Yüksekdağ: Cizre asla unutulmayacak

Cizre ile ilgili konuşan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, "O vahşeti gördükten sonra direnişin ne kadar büyük ve değerli olduğunu bir kere daha anlıyorsun" dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, DİHA'dan Yasin Kobulan'a konuştu:

Yüksekdağ'ın açıklamalarından bazı bölümler şöyle:

Cizre'de en özet hali şu: Büyük vahşet, büyük direniş. Tarihte örneği az bulunan bir vahşet yaşanmış Cizre'de. Biz bunu Cizre'nin sınırları içine girmeden önce de anlayabiliyorduk. Ama oraya girdikten sonra o vahşetin boyutlarını çok daha iyi anlıyorsunuz. O vahşeti gördükten sonra direnişin ne kadar büyük ve değerli olduğunu bir kere daha anlıyorsun. Örneğin özyönetim süreçleri boyunca yaşanan ölümler, kayıplar önemli oranda insanların morallerini bozdu, hırpaladı ve aslında direnişin çapını da görmemizi epeyce engellemiş. Ben bunu Cizre'ye gittikten sonra daha somut gördüm. İnsanlar bu kadar kaybın, ölümün, acının arasında daha çok ölüme ve acıya odaklanıyor ve direnişin çapını tam olarak göremiyorlar. Biz Cizre'ye girdikten sonra o vahşetin izlerini gördükten sonra direnişin akıl almaz bir büyüklük ve çapta olduğunu bir kez daha anladık. Bildiğimiz, bilmediğimiz silahlarla ve o mahallede, o kentte uygulanan anlatsan bitiremeyeceğim, zulmün ortasında ne kadar insanüstü bir direniş sergilendiğini görüyorsun.

Cizre bir tarihtir. Cizre 21'inci yüzyılda Türkiye ve Kürdistan'ın mücadele tarihinde artık bir kilometre taşı, bir dönüm noktasıdır. Kürt halkının devletle kurduğu ilişki bakımından bir dönüm noktasıdır. Bu devlet ve bu devlet zihniyetiyle barış olmayacağını Cizre ile birlikte Kürt halkı somut bir şekilde görmüştür. Bu devlet zihniyeti değişmek zorunda. Kürtler, ancak o şekil barışabilir bu devletle veya bu Türk gerçeğiyle. Başka yolu yoktur. Cizre'ye gittiğinizde Kürdistan halkının tepkisini, yorumunu dinleyip gördüğünüzde çıkaracağınız tek sonuç budur. Cizre asla unutulmayacak. Oradaki saldırılar, oradaki savaş, oradaki ahlaksızlık kardeşlik hukukunun yeniden tarif edilmesini, yıkılıp yeniden kurulmasını gerektirecek kadar korkunç boyutlardadır. Tarihsel kardeşlikten bahsediliyor ya, artık kardeşlik tanımı yıkıldı, yıkılıyor ve devletin kardeşlik tanımı yerle bir olacak Türkiye'deki egemen Türkçü algının kardeşlik tanımı. Bir kardeşlik tanımı yıkılıp un ufak olduktan sonra, onun küllerinden başka bir kardeşlik tanımı yapılacak. Ama bu sefer Türk devleti yapmayacak bu kardeşlik tanımını, Kürt halkı yapacak. Tersten kurulacak bu sefer kardeşlik tanımı.

Cizre'deki direniş, doksanlı yıllardaki halk hareketinin çapının artık bir halk devrimine dönüşmüş halidir. Doksanlı yıllarda gerilla hareketi yakın bir zamana kadar Kürt Özgürlük Hareketi, PKK bir gerilla hareketi olarak biliniyordu. Öyleydi de. Doksanlı yıllarda kitlesel halk hareketleriyle beraber halkçı yönü ön plana çıktı ve serhildanlar karakterize etti. Bu dönemdeki halkçı içerik Cizre'deki özyönetimlerle beraber artık serhildanlar, gerilla biçimi de önemli oranda aşılmıştır. Cizre halk devrimi, kitle hareketinin bir dönüm noktası olmuştur ve oradaki özyönetim direnişlerinin geneli ve özelinde de Cizre direnişi artık Kürt Özgürlük Mücadelesi'nin bir kitlesel halk devrimi hareketine dönüşmesine bir kilometre taşı olmuştur. Bu açıdan bence Cizre'den geri dönüş yoktur. 

Bilincin dönüştüğüne tanık oluyoruz. Algının halkımız nezdinde daha da büyüdüğüne, geliştiğine ve nitelikli hale geldiğine tanık oluyoruz. Cizre halkı bunu muhteşem biçimde yansıtıyor. Düşünün 3 yüz insan katledildi Cizre'de. İnsanlar inanılmaz yürekleri parçalanmış ve acılara boğulmuş durumda ama tek bir yenilgi, yani 70 yaşındaki ihtiyarından 7 yaşındaki çocuğuna kadar tek bir yenilgi izi, bir bezginlik, bir yılgınlık izi, emaresi göremiyorsunuz. Muhteşem bir halk duruşu. Buna rağmen küçücük Cizre'deki '30-40 tane genç' diyorlardı elinde silah olan. Koskoca orduları gönderdiniz onları yenebilmek için üç ay boyunca. Dört beş ayda ancak 'yıktık, bitirdik öyle yendik diyebildiniz' yani. Şimdi o yıkıntıların içinde ne yapacaksınız o halkı nasıl yeneceksiniz. Yenilmemiş, ezilmemiş, yılmamış. İşte bu yüzden devlet zafer yüzü göremez Kürdistan'da. Sefer olur zafer olmaz orada. Ben özyönetim alanlarını gördükten sonra çok emin oldum artık.