İrfan Sarı

1 Haziran

30 Mayıs 2009 Cumartesi

Kürt meselesine demokratik bir çözümün sağlanması için PKK tarafından başlatılan çatışmasızlık sürecinin hızla bitimine doğru gidiyoruz. Ancak bu sürecin değerlendirilmediği havası hakim.

 

Keza hem PKK'lilerin hem de askerlerin bu süreçteki ölümleri motifi kanla işlenen bu savaşın sürdürülmesinde ısrarı dayatıyor.

 

Türkiye"de en masum kelime olan barıştan bile söz ederken insanların kaygılandığı ve kendisini korumak için sesinin tonunu düşürdüğü günlerden bu güne geldiğimizi görmek bile insana demokrasinin kazanımını anımsatmaya yetiyor.

 

Ancak yaşanan ölümlerin de hayra alamet olmadığı aşikârdır.

 

Oysa tepeden tırnağa kadar acı çekmiş Türkiye halklarına bu süreçte bu kararsızlığı sunmakta çok yenilir yutulur bir durum değil.

 

Cumhurbaşkanının “Kürt sorunu mutlaka hal edilmelidir. Bu fırsat kaçırılmamalıdır.” söylemi tam olarak anlaşılmaya çalışılmıyor ve tabutlar ailelerin son umudunu da kırıyor.

 

Eline silah alanın kendini devlet sandığı eski zamanla şu anki zaman arasında bir farklılaşma yok. Bakınız bütün televizyonlarda oynayan dizilerde/filmlerde silahın bu kadar işlendiği başka zamanda bulmazsınız.

 

Gerek usullü ve gerekse usulsüz verilen silahların ne işe yaradığını insanlığa anlatmayı mutlaka bir siyasi iktidar başaracaktır. Buna eminim. Ama ülke bu iktidarı beklerken kendi hukukunu belindeki silahla oluşturmaya çalışanlarla doldu taştı. Artık yediden yetmiş yediye herkesin elinde silah ağzında bir yemin.

 

Barışa, demokrasiye ne zaman bir adım yaklaşılırsa ve insanların yüzüne biraz gülme ihtirası gelip oturursa o zaman bir kaotik atmosfer yaratmak için bir yerlerden start verilir ve iklim birden değişir.

 

Eh nasıl olsa burası Türkiye, kafana vurup ağzından ekmeğini almak çok kolay.

 

Demokrasi bu halkın neyine?

 

Acı çekmek, açlık sınırında yaşamak dururken huzurlu ve mutlu olmak halkın neyine. Herkesin eline silah bomba verin birbirini yiyip bitirsinler.

 

Bu gidişat yumuşatılmış, tepki damarları bedeninden çekilmiş bir halk yaratma gidişatıdır. Çocuklar hayatını kaybediyor. En çok hayatı yaşaması lazım olanlar bir bir kurşunlara hedef halinde. Buna karşın verilen tepki “beni de alın askere” oluyor.

 

Sosyal, siyasal, ekonomik çöküntünün içinde yaşama sevinci kırılmış insan tipleri yaratmak tabi ki de bu sonucu verecekti. Ondan dolayı çok şey beklememek gerekir ama her şeye rağmen sistemin yarattığı bu enkaz ortadan kaldırılmalıdır.

 

Bundan dolayı içi tıka basa öfkeyle doldurulan bu insanların çatışmalı ortamdan beslenmesine izin vermemek lazım.

 

Alınmış olan çatışmasızlık süreci kararının halkların faydasına dönüştürmek elbette yöneticilerin ele alacağı/ alması gereken bir fırsattır.

 

Fırsatları lehe çevirmek operasyonlar düzenleyerek sağlanabilinseydi şimdi Türkiye dünyada model bir ülke olurdu. Zaman içinde görülen bu denemelerin sadece yanılmalara ve halklara ek yüklere neden olduğunu gördü bu halk. Bundan dolayıdır ki demokratik ortam için bu halk gereken bedelin çok üstünde bedel verdi.

 

Bu bedelin karşılığı onları silahlandırmak ve içini öfkeyle doldurmak değil.

 

Sadece barışa giden yolda bir nefeslik düşünmektir.

 

Düşünmek en etkin mutlu olma metodudur.

 

1 Haziran da düşünmek için yeterli delildir. Ülke bu kadar mutsuzken az fedakârlık yapıp düşünün.

 

“İnsanlar hatalarını mutluyken değil, ancak mutsuzken anlar.”

Bu yazı toplam 8518 defa okunmuştur
AZ KALDİ...
 // MEZOPOTAMYALİ
Aslında adım adım çözüme yaklaşıyoruz. Bu göz ardı ediliyor. Sadece bedel ödenerek bu çözüm gerçekleşiyor. Ödenen bedel körpecik CAN olunca haklı olarak herkesten tepki yağıyor. Irakta bilmem dikkatinizi çektimi: bir kürt-arap çatışması artık yok. Yani ne oldu da ırak ta kürt sorunu çözüldü? Yada silahlı kürt mücadelesi nasıl olduda sona erdi? Ve bizde nasıl oluyorda hala devam ediyor? Buda konuşulsun. Irak Kürtlerine tanınan demokrasi, Türkiye kürtlerine de tanınacakmı? Ayrıca Irak ta silaylı kürt mücadelesinin yapıldığı 1940-1991 yılları arasında Iraktaki Kürtlerin dili serbestti, kürtçe eğitim yapılıyordu,örf ve adetlerini yaşayabiliyorlardı. Demekki Türkiyede günümüzde Kürtlere verilen haklara, Iraklı kürtler 1960 yıllarda sahiptiler ve genede silahlı mücadeleleri devam ediyordu. Demek bir kürtçe tv kanalına izin verilince kürt sorunu çözülmüyor?...
02 Haziran 2009 Salı 09:02
bükemediğin eli öpeceksin?
 // bahoz_serhat_wan
yıllardan beri diktator kafaların acısını masum insanlarmı oduyecek nereye kadar gidecek hem dağdakine yazık hem askere yazık yetkililer nede olsa kendı cocuklarını gondermıyorlar nede olsa asker vatan borcu dıye şehit örtüsüyle kandırabılıyorlar madem 30 senedır bıtıremıyorsunuz o zaman uzlaşacaksınız atasözü geldi aklıma bükemediğin bileği öpeceksin o zaman barış olsa adamlar nasıl silah ihalesinde paralar ve koltuklar elden gider bu iç savaş bile ticari bir hareketten ibarettir allah zalimlerin belasını versin insanları zorla kan dokmeye teşvik etmekten başka neye yararıyorlarki faşizan zihniyete lanet olsun bahoz wan...
01 Haziran 2009 Pazartesi 23:24
sorunmu
 // misafir
maşallah bazı yorumcuların ağzından kan akıyor nasıl olsa dökülen kan onların değil gariban,fakir mutsuz insanların ama kendileri ahkam kesiliyorlar nasıl olsa keyifleri yerinde yüksekovada bakıyorsun en güzel araba en güzel ev onlarda en güzel kadın onlarda ama sorun var diyorlar.bence sorun kafanızda bukafayı değiştirin öyle onu bunu öldürerek bir yere varamazsınız batıdan ne eksiniz var eminim bir yoruma bile tahammülünüz yok....
01 Haziran 2009 Pazartesi 19:31