Yaralı tutuklu Sibel Çapraz tahliye edilmedi

Yüksekova’da Kasım 2015’te vurulan ve daha sonra tedavisi tamamlanmadan tutuklanan Sibel Çapraz’ın Yüksekova’da görülen duruşması 25 Ekim’e ertelenirken hastalık durumu göz önünde bulundurulmadan tutukluluk halinin devamına karar verildi.

YÜKSEKOVA HABER

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde başka bir mahalledeki barikat ve hendek operasyonunu protesto amaçlı Eski Kışla mahallesinde katıldığı bir gürültü eylemi sırasında vurulan ve daha sonra tedavisi bitmeden yaralı halde tutuklanarak cezaevine konulan Hakkari İl Genel Meclisi Başkanvekili Sibel Çapraz’ın yargılandığı davanın ilk duruşması Yüksekova’da görüldü.

“Örgüt üyeliği” ve “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek” iddiasıyla yargılanan Çapraz, tutuklu bulunduğu İzmir Menemen R Tipi Cezaevi’nde SEGBİS sistemi ile Yüksekova Adliyesinde görülen duruşmaya katıldı.

ÇAPRAZ: TANIK BEYANLARI İFTİRALARDAN İBARET

Çapraz, Kürtçe yaptığı savunmasına 15 Temmuz’da meydana gelen darbe girişimini kınayarak başladı. 12 yıl boyunca gazetecilik yaptıktan sonra 2014 yılında DBP’den Hakkari İl Genel Meclisi üyesi olarak seçildiğini belirten Çapraz, tutuklanmadan önce 15 ameliyat geçirdiğini ve henüz olması gereken 4 ameliyatı daha olduğunu söyledi. Biran önce ameliyat olması gerektiğini ifade eden Çapraz sağ kolunu kullanamadığını ve kolostomi torbasıyla yaşamak zorunda olduğu için tek başına ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olduğunu söyledi. Hakkında ifade veren tanıklardan biri dışındakileri tanımadığını kaydeden Çapraz, dosyaya eklenen tanık beyanlarının iftiralardan ibaret olduğunu söyledi. Sağlık durumunun gün geçtikçe kötüleştiğini ve suçlu değil mağdur olduğunu ifade eden Çapraz, ameliyat olmazsa sakat kalabileceğini söyledi. Çapraz, tahliyesini ve beraatini talep etti.

Ş.Ş: POLİS TEHDİT VE İŞKENCE ALTINDA BOŞ KÂĞIT İMZALATTI

Çapraz dinlendikten sonra tanıklar dinlendi. Van’da tutuklu bulunan Ş.Ş. isimli tanık SEGBİS sistemi ile katıldığı duruşmada hakime Sibel Çapraz’ı tanımadığını, emniyetteki sorgusu sırasında işkence ve tehdit altında boş kağıda imza attığını söyledi. Ş.Ş, dosyada belirtildiği gibi bir beyanının olmadığını belirterek duruşmadaki ifadelerinin esas alınması gerektiğinin altını çizdi. Avukatın bir sorusu özerine tanık Ş.Ş, polis sorgusunda önce Çapraz’ın isminin kendisine söylendiğini ve sonrasında fotoğrafının gösterildiğini, o esnada da fotoğraftaki şahsı tanımadığını özellikle belirtmesine rağmen tutanaklara Çapraz’ın tanıyormuş gibi geçirildiğini ve bu beyanların kendisine ait olmadığını söyledi.

İL GENEL MECLİSİ BAŞKANI İLİŞ: İFADE TUTANAĞINA SÖYLEMEDİĞİM ŞEYLER EKLENMİŞ

Duruşmada Hakkari İl Genel Meclisi Başkanı Gülizar İliş de tanık olarak dinlendi. İliş, Sibel Çapraz’ı başkanı olduğu İl Genel Meclisi’nin Başkanvekili olarak tanıdığını ifade ederek bunun dışında Çapraz ile ilgili bir beyanı bulunmamasına rağmen sorgu tutanağında kendisi söylemiş gibi Çapraz’ı suçlayıcı ifadeler yer aldığını bunları kabul etmediğini söyledi. İliş bu beyanların tutanağa yanlışlıkla geçirilmiş olabileceğini, ifade tutanağını okumadan imzaladığını belirterek Çapraz’ın herhangi bir illegal faaliyet içerisinde olduğuna tanık olmadığı söyledi.

