Ümit Yazıcıoğlu

19 Ağustos'taki yol haritası

28 Temmuz 2009 Salı

Kürt sorunu, bugün hükümeti en çok uğraştıran meselelerden birisidir. Hükümet Kürt Sorununu inkâr eden bir Türkiye'nin demokratikleşmesinin mümkün olmadığını detaylıca bilmektedir. Dolayısıyla Kürt sorununun çözümü için siyasi açılımların yapılmasının zaruri olduğunu görmektedir. Ortadoğu"da güçlü, istikrarlı ve barış içinde yaşayan bir Türkiye'nin önemi düşünüldüğünde, Kürt sorununun aşılması her zamankinden daha çok kaçınılmaz görünüyor.

Daha değişik bir açıdan devletin bu sorunun çözümüyle ilgili görüşlerini kısa da olsa değerli Cumhurbaşkanı Dr. Gül Kayseri"de bizlere açıklamaya çalıştı. Kendileri "Meselenin  Türkiye'nin kendi sıkıntılarını kendi iradesiyle çözme meselesi olduğunu, tüm bu meseleleri çözmek kendi insiyatifimizle ne kadar gerçekleşirse o kadar doğru olur. Demokratik standartlar toplu şekilde yükseltilince problemler de otomatik olarak zaten çözülecektir. Önemli olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin Türkiye Cumhuriyeti'ne olan aidiyetini pekiştirmektir.” Görüşündeler. Haklılar, o halde şimdi sıra sorunun çözümü için siyasi, kültürel, ekonomik adımların atılmasında.

Kürtler adına ifade edilen taleplerin dikkate alınıp hayata geçirilmesinin demokrasinin gereği olduğu ve şiddetin durmasının bu yönde alınacak mesafeye bağlı olduğu. Sayın Cumhurbaşkanının Kayseri"deki açıklamalarından anlaşılmaktadır.

Doğruları söylemek zordur, risklidir. Ama zaruridir.

Hepimiz biliyoruz ki şuanda Güney Kürdistan"da federalizmle idare edilen (esasında bağımsız) özerk bir Kürt yönetimi bulunmaktadır.

Ülkede ise hem devlet ve hem de silahlı muhalif güçler bu realiteyi kabul etmekte, ayrıca silahlı mücadelenin geçmişte kaldığını, dolayısıyla barışın sağlanmasını kavramış bulunuyorlar.

Clausewitz'e göre her askeri harekâtın siyasi bir hedefi vardır. Dolayısıyla bu ilmi görüşün farkında olan Sayın Başbakan Erdoğan´da 2 Mart 2008 tarihinde Ankara'da yaptığı bir konuşmada Kandile silahlı müdahaleyle ilgili soruları yanıtladığında,  "Tabii ki bunun sadece askeri boyutu yok. Sosyo-ekonomik boyutu var psikolojik boyutu var kültürel boyutu var. Bütün yapılması gerekenlerin hepsini yapacağız." açıklamasında bulundu. O günden itibaren hükümet sorunun siyasi olarak çözümü için aktif uğraş veriyor.

Dolayısıyla Kürt sorununun çözümü için DTP yöneticileri, bilakis Sayın Ahmet Türk ve DTP"li milletvekilleri ciddiye alınarak, kendileriyle hükümet diyalog kurmalıdır. Bu diyalog sürdürülürken, Kürt politikacı Abdullah Öcalan"la devletin yetkili kurumlarının resmen diyalog kurmasının gerekli olduğuna inanıyorum. Açıktan onu muhatap almak belki sakıncalı olabilir. Devlet bu konuda tecrübeli, bir  yol bulur. Bence şu anda yapılmakta olan budur. İki tarafın da bugüne dek söylediklerinden farklı davranma, farklı konuşma zaruriyeti var.

Hükümet meseleyle ilgili siyasi açılımlar yaparken, meseleye dar gözlükle bakmamalıdır. İleriyi berrak görmelidir. Soruna daimi bir çözüm üretmelidir. Bu işin galibi mağlubu yok. Taviz alanı vereni yok. Az kaybedeni, çok kaybedeni yok. Herkes kendi ezberini gözden geçirmelidir.

Bence sorunun çözümü için adil bir yol haritası gündeme gelecek. Onun belli takvimleri olacak. Hükümet yakında detaylı bir paket açıklayabilir.

İlk etapta dağlarda bulunan Kürt gençlerine bir genel af çıkarılarak, onların silahı bırakıp evlerine dönmeleri sağlanmalıdır. Belirttiğim bu genel aftan Kürt politikacı Öcalan dahil herkes yararlanabilmelidir, kimseyi Avrupa"ya göndermeye gerek yok, zaten dağdaki lider kadro Avrupa"ya gitmeyi tercih etmez.

