İbrahim Genç

75 AKP'li Kürt!

20 Haziran 2010 Pazar 15:52

Türkiyeli her yurttaşın ülkemizdeki en temel amacı bu güzelim topraklarda gönlünce yaşamaktır. Toprağın yağmur sonrasındaki kokusunu derin derin içine çekmek… Uzayıp giden ovalarda açan rengarenk çiçeklere bakıp bir türkü söylemek, şiir yazmak… Bunları ve daha başka güzel şeyleri isterken gençler, birilerinin siyasi hesapları yüzünden her gün ölüyorlar. İşin acı tarafı da Türkiye olarak ölümleri kanıksar hale geliyor olmamız.

Tabi yavaş yavaş bir savaş psikolojine girişimizin ve savaşı durduramayışımızın üç temel nedeni var: Birincisi sorunları çözmesi gereken iktidarın (devletin) yanlış ve kandırmaca politikaları, ikincisi medyanın Türk halkını eksik veya yanlış bilgilerle yanlış yönlendirmesi, üçüncüsü de Kürtlerin sorunun çözülmesi noktasında birleşememesi, Türklerde tek ve net bir algı yaratamaması ve bu yüzden ortaya çıkan muhataplık sorunu.

Ben burada Kürtlerle ilgili olan üçüncü “neden” üzerinde durmak istiyorum. Çünkü bazı Kürtlerin, özellikle de Kürtlük bilinci olmayanların, duruşu bu sorunun çözümü noktasında bir engel olarak duruyor. Bu aynı zamanda Türk halkının da kafasını karıştırmakta ve farklı istemlerde Kürt profilleri ortaya çıkmaktadır. İşte bu yüzden de ne zaman Kürtlerin kültürel ve siyasal haklarından bahsedilse hemen “yahu iş ortağım Kürt, arkadaşım Kürt, Kürtlerden Başbakan olan var şu var bu var” laflarını duyarız. Klasik ve çoğu zaman da dar düşünen kimseler bunu sürekli olarak dile getirir. Tabi bu yüzden de kafalarında “iyi Kürt” ve “kötü Kürt” profilleri dolaşır.

Bana göre işin vahim tarafı da bunun ülkeyi yöneten kimseler tarafından sürekli olarak dile getiriliyor olması. Bu noktada Başbakan Erdoğan harika bir örnek sanırım. Zamanında yabancı basına güya ülkemizde Kürt sorununun olmadığını anlatmak isterken “Bakın ben Türküm, eşim Arap. Hiçbir sorunumuz yok” diyordu. Ki şimdilerde de Kürt sorunun asıl muhataplarını bertaraf etmek için sürekli “AK Parti’de 75 Kürt milletvekili var” ifadesini kullanıyor. Bu da bir nevi “Kürtlerin sorunları yok, olsa bu milletvekillerim var, onlar söyler” demeye getiriyor.

Peki AKP’li bu 75 Kürt milletvekili nerdeler? Kürtlerin menfaatine denebilecek bir istemleri olmuş mu? Mecliste “Kürt” olarak mı bulunmuşlardır? Çocukluklarında kulaklarını dolduran Kürtçe masallar ve efsaneleri hatırlayıp da “ana dil”lerine sahip çıkmışlar mıdır? Kendi halklarının yaşaması için ana dillerinde kütüphanelerin, okulların, bölümlerin, müzelerin olması gerektiğini hiç düşünmüşler midir?

Açıkçası sanmıyorum; çünkü AKP’li Kürt vekillerin temel derdi mecliste olmak ve koltuk sahibi olmak. Ki müthiş bir hiyerarşik yapı olan AKP içinde düşüncelerine de zincir vurulmuş durumda onların. Hatta yakından tanıdıklarım da var. Mecliste bulunduğu süre zarfında neler yaptıkları da ortada. Her şeyden önce Kürt coğrafyasından çıkan AKP’li vekiller, yandaşları ve aileleri tarafından bir torpil (referans) kapısı olarak algılanıyor. Hani “Ankara’da dayım var” hesabı! Tabi Allah’tan korkarım, genelleme yapmak istemem ama çok da haksız sayılmam. Bazı istisnalar vardır muhakkak; ama onları da göremiyoruz ne yazık ki!

