan
tc.nin yaptığı yap işlet devretme modeli bu halk ne zamanki etkiye tepki verdi o zaman barış gelir.şu an için kürt halkının böyle bir iradesi yoktur....
21 Ocak 2013 Pazartesi 19:53