Yıldırım'dan Kürdistan önergesi

HDP'li Kadri Yıldırım, Kürdistan kelimesi için Meclis Araştırması talep etti.önergesi

HDP Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım, Kürdistan kelimesinin Meclis tarafından araştırılmasını talep ederek, "Türkiye’de asimilasyon ve inkar politikaları kapsamında Kürtlerin varlığının reddedildiği; yaşadıkları şehirlerin adlarının değiştirildiği ve tarihsel bir bölge olan “Kürdistan”ın tanınmadığı herkesçe kabul edilen bir gerçekliktir. Bugün de Genel Kurul’da milletvekillerinin Kürtlerin tarihî yerleşim birimini ifade eden “Kürdistan” kelimesini kullanması hâlâ tepkiyle karşılanmaktadır. Dolayısıyla ülkemizde “Kürdistan” kelimesinin araştırılıp gerçeğin bilimsel ve tarihsel boyutunun ortaya çıkarılarak kamuoyunun sağlıklı bir şekilde bilgilendirilmesi amacıyla Anayasa’nın 98’inci, İçtüzüğün 104’üncü ve 105’inci Maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim" dedi.

Yıldırım, önergenin gerekçesini ise şöyle belirtti:

"Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 26. Dönem l. Yasama yılında  milletvekilleri tarafından Genel Kurul’da kullanılan “Kürdistan” kelimesi, asimilasyon ve inkarın sona erdiği iddialarına rağmen hâlâ tartışma konusu olmaktadır. Genel Kurul’da farklı parti gruplarının çeşitli birleşimlerde ilgili konuda  yaptıkları değerlendirmeler da tutanaklara geçmiştir. 06.01.2016 tarihli 24. Birleşim’de Genel Kurul’a başkanlık eden TBMM Başkenvekili Sayın Ahmet Aydın da “Kürdistan” mevzusuna şu ifadelerle dahil olmuştur: “Sayın milletvekilleri, bu süreçte özellikle kürsüden sıkça ‘Kürdistan’ kelimesinin kullanıldığını görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin merkezi ve mahalli idareler yapılanmasının esasları Anayasa’nın 126 ve 127’nci maddelerinde net bir şekilde düzenlenmiştir. Bu esaslar dahilinde, Türkiye Cumhuriyeti devleti içinde ‘Kürdistan’ adıyla herhangi bir idari ve coğrafi bir birim bulunmamaktadır.”

Oysa Kürtler; “Kürdistan” denilen tarihî ve kültürel coğrafyalarının otoktan halkıdır. Burada Kürtlerin tarihsel varlığını gösteren ve ileriye taşıyan unsurlar dil, kimlik, kültür ve coğrafyadır. Bu unsurların tamamı tanınmadıkça asimilasyon ve inkar son bulmayacaktır. Dolayısıyla 21. Yüzyıl Türkiye’sinde Kürtler hâlâ Kürtçe anadilde eğitim alamıyorlarsa ve tarihî coğrafyaları reddediliyorsa asimilasyon ve inkar da sürmektedir. Buradan hareketle; Kürtlerin ulus olmaktan kaynaklı varlığı güncel siyasetin dışında antropologları, dilbilimcileri, tarihçileri ilgilendiren konudur. Araştırmacılar, Kürtlerin tarihsel varlığı ve niteliği ile ilgili arşiv ve kütüphanelerde yeterli miktarda bilgi ve belge bulabilir.

“Kürdistan”ın varlığı konusunda AKP Hükümeti’nin birçok değerlendirmesinin yanında; bugün Cumhurbaşkanılığı makamında oturan Sayın Recep Tayyip erdoğan da 19 Kasım 2013 tarihli AKP Meclis Grup toplantısında “Şurada 90 yıl, 100 yıl öncesine gidin. (…) Kürt kelimesini o Meclis’te görecekler. Gürcü, Laz, Arap, Boşnak kelimelerini o zabıtlarda görecekler. Kürdistan kelimesini o Meclis zabıtlarında görecekler. (…) Şöyle biraz daha geçmişe, Osmanlı’ya gittikleri zaman Doğu, Güneydoğu’nun Kürdistan eyaleti olduğunu görecekler. Bunlar bizim tarihimizin bize devrettiği mirastır.” demiştir.

Kürtlerin ülkesi  eski kaynaklarda“Kurda, Kardaka, Corduênê, Kardukh, Bakarda, Kuhistan” şeklinde adlandırılırken yakın dönem kaynaklarında “Kürdistan”ı olarak geçmektedir. Kazvinli Hamdullah Mustevfi’nin miladi 1340’te yazdığı “Nuzhetu’l-Kulûb” adlı kitabında Selçuklular döneminde Sultan Sencer (Ölümü: M. 1157) zamanında Cibal bölgesinin “Kürdistan” olarak adlandırıldığını belirtir. Kitapta merkezi Bahar Kalesi olan Kürdistan Eyaleti’nin şehirleri sıralanır. Aynı şekilde Katip Çelebi tarafından XVll. Yüzyılda yazılan “Cihannüma” adlı kitabta Kürdistan’ın Hürmüz’den başlayıp Malatya, Maraş ve Van şehrinin kuzeyine uzandığını, gündeyde de Musul ve Irak-ı Arab’a kadar devam ettiği yazılmıştır.

Ünlü Türk seyyahı Evliya Çelebi XVll. Yüzyılda Doğu Anadolu’yu gezdikten sonra yazdığı Seyahatname’nin dördüncü cildinde “Kürdistan”’ın Erzurum, Van, Hakkari, Diyarbekir, Cezire, İmadiye, Musul, Şehrezur ve Erdelan vilayetlerinden oluştuğunu ve Kürdistan’ı dolaşmak için 17 gün ayırmak gerektiğini belirtir. Ayrıca Osmanlı Devleti’nin ilk resmi gazetesi Takvim-i Vakayi’deki Muharrem 1264 (14 Aralık 1847) sayılı resmi tebligatta “Takvîm-i Vekayi” gazetesinin bundan önceki sayılarında da yazılmış olduğu gibi bir süreden beri zorba ellerinde kalmış olan Kürdistan ülkesinin –Allah’a şükürler olsun ki- Padişah’ın benzersiz gayreti ve ezici gücünün eseri olarak bu kez yeni baştan ele geçirilmesi başarıyla tamamlanmıştır.” ifadeleri geçmektedir. TBMM Kütüphanesindeki Meclis zabıtlarında da “Kürdistan”ın varlığına ilişkin yığınla kaynak mevcuttur.

Belirtilen gerekçelerle Anayasa’nın 98’inci, İçtüzüğün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını talep ederiz."