Oysa kendilerini gösterebilirler; çünkü Ankara’da kendi bölgelerinin vekilleri olarak bulunuyorlar. Yoksa bir siyasi partinin liderine biat etmek için orada değiller. Sonuçta hiyerarşik devlet düzeninde kurumların birbirini denetleme mekanizmaları var. Bu bakımdan TBMM’nin bilgi edinme ve denetim yolları olan yazılı-sözlü soru önergesi, genel görüşme, meclis araştırması, gensoru, meclis soruşturması; parti veya vekiller için önemli olanaklar sunuyor. Her ne kadar bu denetim yollarından çoğu parti grupları düzeyinde kullanılsa da her milletvekili tek başına yazılı-soru önerge verebilir. Hükümetin denetlenmesi için önemli olabilen yazılı-sözlü soru önergeleriyle gözden kaçan veya ihmal edilen sorunlara işaret edilebilir ve bu şekilde Bakanlar Kurulu ya da herhangi bir Bakan uyarılmış olur.

Özellikle sorunların çok olduğu bir bölgenin milletvekiliyseniz o zaman bu denetim yollarına en çok başvuran siz olmalısınız. Tabi kendi halkınızın dertlerini kendinize dert edinmişseniz. Bu anlamda AKP’li Kürt vekillerin ne siyasal ne sosyal ne de ekonomik anlamda Kürtler için bir şey yaptıklarını söyleyemeyiz (seçim dönemini hesaba katmazsak). Ki Kürt coğrafyasından seçilmiş AKP’li vekillerin merak ettiğim ve kendilerine dert edindikleri bir durum var mı diye TBMM’nin internet sitesinden biraz araştırdım. Başbakan Erdoğan’ın önlerine koyduğu kanun değişikliklerini imzalamak dışında kendi insiyatiflerinde yaptıkları bir çalışma görmedim. Özellikle yazılı-sözlü soru önergeleri konusunda, eğer gözden kaçırmamışsam, bir şey sormamışlar. Tabi insan merak ediyor, Türkiye’nin en sorunlu bölgesinden çıkan bu vekillerin gözünde Kürtlerin hiç sorunu yok mu? Yoksa AKP Hükümetinin Kürtlerin ve ülkemizin başına örmeye çalıştıklarından hiç mi rahatsız olmuyorlar?

Hani Başbakan Erdoğan partisindeki muhalif seslere karşı diyeceğim, ama başka bölgelerdeki milletvekillerinin kendi bölgeleriyle ilgili soru önergeleri var. Kürt coğrafyasında da AKP Van milletvekili Kayhan Türkmenoğlu’nun bir defa soru önergesi verdiğini görüyoruz. Bu arada Urfalıların sesi güzel diye düşünüyordum ki fikrimi değiştirdim. Çünkü Vanlıların sesinin gerçekten daha güzel olduğuna Gülşen Orhan’ı dinleyince karar verdim. Gülşen Orhan bir türkücü değil, yanlış anlaşılmasın. Gülşen Hanım, AKP’nin Van milletvekili. TRT 6’nın açılışında söylediği “dotmam” türküsüyle şöhret kazanan ve katıldığı her programda kendisine türkü söyletilen vekilimiz. Yahu Gülşen Hanım, halkının bu kadar sorunu varken katıldığın programlarda bu sorunları dile getirmek yerine neden ikide bir ilkokul çocukları türkü söylüyorsunuz? O güzel sesinizde yankısını bulan Kürtçenin sorunları için de bir şeyler yapsanız daha iyi olmaz mı?

