Ümit Yazıcıoğlu

Abdullah Öcalan'ın çözüm önerileri

05 Nisan 2013 Cuma 16:06

Kürt sorununun 1999 yılından itibaren gelmiş olduğu uluslar arası arenadaki siyasi boyutları, Öcalanın Türkiyeye neden verildiğinin, nasıl yakalandığının ve bundan sonra ne olacağının perde arkasında yatmaktadır.

* * *

Ülkemizde halkımız acıları, ölümleri değil, sevinçleri konuşmak istiyor. Silahların değil fikirlerin, siyasetin konuşmasını istiyor. Zira geleceğimize nasıl bakacağımız geçmişimize nasıl bakacağımızı belirliyor. Dolayısıyla devlet yetkilileri ve değerli Öcalan arasında devam eden görüşmeler, 21 Mart 2013 Newroz Günü Sayın Öcalan’ın Amed’te geniş bir kitleye yaptığı açıklama ile yeni bir noktaya geldi. Bu manifestoda dikkati çeken birden fazla nokta var. Bütün toplumu, gençliği, kadınları, etnik grupları, inanç gruplarını kucaklayan bir açıklamadır.

Bu manifestodan dolayı yoğun tartışmalar yapılıyor. Öcalan'ın İmralı'da devlet başkanı gibi muhatap alınarak, diplomasi masasına oturtulması kıskanıldığı için Öcalan eleştiriliyor. Bazıları kendilerini Öcalan´ın yerine koyamaz onu anlayamazlar. Öcalan´ın barış çağrısını, siyasi tavır ve görüşlerini hep eleştirirler. Ama bu eleştiriler, daha ziyade çağdaş batı düşüncesi diyebileceğimiz bir tarzda veya hümanist değerleri ön plana çıkaran bir temelle yapılmıyor. ÖCALAN´ın hakkına saygı göstermeden - gerçeklerle bağdaşmasa bile daima kendilerini haklı göstererek - en gözde ve tek olmak isteyenler, Öcalanla ilgili derinlikten ve temelden yoksun eleştiriler dile getiriyorlar. Bu aslında sürpriz bir gelişme değil.  Barış ve çözüm sürecine karşı bazı empereyalist cevrelerin yönlendirmesiyle yapılan yersiz eleştiri ve karalama kampanyasıdır. Bu yersiz eleştirilerin Kürt meselesinin çözümüne herhanği bir faydası yoktur. Bu karalama kampanyasını yapanların, akan kanın durması, Kürt sorununun çözülmesi için herhangi bir ciddi önerisi, planı, projesi ve arkasında yürütebildiği belli bir kitle gücü var mıdır? Hayır yoktur.

Bugün Öcalan'a yaklaşım Kürt halkına yaklaşımdır. Kürt sorununa yaklaşımdır. Kürt sorununun çözümünü isteyenler Öcalan'ın düşüncelerinede saygı duymalıdırlar, çünkü biz Kürtler herkesten çok sorunun çözümünü istiyoruz. PKK’nin Kürtlerin meşru temsilcisi imiş gibi görüşmeler ile meşrulaştırılmasına da halk olarak karşı değiliz, gelsin ovada siyaset yapsınlar.

Öcalan ile yapılan görüşmelerinin son derece önemli ve hayati görüşmeler olduğunu bilmekde yarar var. Bu sürecin hukuki, sosyolojik ve  siyasi boyutları var. Siyasi  boyutlarının hak alanı anlamında hukuki yönleri var. Bu bağlamda yakında zaten kendileri yeni bir mektup daha kaleme alaçak, gençlerin ölmemesi ve bir damla daha kan akmaması için sınır dışına gerillanın çekilmesini, anaların artık gözyaşlarının dinmesini, hükümetin başlattığı yeni sürecin tıkatılmamasını, barış sürecinin önemini ve değerini örgütüne daha detaylı bir şekilde anlatacaktır.

* * *

Şu anda Anadolu genelinde kardeşliğimizin büyüdüğünü ve ebedi olacağını görmek mümkündür. Akil İnsanlar heyeti kuruldu. Çözüme yönelik Oslo görüşmelerinin ardından MİT Müsteşarı Hakan Fidan´ı geçen yıl yakalayıp içeri atacaklardı, hakkında açılmak istenen soruşturmayı Başbakan Erdoğan, Siyasi riski alarak  önledi, onun teslim olmaması için bütün adımları attı. Görüldüğü gibi daha dün, TBMM'ine, ''Çözüm Sürecini Araştırma Komisyonu'' kurulması için başvuruda bulunuldu. Niyet Kürt sorununu çözmek, PKK’lilerin silahı bırakıp sınır dışına sağ salim çekilmesini sağlamaktır.

