Yüksekova: ‘Korku İmparatorluğu’un hedefindeki şehir

Yüksekova, 1984’den bu yana devam eden PKK- Devlet savaşında önemli bir çatışma ve çakışma mekanı olagelmiştir.

ÖZCAN KIRBIYIK YAZDI:

“Çökertme Eylem Planı”nın bir parçası olduğu anlaşılan ve medyada yaygınca yer alan haberler aracılığıyla Yüksekova üzerinde “psikolojik bir çökertme operasyonu” yürütüldüğü görülmektedir.

“Sıra Yüksekova’da!”

Yüksekova, Kürt siyasal hareketi içinhareket sahası olarak önemli yerleşim merkezlerinden biridir. Kürt siyasal hareketinin tarihi açısından Nusaybin, Cizre, Silopi kentleri gibi Yüksekova da adeta bir bellek görevi görmektedir. Bu yönüyle bakıldığında; bugünlerde, yöre halkının psikolojisini hedef aldığı belli olan “sıra Yüksekova’da” içerikli haberlerin Yüksekova’nın dikkatini yanı başındaki Cizre’ye vermesini engellemeye dönük olduğu anlaşılmaktadır.

Kürt siyasal hareketinin ciddi karşılık bulduğu alanlardan bahsedildiğinde, Cizre ve Yüksekova’nın art arda sıralanması bile, bugünlerde Cizre’de büyük bir insanlık utancına dönüşen operasyonların yapıldığı sırada, devlet emriyle yayın yapan ana akım Türk medyasının, Yüksekova’ya dönüp “sıra Yüksekova’da” tartışmalarını başlatması, bu haberlerin asıl amacını ortaya koyması içinyeterli değil midir?

Türk basının devlet politikalarında ciddi bir ayak oluşturduğuna dair çarpıcı örnekler 90’larda devlet-medya-Kürtler ekseninde cereyan eden olaylarda görülmektedir: Kürt illerinde devlet eliyle ciddi insanlık suçlarına girişildiği sıralarda, Türk medyasının en büyük meşguliyeti Bosna’daki savaş olmuştur. Böylece inanç ve ulusal bilinç arasından bocalayan muhafazakar Kürt kitlelerinin dikkatleri “Müslüman Bosnalılar katlediliyor” haberleriyle Kürt şehirlerinden çok uzağa çekilmiştir.

Yüksekova ile ilgili son günlerde ana akım Türk medyasında işlenen “sıra Yüksekova’da!” konulu haberler, 90’larda işlenen politikanın yeni formattaki modern bir versiyonu olarak görülebilir.

Bu haberler, devletin Kürtlere karşı yürüttüğü sistematik savaşın bir ayağıdır. Bu hasmane bir  politikadır! Düşman bellenmiş kimselere yönelik yapılan bir muamele olabilir ancak! Vatandaşa değil...

Medyada yer alan bu haberlerle ilgili,mülki amirliklerden ve hükümet çevresinden, Yüksekova’da yaşayan insanların “müsterih” olmaları gerektiği yönünde bir açıklamanın gelmemesinin iseşu anlama geldiğini söylemek mümkündür: “Sıra Yüksekova’da” haberleri ile yaratılmak istenen korku psikolojisi, içinde mülki amirliklerin ve hükümetin de yer aldığı bir devlet politikasının ürünüdür.Yani devletin, bu haberler vasıtasıyla; Cizre, Sur, Silopi gibi şehirler üzerinden uyguladığı şiddet politikalarıyla Yüksekova’ya ve Yüksekovalılara “sus payı” vermeyi amaçladığı anlaşılıyor.

“Çıban başı Yüksekova!”

Devlet aklının, Yüksekova başta olmak üzere, Kürt siyasal hareketinin manevra alanının görece fazla olduğu şehirlerde yaşayan insanlara bir mesaj verme telaşında olduğu aşikardır. O mesaj da belli ki şudur: “Ey Yüksekovalılar! Cizre’ye, Silopi’ye, Sur’a bakınca korkun! Oralara bakınca yıkılmış evler, korkmuş insanlar görün! Cizre’ye, Sur’a, Silopi’ye bakınca sakın  ‘görkemli bir direniş’ görmeyin!”

Çünkü, Cizre’ye ve Sur’aYüksekova’dan bakınca, korkular değil, “muzaffer bir direnişi”n görülmesi, hükümeti ve devleti endişeye sevk etmektedir.Bu yüzden Sur’da ve Cizre’de olup bitenlere dair direniş kısmı medya eliyle gözden uzak tutulduktan sonra, Yüksekova’da yaşayanlara dönüp, yıkıntıların arasından yükselen dumanlar gösteriliyor ve şöyle deniyor:“sıra Yüksekova’da!”

Halbuki bütün bu olup bitenlerin arkaik kısmında; Yüksekova’nın sahip olduğu mekansal direniş hafızasının hükümette yarattığı tedirginlik yatmaktadır.