Sözün kısası, Kürtler devletten istedikleri şeyler noktasında birleşmeli. Öyle ki bu bütünleşme ile Türk halkının kafasında istemleri ortak olan bir Kürt profili oluşmalı. Asimile olmaktan sıkılmayan hatta gururlananlar da “Bakın ben de Kürt kökenliyim, ama bir şey istemiyorum” diye ortalıkta dolaşarak Türk halkının kafasında saçma bir imaj yaratmasın. Bu noktada meclisteki tüm Kürt vekiller bir şekilde istişareler yapmalı. Çünkü bu sorunun çözülememesinin bir nedeni de Kürtlerin içindeki duyarsız kesimdir.

Diğer yazımızda sevdiğim bir yazarı ve bir eserini değerlendirip Kürtler için bir sonuç çıkarmaya çalışacağız.

Bu yazı toplam 13953 defa okunmuştur
HARAMZADE TACİRLER !
 // hakiki onur
Ecdat zulumkarın , kötünün , vicdansızın karşısında boynunu eğmedi , dik , mağrur , haysiyetli yaşadı . Biz kürtler bu asil soydan geliyoruz , tayyibin , gülün , başbuğun falan yetmişbeş haramzade bezirgan akp ' li kürtmüş vekilin karşısında eğillmeyiz bu böyle biline . Kürt onuruna , tarihine , töresine sonununa kadar sahip çıktı bundan sonrada sahip çıkacaktır . Kürtlerin doğruyu , sahteyi , dostu , düşmanı ayırt etmesi gerek , topyekün birliğini sağlamalı . Akp denen partinin bölgeden bir tane dahi temsilci çıkarmaması için vargücüyle mücadele etmeli . Bu mesele kürdün hayat meselesidir , üç beş yalana , erzağa , süslü kelimelere inanmayın . Bu münafık , ...
24 Haziran 2010 Perşembe 20:33
bu ne mantık yau
 // turkiyeli
Nasıl yani kürtler bir tek bdp ye mi oy vermekli? Bu mantık yau... Gidin allahınızı severseniz. Her kürt bu insanların sorunlara karşı önerdikleri çözümü ve yöntemini beğenmek zorunda mı? Tekçi zihniyeti eleştiriyorsunuz sonra da tekçi zihniyeti dayatıyorsunuz bu ne iş gardaş... Ondan sonra 30 bin insan öldü de onun için şimdi kürt diyebiliyor muşuz? Adam kendi kimliği ile var oldukça allah aşkına nasıl yok sayılacak, yani 10-20 milyon insan kürdüm dediği zaman allah aşkına kim yok öyle bişey diyecek ve 30 bin insan oldü diye diyecek... Yapılan tek şey ben kürtüm ve diğerleri benim düşmanım başka bişey değil......
23 Haziran 2010 Çarşamba 14:41
İdeolojik Paradox !
 // Sinem
Yazınız gerçekten güzel ve okunmaya değer. Öncelikle sizi tebrik ederim olaya bu şekilde farklı bakış açısıyla yaklaşabilmek çok önemli. Fakat şunu da belirteyim ki, burada söylediğiniz şeyler paradoxtan öteye gidemiyor. Şöyle ki, kürtlerin kendi aralarında uzlaşamadıklarını ve karşı tarafa sorunu net bir şekilde aktaramadıklarını ifade ettiniz. Kısmen de olsa haklısınız. Çünkü bir düşünceyi, bir ideolojiyi haykırmak bu düşüncenin ifade edilebilmesi için yeterli değildir. Hele ki, fikri mücadeleden başka anti-demokratik yollara başvurursanız zaten "terör" sıfatını kendi kendinize yüklemiş olursunuz. Bu sebeple sorunu çözmek istiyorsak öncelikle silahlı güçlerin ortadan kalkması lazım !...
22 Haziran 2010 Salı 11:44