‘SİBEL SUÇLU DEĞİL MAĞDUR’

Dosyada yer alan diğer tanıkların hazır bulunmadığı duruşmada ek olarak Çapraz’ın o gece evinde kaldığı ablası Gülüzar Çavmak da dinlendi. Çavmak, “Sibel 2 haftaydı bizde kalıyordu. O gece de beraber yemek yedikten sonra uyuduk. Gece saat 3 veya 3 buçuk civarlarında gürültüler duyduk. Mahalle sakinleri dışarıda gürültü eylemi yapıyordu. Sibel de o nedenle ne olup bittiğini merak ettiği için dışarı çıktı. O anda tüm mahalleli dışarıdaydı zaten. Ben de dışarı çıktım ama sonradan çocuklarımla ilgilenmek üzere geri dönmek zorunda kaldım” dedi. Çapraz’ın 5 dakika sonra vurulduğunu öğrendiğini ifade eden Gülüzar Çapraz kardeşinin suçlu değil mağdur olduğunu ve sağlık sorunları nedeniyle biran önce tahliye edilmesi gerektiğini ifade etti.

SAVCI, SAĞLIK DURUMUNU GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMADAN TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINI İSTEDİ

Tanıkların dinlenmesinin ardından savcı tanık beyanlarına diyecek bir sözünün olmadığını belirterek dosyada yer alan tanık beyanları, somut olguların varlığı, mevcut delil durumu, suçun unsurları, sanığın kaçma veya saklanma ihtimali gerekçesiyle Çapraz’ın tutukluluk halinin devamını istedi.

AVUKAT GÜVEREN: DOSYADA HİÇBİR SOMUT VERİ YOK

Mütalaanın ardından Çapraz’ın avukatlarından Banu Güveren mahkemelerin bağımsız, tarafsız, objektif, dürüst ve adil olmak zorunda olduğunu belirterek, “Sayın Savcı mütalaasında somut olgulardan bahsediyor. Ben burada maalesef ki dürüstlük kuralının ihlal edildiğini düşünüyorum. Çünkü ne kadar inceleme imkânınız oldu bilmiyorum ama dosyanızda somut hiçbir veri bulunmamaktadır. Müvekkilime isnat edilen suçlamalardan ilki “örgüt üyeliği”. Yargıtay kriterlerini burada biraz açmak istiyorum. Bu suçun oluşabilmesi için görev dağılımı içerisinde beraber hareket eden kişi ve fiillerinin birbirine uyumlu bir tablo oluşturması gereken bir suç isnadıyla karşı karşıyayız. Ancak şöyle de bir durum var. Bu suçtan dolayı yine ceza verilmesi için yeterli bir durum söz konusu olmuyor bu tablo oluşsa bile. Burada bize suçun fiili işleniş şeklinin ortaya konulması gerekiyor. Ancak dosyaya baktığımızda ne yasadışı bir örgüt üyeliği olduğuna ya da devlet aleyhine bir faaliyette bulunduğuna dair somut hiçbir bulgu yoktur. Yargıtay’ın kriterlerinde saydığı süreklilik, düzenli, planlı ortaklık, yönetim, eylemsellik, hiyerarşik yapı, ya da örgütün faaliyetlerini kolaylaştırıcı herhangi bir durum ya da hangi suçu işlemek için birleştiği ve sürekliliği ne kadardır, bu hiyerarşik yapının neresinde yer alıp, ne kadar süre kalmıştır bunları iddianamede görebiliyor muyuz hayır. Az evvelki mütalaa gibi iddianamede soyut iddialar dışında başka bir unsur barındırmamaktadır. İsnat edilen suçla ilgili benim anladığım kadarıyla karşımıza çıkan tek şey bir basın açıklaması ve öz yönetim ilanı deniliyor ama bu tamamen bir manipülasyon. Bir irade beyanı. Bir basın açıklaması. Müvekkilimiz oraya bir dinleyici olarak katıldığını zaten savunmasında beyan etti. Dinleyici olarak katılmasaydı bile bu irade beyanının neden bir suç olmayacağını ben biraz anlatmaya çalışacağım. AİHM içtihatları ve ifade özgürlüğünün kapsamına bakıldığında düşüncesini hayata geçirmesi gerekir o yüzdendir ki zaten ifade özgürlüğü çok geniş bir çerçevede korunmaktadır. Kişi düşüncesini yayabilir, ilan edebilir, eleştirisini yapabilir, propagandasını yapabilir ancak bazı durumlarda haklı ve orantılı bir müdahale ile bu hak sınırlandırılabilir. Dosyamıza baktığımızda dava konusunda bir basın açıklaması var. Basın açıklaması ile birlikte soruşturmaya ve kovuşturmaya tabi tutulan insanlar var. Ve şuanda tutanakta sayılan 9-10 kişiden sadece müvekkilimle burada bir örgüt çıkarmaya çalışıyoruz. Şunu söyleyebiliriz ki bu müdahalenin AİHM içtihatlarına göre ihlal sayılmaması için bir takım kriterler var. Bunlar nelerdir, müdahale, yasa ile hukuken öngörülebilir bir müdahale mi, yasağın bir amacı var mı ve demokratik toplumda gerekli ve orantılı bir yasak mı bunu biraz irdelememiz gerekiyor. Şu öngörülebilir bir şey değildir, “ben herhangi bir düşüncemi açıkladığım zaman örgüt üyeliği ile yargılanırım” tarzında ön görülebilir bir durum değildir çünkü biz günlerdir 15 Temmuz’dan bu yana ne için sokaklardayız? Demokrasiyi korumak için. İşte bu demokrasinin en temel taşlarından birisi de ifade özgürlüğüdür ve burada insanlar ifade özgürlüğünü kullanarak bir düşüncelerini açıklamışlardır. Burada yargıladığınız kişi bir siyasetçi ve kendi ifadesinde şunu söyledi, “öz yönetim ifadesi manipüle edilen bir şeydi” Oysaki seçim dönemlerinde “Öz yönetimle özgür kimliğe” şiarıyla yola çıkmış, tüzüğü geçmiş, onaylanmış bir parti programının uygulanmasına ve propagandasına müsaade edilmiş bir yapı var” dedi.