Hepimizin bildiği gibi ülkemizdeki 1925'den bugüne kadar devam eden savaş, savaşı biz istiyoruz diye başlamadı. Halklarımız arasında gerçekleşmesi zaruri olan barış ise, halklarımız barışı istedikler, için  olacaktır. Savaş kolaydır, fakat  barış zordur, zor olana ise tüm halkımız talibiptir. Savaş, ister gerilla türünden olsun, ister klasik savaş koşullarında uygulansın. Anadolu’da Kürt sorununu çözmeye yararlı bir araç değildir.  Dolayısıyla silah değil siyaset işlemelidir. ‘‘Silahları bırakın…, Silahlı mücadeleden demokratik mücadeleye geçiş yapıyoruz. Bu mücadeleden vazgeçmek değil yeni bir mücadelenin başlangıcıdır‘‘, sözüne itiraz edecek halimiz yok.

Özgürlükçü, demokratik bir anayasanın yapılması ve bu yeni anayasada Kürt realitesi, Kürt kimliği ve dili kabul edilerek Kürdistan coğrafyasında yaşayan Kürtlere federatif idari-siyasi statü verilmelidir. Bu bağlamda Devlet idaresi modernleştirilerek, Başkanlık sistemine geçiş yapılarak, büyük şehir belediye başkanlıkları birleştirilerek, Bölge belediye başkanlıklarının  yerel yönetimler yasasında yapılacak değişiklikler sonucu kurulması yakındır, kaaanatindeyim.

Yaşasın halkramızın kardeşliği.

PS:

O gür saçları dertden, çileden ağarmış büyük Kürt Filozof. Bu gün bir yıl daha bitti, ama sakın üzülme zaman çabuk geçiyor diye. Unutma ki herkes aynı şeyi yaşıyor. Hayatın tüm kötülüklerinin senden uzak olmasını dilerim. İyi ki varsın ve iyi ki dostumsun!

65'inci doğum günün kutlu olsun.

04.04.2013 / Istanbul

Bu yazı toplam 17330 defa okunmuştur
Son Karar
 // Kasım Koç
BDP doğuda sadece 7 almış 23 ile özerklik istemektedir. İnsanlar doğudan batıya o kadar iç içe geçmiş ve doğudan çok batıda kürt var. Bir sınır çizmeye gerek görmüyoruz. Batıda ki Kürt ün bir böyle ihtiyacı yoksa doğudakinin de yok. Bir mahallede kürt, türk, laz, çerkez, arap varken herkese kendi dilinde eğitim veremeyiz. Ayrıca insanların birbirleriyle anlaşabilmesi için resmi dil bilmeleri gerekir, bunu da resmi dilde eğitim veren devlet tarafından sağlanır. Yer isimleri de resmi dilde olmalı ki insanların hepsi okuyabilsin, yer, yön sorabilsin. Bizimki makul açıklamadır...
24 Nisan 2013 Çarşamba 15:23
Niye Öcalan’la çözülüyor” hasedi
 // Hasan Ulus Tatoslu
''Niye Öcalan’la çözülüyor” hasedi, geçmişten kalma kimi çekişmeleri de yeniden su üstüne çıkarıyor. O tarafın çözüm karşıtlarında da en güçlü motivasyon, çekememezlikmiş. Türk ya da Kürt siyasi çevrelerinden hangisinde olursa olsun sonuç değişmiyor. “Niye ben değil de o” cümlesi, makul analizlere oturmayan, anlamlandırması zor bütün tepkileri açan bir ingilizanahtarı. ‘30 yıllık sorunu çözen adam’ payesini, barış getirmenin şan ve şerefini kaptırmayı hazmedemiyorlar kısacası....
09 Nisan 2013 Salı 10:34
devlet
 // kadir tosun
Niye federasyon istiyorsunuz ki direk devlet olsun, devlet olalım deyin, uzatmaya gerekte yok bu sureci, yoksa devlet kuracak bilgi,deneyim, cesaretimiz mi yok....
08 Nisan 2013 Pazartesi 20:59