Özgür Amed

11 maddede Halepçe...

16 Mart 2014 Pazar 11:23

Bugün Halepçe’nin yıl dönümü.

Halepçe her yıl, her anmada derinliği artan ve yürekte hacmi genişleyen bir yara. Yaşam belirtisi gösteren bir bünye için şok olma halidir. Haliyle Halepçe’nin bellek ile derdi sıradan değil, çok çetindir. Ve sınav hep çetin geçiyor,geçecek. Çünkü hala hesap sorulmadı…

Kitlesel bir kınama ve lanetleme halinin çoğumuzda her yıl aynı ezber bilgilerle dolaşıma sokuluyor olması, aslında meseleye tam vakıf olmadığımızın da biraz göstergesi. Bu alanda yapılan yeterli çalışmanın hala olmayışı bir tarafa, var olan gelişmelere-materyallere de ulaşmakta-okumakta yeterli hassasiyeti göstermediğimizi düşünüyorum.

Günün tam olarak neyin sonucu olduğunu Kimyasal Ali’nin sözlerinden verip, arka planı ve nasıl geliştiğini ve bu soykırım olurken olup biten bazı önemli detayları maddeleme derdindeyim.

Kürtlerce “Kimyasal Ali” olarak bilinen Hasan El Mecîd’nin tüyler ürperen ve kayıtlara geçen sözü şöyle:

Hepsini kimyasal silahlarla öldüreceğim. Kim bir şey diyebilir ki? Uluslararası toplum mu? Uluslararası toplum da onu dinleyenler de kahrolsun! Onlara… Onlara sadece bir gün kimyasal silahlarla saldırmayacağım; kimyasallarla saldırmaya 15 gün devam edeceğim. Sonra göreceksiniz ki onların hepsini taşımak için Allah’ın bütün taşıtlar bile yetmeyecek

Enfal’ın en acı fotoğraflarından olan ve konumu gereği basına da yansıma şansı yakalamış “şanslı” yerlerden sadece biridir Halepçe! Soykırım sürecine nasıl gelindiğinin aşaması da kısaca şöyle özetlenebilir…

1)
Halepçe katliamı Enfal operasyonun ilk büyük vahşetidir. Peki, nedir Enfal?

El Enfal kelimesi savaş ganimeti anlamına gelir ve Hz. Muhammed’in inanmayanlara karşı yaptığı ilk cihattan sonra indirilen, Kur’an’ın sekizinci süresinin adıdır. Irak hükümeti, temel olarak kuzeydeki Kürtlere(başka etnik gruplarda dahil olmak üzere) başlattığı için 1988 yılında bu kelimeyi benimsedi. Bu adın seçilme sebebi Kürtleri gayrimüslim olarak resmederek operasyonu meşrulaştırmak ve hem ülke içinde hem de İslam dünyasında destek sağlamaktı.

Enfal katliamı 8 operasyondan oluşan bir kökten yok etme girişimidir. 1988 Şubat ayında başlayan ve aynı yılın Eylül ayında son bulan bir operasyondur. Bu operasyon altı Kürt bölgesini hedef almıştı ve bu yerlerin en önemli özelliği Saddam’a karşı Kürt direnişinin en güçlü olduğu yerler olmaları idi.

2) Enfal neden yapıldı? Enfal’a nasıl gelindi? Kısaca tarihsel arka plana değinmekte fayda olacak.

1968'de Irak'ta darbeyle yönetimi ele geçiren Baas Partisi örgütlü yapısıyla kısa sürede bütün devlet kurumlarına egemen oldu. Baas rejimi iktidara geldiğinde sloganı “Ebedi bir mesaja sahip tek Arap Ulusu” (Umma Arabia Wahida, thata rilsala khalida) idi. Tek ulusçuluğu, faşizmi dayatan ve Kürtleri otomatik dışlaya bir anlayışa, öze sahipti.

3) 1980’de sekiz yıl sürecek Irak-İran savaşı başladı. Bu yıllarda Irak hükümeti kırsal Kurdistan üzerindeki kontrolü kaybetti ve kontrol pêşmergenin eline geçti. Bunun ana sebebi Irak ordusunun İran’a karşı savaşıyor olmasıydı. Irak Hükümet bir çözüm yolu olarak şiddetin doğasına yöneldi. Köy yakma programına başladı ve binlerce köy boşaltıldı.  