‘BU VEBALİ NE MAHKEMELER KALDIRABİLİR NE DE ADALET BAKANLIĞI’

Güveren, isnat edilen hiçbir suçun maddi ve manevi oluşmadığını belirterek, “Dosyanızda bir rapor var ben buradan vicdanlarınıza seslenmek istiyorum. Şuanda müvekkilimin bağırsakları dışarıda ve 10 dakikadan fazla ayakta duramıyor. Kolunu ben kaldıramadım, 4 kilodan fazla bir ağırlığı var. Bu haliyle tek kişilik bir hücrede tutuluyor. Kaldı ki bundan evlen Bakırköy Cezaevindeydi, Menemen R Tipi Cezaevine gönderildi ve buradan gönderilebileceği başka bir yer yok. Şuan rehabilitasyon da cezaevinden çıkması gerektiğine dair Adalet Bakanlığı’na yazı yazdı. Doktorunun görüşü sizin dosyanıza ulaştı mı bilmiyorum ama aslında müvekkilimin Şubat ayında ameliyat olması gerekiyordu. Bu acilen tıbbi bir zorunluluk olan bir ameliyat. Bunun vebalini emin olun ne mahkemeler kaldırabilir, ne cezaevi yönetimi kaldırabilir, ne Adalet Bakanlığı kaldırabilir çünkü cezaevlerinde maalesef ki böyle bir uygulama yok. R Tipi’nde bile hastanelere sevk ediliyor. Buradaki doktorlar şunada Sibel’i ameliyat edemiyorlar” dedi.

‘ÇAPRAZ YOZGAT’TA YAŞASAYDI SORUN YOKTU’

Sorgu zaptında “kişinin yaşadığı yerin 2 ülkeye sınır bir yer olması”ndan söz edildiğini hatırlatan Güveren, “Akla mantığa aykırı bir şey. Kişi Ankara’da, İstanbul’da Yozgat’ta olsa sorun yok ama Yüksekova ayrı. Burada sizden adaleti tesis etmenizi bekleyen insanlar var. Eşitlik ilkesine de uygun olarak müvekkilimin tahliye edilmesini talep ediyorum, mahkemeniz aksi kanaatteyse adli kontrol hükümleriyle bu sağlanabilir” dedi. 