Kürt politikacı Abdullah Öcalan 19 Ağustos 2009"da önemli bir açıklama yapacak. Ben bir düşünür olarak Öcalan'ın not defterinde ne olduğunu merak ediyorum.

Hepimizin istediği Türkiye"deki Kürtlerin içinde yaşadığı koşulların iyileştirilmesi, anayasada haklarımızın tecili ve Kürt diline saygı gösterilmesidir. Yani ciddi siyasi açılımların yapılmasıdır.

Kimse ülkeyi bölmeyi, parçalamayı zaten istemiyor, İmralı"dan açıklama yapan Kürt politikacı Abdullah Öcalan"ın görüşleri objektif olarak değerlendirildiğinde, oun istediği Ortaduğu"daki tüm sorunların çözümü için önerdiği, “Ortadoğu Demokratik Konfederalizmi”dir. Bu görüş hem Kürtler ve hem de Devlet tarafından ciddi ve tarafsız olarak değerlendirilmelidir. Çünkü eşitlik ve özgürlük ideallerine en çok kavuşma şansı verebilecek olan AB"vari Demokratik Konfederal bir idari sistem, hem tarihi ve coğrafi, hem de karakteristik özellikleri açısından Mezopotamya coğrafyasında yaşayan Kürtler ve Türkler için uygun bir politik yapılanma olabilir.

Toplum “başkanlık” “federalizm” veya “bölge belediye başkanlıkları sistemini” detaylı olarak tartışılmalıdır. Başkanlık sistemine geçişle devlet  idaresi modernleştirilerek, büyük şehir belediye başkanlıkları birleştirilerek, bölge belediye başkanlıkları kurulmalıdır. Bir nevi İsviçre"deki Kantonal sistem örnek alınarak Anadolu adilen federalizmle idare edilmelidir.

O halde demoktarikleşen, sekular, özgürlükçü, bir Türkiye aynı zamanda ekonomik anlamda güçlü, bölgesinde söz sahibi, İslam dünyasında lider bir Türkiye olabilir. Arzu edilen aslında  demokratik ve laik cumhuriyet kavramının özlü olarak hayat bulmasında  aranmaktadır.  Bu ise ülkede demokratik sisteme tam ve tutarlı bir geçişle devlet ve toplum düzeyinde karar vermekle mümkündür. Türkiye'nin şu andaki sınırlarının korunması, Kürtler için de  hayırlıdır.

Bu yazı toplam 4634 defa okunmuştur
Demokratik açılım
 // Abdurrezzak Taşkesen
Kürtler, sözde “demokratik açılımla“ emellerine kavuşacaklar ve yıllardır, Türkiye’ye bunca kan, gözyaşına mal olan “Kürt sorunu“ çözülecek, Türkiye de kurtulacak!... Ne var ki sorun o kadar basit değil. Diyelim ki, şimdi Kürtlere özerklik verelim, eyalet sistemini kabul edelim, bugün bütün Türkiye’ye, iş-aş bulmak için dağılan Kürtler, seninde çok takdirettiğn Turgut Özal’ın dediği gibi, pasaport mu alacaklar? İstenilen bu mu?...
12 Ağustos 2009 Çarşamba 12:00
Kürtler “demokratik açılımla“ emellerine kavuşacaklar
 // Ferit Göksu
Şimdi Kürtler, sözde “demokratik açılımla“ emellerine kavuşacaklar ve yıllardır, Türkiye’ye bunca kan, gözyaşına mal olan “Kürt sorunu“ çözülecek, Türkiye de kurtulacak!... Ne var ki sorun o kadar basit değil. Önce; bu sorun eğer istedikleri şekilde, yani Türkiye topraklarının özerklikle ve eyalet sistemiyle biterse, Kürtler kurtulacak ama Türkiye, Türkler ve T.C. bitecek!...
12 Ağustos 2009 Çarşamba 11:45
Kürt Raporu
 // Selim Deringöl
1989 yılında Güneydoğu sorunu konusunda hiçbir siyasal iktidarın cesaret bile edemediği açılımları “Kürt Raporu”yla öne çıkaranlar şimdiki CHP kadrolarıydı... Bölgenin bölücü-dinci-mafyacı siyaset anlayışından kurtulması için çırpınan aynı CHP’ydi... Toplumun feodal cendereden soyutlanmasını, gericilik ve yoksulluğun bölge insanını sefalete ve cehalete sürüklemesini önlemek isteyen de Atatürk’ün partisiydi... Çok önemli bir örnek daha vardı;...
11 Ağustos 2009 Salı 23:50