4) İran-Irak savaşının en sıcak olduğu dönemde Saddam Hüseyin Kürtlere biraz da siyasi mecburiyetten taviz vermeye çalıştı. KYB’nin(Kurdistan Yurtseverler Birliği) İran-Irak savaşında tarafsız kalması üzerine (KDP İran ile müttefik) Irak hükümeti 1984 sonunda KYB ile görüşmelere başladı. Görüşmenin bir diğer nedeni, İran’la sınır olan dağlık bölgede en güçlü partinin KYB olmasıydı belki de. KYB Soran bölgesinde özellikle Süleymaniye, Erbil, ve Kerkük’te büyük destek görüyordu. Saddam bunu aleyhine çevirme derdinde idi. Anlaşmaya varıldı.

KYB, Irak hükümeti ile bir anlaşmaya varmasına rağmen Saddam neticeleri duyurmayı ve uygulamayı reddediyordu. Amaç zaman kazanmaktı. Sonuç olarak bir sonuç çıkmadı…

5) Fakat gidişat böyle devam edemezdi çünkü Kürt köyleri her gün bombalanıyordu. Bunun üzerine Kürt partileri birbirleri ile görüşmeye başladılar. Temmuz 1987’de bir anlaşmaya varıldı ve Irak Kurdistan Cephesi’ni kurdular. Saddam’ın saldırıları daha da şiddetlendi. Bunun üzerine bu Cephe, İran ile anlaşma yaptı. Bu ölümcül hatanın başlangıcı idi. Enfal katliamının vahşet boyutunun bu kadar artması ve Halepçe’nin altyapısın hazırlanmasına bahane gösterilen en büyük neden işte bu İran ile yapılan anlaşmadır… (Bu görüşü kabul etmeyenlerinde çoğunlukta olduğunu belirtmekte fayda var)

6) Kimyasal Ali 1987’de göreve geldi ve gelir gelmez köylülerin tüm yasal haklarını askıya aldı. Gelişinin ilk ayında Yafesi ve Balisan bölgesinde kimyasal gaz kullandı. Kimse ses etmeyince bu durum Ali’ye daha da ileriye gitme cüreti verdi. Ses çıkmıyorsa “onay” var olarak algıladı. Ve gerekli ortam hazırlanmaya başlandı. (Çıkardıkları yasalar, verdiği emirler, yaptığı toplantıların bant kaydı var. 1991’de Kürtler tarafından ele geçirilmiştir bu kayıtlar)

Bu hazırlıkların en önemlisi Kürtlerden, Kürt aşiretlerinden oluşturulan ve adına “Caş/Cehş” denilen özel birliklerdi. Kıyımlarda öncü rolleri verdiler onlara. Yalan dolan sözlerle kandırıldı çoğu. Bugün biz de korucu olarak devam eden birlikler aynı kaderin bir yansıması…

7) Halapçe ilk Enfal operasyonunda gerçekleşmiştir. 
Birinci Enfal saldırısı KYB’nin alanlarına, Yasefi’ye, yapıldı. Saldırı yoğun olunca KYB dikkati Yasefi vadisinden saptırmak için başka bir cephe açmaya karar verdi. KYB diğer Kürt partilerinden bazı birliklerle beraber ve İran askerlerinin desteği ile Mart ortasında Halepçe’yi işgal etti. Bu, Irak hükümetinin vahşi bir intikamına sebep oldu. Kimyasal saldırı ile binlerce sivil katledildi. Tarih 16 Mart 1988 idi. Saddam’ın Halapçe’ye yok etme sebebi KYB’nin orayı işgalidir.

8) Samantha Power (A Problem from Hell: America and the Age of Genocide kitabının yazarı, ABD’nin BM Temsilcisi) katliamı “bir Kürt Hiroşiması” olarak adlandırdıktan sonra “Pompei’nin çağdaş versiyonu” dedi. 

9) Ağustos 1988’de on binlerce Kürt son Enfal’den kaçıp Türkiye’ye iltica etmeye çalışırken İran’la olan savaşın bitmesinden sonra kullanılan yoğun gaz kullanımına dair açıklamalar gazeteciler tarafından sızdırıldı. Bu açıklamalar uluslararası toplumla karşı karşıya gelebilecek olan Saddam’ı alarma geçirdi. Saldırılar bittikten sonra “soykırım” uygulamakla suçlanmaktan endişeleniyordu. 1987 yılında Kürt bölgesini ziyaret eden ve Kürtler için inşa edilen barınma tesislerini gören ABD Senatosu, Dış İlişkiler Komistesinden Peter Galbraith, Irak’ta meydana gelen şeyin “soykırım” olduğu sonucuna varıyordu.