AVUKAT BAYAZİT: BİZ ADALETİN TECELLİSİNİ SAĞLAYAMAZSAK GELECEK NESİLLERE GÜZEL BİR ÜLKE BIRAKMA ŞANSIMIZ KALMAYACAK

Çapraz’ın avukatlarından Kudbettin Bayazit da Çapraz’ın mevcut tutukluluk durumunun dosyadaki verilerle açıklanmasının mümkün olmadığını belirterek müvekkilinin tahliyesini talep etti. Bayazit, “Dosyadaki mevcut delil durumunu esas alarak müvekkilimin tutuklanması mümkün değil. Birinci nedenimiz bu. İkinci neden ise dosyadaki “örgüt üyeliği”ne ilişkin deliller. Meslektaşım ayrıntılı beyanlarda bulundu. “Örgüt üyeliği” suçlamasına ilişkin dosyada suçun unsurlarının oluşmadığı çok açıktır. Tahliye talebinde bulunmamızın üçüncü nedeni ise müvekkilimin sağlık durumudur. Doktorların, sağlık kuruluşlarının raporları dosyanızda mevcut. Müvekkilimin kesinlikle sağlık talebinin karşılanması gerekiyor. Bu şekilde cezaevi koşullarında kalması kesinlikle uygun değildir. Biz bunu soruşturma aşamasında da özellikle belirttik ancak belirttiğimiz şeyler ne yazık ki bize geri döndü. Biz bu nedenlerden dolayı tahliye talebinde bulunuyoruz. Ayrıca ülkenin çok ağır koşullarda bulunduğu şu süreçte adaletin tecellisini savunmak bize, size düşüyor. Dolayısıyla bunu gelecek nesiller açısından bunu değerlendirmeliyiz. Biz adaleti tesis etmezsek, adaletin tecellisini sağlayamazsak maalesef ki gelecek nesillere güzel bir ülke bırakma şansımız kalmayacak. Bu duygularla heyetinizin dosyayı değerlendireceğini düşünerek müvekkilimin tahliyesine karar vermenizi talep ediyorum” dedi.

AVUKAT UZUNKÖPRÜ: TANIK DİLEKÇESİNDE 'ŞAHSIN BANA FOTOĞRAFINI GÖSTERDİLER ALTINI POLİS DOLDURDU' DENMİŞ

Çapraz’ın avukatlarından Davut Uzunköprü ise yaptığı savunmasında olayın yaşandığı gece Çapraz’ın vurulduğu mahalleye yakın bir mahallede barikat operasyonuna çıkan polislerle ilgili bir soruşturma olup olmadığı konusunda Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığına bir yazı yazılmasını talep ederek, “Dikkat ettiyseniz bütün tanıklar polisin teşhisi nasıl yaptığını açıkça belirttiler. Müvekkile benzeyen birkaç resim üzerinden teşhis yapılması istenmesi gerekirdi. Aslında çağdaş ceza yargılanmasında teşhis diye bir şey yoktur. Eğer olsaydı iddia makamı odasında bunu yapardı. Sadece yüzleştirme vardır. Ceza mahkemeleri kanununda teşhis diye bir olay yoktur. Sadece yüzleştirme vardır. Dosyanızda buna ilişkin bir yorum yok. Zaten Y.Ş isimli tanık 16.06.2016’dadosyada görmüşsünüzdür bir dilekçe vermiş. Demiş ki, "Ben böyle bir şey söylemedim. Şahsın bana resmini gösterdiler altını kendileri doldurdular." Aslında bütün politik davalarda biz bu hususa mahkemelerin dikkat etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü dediğimiz gibi adalet bir gün hepimize lazım olacak" dedi.

'GÜRÜLTÜ EYLEMLERİNDE BEN DE DIŞARI ÇIKARDIM'