Avrupa konudan bihaber ve soykırım sona ermiş olmasına rağmen 1988 yılında oy birliği ile çıkarılan soykırımı engelleme yasasının arkasındaki temel güç Galbraith idi. Galbraith’in çalışması Enfal bittikten sonra başladı. Çünkü Enfal Irak dışındaki kamuoyundan saklanmıştı.  Ancak bu yasa “fazla güçlü bir karşılık” olduğu gerekçesi ile Reagan hükümeti tarafından reddedildi. Reddedilmekle de kalınmadı “Halepçe’de hem İran hem Irak gaz kullanmıştır” açıklaması yaparak kafa karışıklığı yaratmıştır. Bunun sebebi İran’la savaşan Irak’ın ABD’nin müttefiki olması idi.

Eylül 1988’de kullanıldığı iddia edilen kimyasal silahları tespit etmeleri için hem insan hakları savunucusu doktorlar hem de ABD Senatosu Dış İlişikler Komitesi, Irak Kurdistan’ına ekipler gönderdiler. Her ikisi de kimyasal silahların kullanıldığı sonucuna vardı. ABD hükümeti soykırım yasasını kabul etmese de bu Irak hükümeti için yeterine güçlü bir mesajdı. Bu Bağdat’ta Amerikan karşıtı ilk büyük gösterilerin yapılmasına yol açtı. Ve Saddam Hüseyin bir kez daha Kürtlere karşı gaz kullanmadı.

10) Türkiye süreçte yer aldı mı? Nasıl? Tavrı ne idi?
9 Eylül 1988’de, Türkiye Dış İşleri Bakanı Kürt mültecilerinin kimyasal silahlardan yararlandığına dair “hiçbir” kanıt bulunmadığını duyurdu.

11) Eylül 1988’de ABD 12 ülke ile birlikte BM genel sekreterliğinden konunun incelenmesini talep etti ama Irak ve Türkiye, BM ekibinin ulaşımına engel oldu. Türkiye, kendi doktorlarına inceleme yaptığını ve bu talebin kendilerini “zora düşürüp, sanki yalan söylüyorlar imajı verdiğini” söyleyerek incelemeye engel oldu.

Kaynakça: (Choman Hardi’nin Enfal ve Kadınlar üzerine yazdığı tezden yararlanılmıştır)

Bu yazı toplam 10982 defa okunmuştur
KÜRT KİMYASI
 // ROJ-HAT BÜYÜKSU
Acılarımız tarih boyunca değişik tatlarda oldu; ama hep aynı renkteydi. Ne zaman 'HAK-EŞİTLİK-STATÜ'desek üzerimize inmeyen kılıç, bizi parçalamayan bomba kalmadı; ama ne hikmetse kürtlerimiz yahudiler kadar bilinçli olamıyorlar, onlar kendilerine yapılan zulümden bir şeyler çıkardılar. Zülüm sonrasında bazı şeyleri yeni gelecek nesillere unutturmadılar. Bunlar nedir: Sakın düşmanlarını unutma, alfabeyi al eline ezberle sonra onu oku sonra bir daha oku. Bizim eksik olduğumuz noktalar bunlar. Düşmanımızı unutuyoruz, kendimizi geliştirmeyi unutuyoruz; sanki biz bu dünyaya sadece nefes almaya gelmişiz gibi davranıyoruz... Amaçlarımızı keskinleştirmemiz gerek, bazı şeyleri unutmamak gerek; yoksa bin bir edilmiş bizler rüzgara karşı duramayız....
17 Mart 2014 Pazartesi 01:36
?
 // reşit
Sevgili Amed sizin bu yazınızı AKP Rıha Belediye Başkan adayları Şıvan, İbrahim ve Sn Barzaniye postalayacağım. Okuyup biraz Kürt tarihini ve de Kürd-Kürdistan düşmanlarını tanısınlar.......
16 Mart 2014 Pazar 22:09
...
 // Amedli Fırat
Kürtlere yapılan bu soykırım girişiminden kısa bir zaman sonra 'yanlış hatırlamıyorsam Kahire'de' İslam Konferansı Örgütü toplanmıştır. Sonuç bildirgesinde Kürtlere bu yapılanlar hakkında tek bir cümle kullanılmamıştır. Fakat Bulgaristan'da Türklere yapılan baskılar kınanmıştır. Komik ve acı bir durum.. Devletsizlik böyle bir şey işte......
16 Mart 2014 Pazar 12:32