Emniyette 16-17 yaşındaki çocukların gözaltında “ben bunu imzalamıyorum, ben böyle bir teşhisi yapmadım” demek gibi bir şanslarının bulunmadığını ifade eden Uzunköprü, "Bunu yaşayanlar bilir. Biz avukat olarak da birçok kez böyle olaylara tanık olduk. Aslında öz yönetim ilanıyla tanıkların söylemi birbirine uyuşmamaktadır. İddianame tamamen yoruma dayalı varsayımlarla hazırlanmış çünkü tanık beyanlarında müvekkilimin örgüte üye olduğu belirtilmiş savcı ise öz yönetime katıldığını ve dolayısıyla örgütün faaliyetleri kapsamında hareket ettiğini belirtmektedir. Dosyada dinlenen tanık beyanlarında KCK Kent Meclisi Eş Başkanı şeklinde yer almış. Müvekkilimin vurulduğu yerde hendek barikat yoktu. Gürültü eylemlerinde ben bizzat kendim de dışarı çıktım. Siz demin sordunuz “silah sesleri varken insanın içeri girmesi gerekmez mi” diye. Fakat demokratik tepki amaçlı birçok insan böyle durumlarda çatışmaların son bulması için dışarı çıkıp protesto yapar. Müvekkilim de aynı bu düşüncelerle dışarı çıkmıştır. Zaten bu protestolar ilçede bu olaydan önceki günler de yaşanmıştı” dedi.

TANIK İFADELERİNDEKİ ÇELİŞKİLER

Tanıklardan birine dikkat çeken Uzunköprü, “Emniyetteki polisin meşhur çocuğu haline gelmiş. Kimin üzerinde bir delil bulamazlarsa bu kişinin ifadesine atlıyorlar. Bu tanık şuanda Yüksekova’da 200’e yakın kişiyle ilgili tanıklık etmiş. Bunların hepsinin eylemlerini, isimlerini, nerede yaşadıklarını, hangi basın açıklamasına katıldıklarını ve o gün ne giydiklerini söylemektedir. Bunun olması için yerin ve göğün yer değiştirmesi gerekir. Devletin istihbaratı bunu yapamazken nasıl olur da bu kişi bu kadar şey bilebilir? Zaten bu kişi önceki dosyalarda da işkence altında bu ifadelerinin alındığını belirtmiştir. R.İ isimli tanığın beyanında da Çapraz’ı sürekli çadırda gördüğü belirtilmiş. Söz konusu çadır Sibel Çapraz vurulduktan sonra kurulmuştur. Hatta sırf Çapraz gibi siviller vurulmasın diye kurulan bir çadırdı. Bu çadır kurulduğunda Çapraz gözaltındaydı ve böyle bir çadıra gitmiş olması imkânsızdır” dedi.

SAĞLIK HAKKI ZORUNLUDUR

Daha önce de benzer durumlarla karşılaştıklarını belirten Uzunköprü, “Yüzlerce kişi hakkında ifade veren kişilerin kendileriyle ilgili verdikleri ifadelerin doğru kabul edilmediğine hatta samimi ikrar olarak bile değerlendirilmediğine şahit olduk. Pişmanlık yasasından faydalanması gerekirken müebbet yediler. Bu tanık beyanları da benzer bir olaydır. Eğer bu tanıkların beyanları doğru kabul ediliyorsa kendi dosyalarında kendileriyle ilgili ifadeleri neden doğru olarak kabul edilmiyor? Sağlık hakkı çok önemli bir haktır. Sağlık hakkı zorunludur. İleride sakat olarak tahliye edilmesinin ne bize nede insani boyuta ne de vicdani boyuta bir faydası olacaktır. Biz ivedilikle tahliyesini talep ediyoruz. Adli kontrol atlında veya gözetim altında da bu tedaviler sağlanabilir” dedi.

TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA KARAR VERİLDİ

Mahkeme heyeti verilen aranın ardından Sibel Çapraz’ın “örgüt üyeliği” suçlamasından tutukluluk halinin devamına karar verirken duruşmayı da 25 Ekim 2016 tarihine erteledi.

NE OLMUŞTU?

Sibel Çapraz, 28 Kasım 2015’te ilçenin Dize mahallesinde polislerce gerçekleştirilen bir hendek operasyonu sırasında, o gece kaldığı Eski Kışla Mahallesi’nde duydukları silah sesleri üzerine mahalleli ile beraber sokağa çıkarak gürültü protestosu yaptığı esnada vücuduna isabet eden kurşunlarla yaralanıştı. Dokuz gün yoğun bakımda kalan Çapraz, 2 Mart 2016’da tedavisi henüz bitmeden “örgüt üyesi” iddiasıyla tutuklanmıştı. 96 günlük tedavisi boyunca 15 ameliyat geçiren Çapraz, İstanbul’da tedavi gördüğü hastaneden Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki ameliyatını olmak üzere taburcu edildiğinde tutuklanmıştı.

Çapraz önce Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda kalmış, 30 Haziran’da da İzmir Menemen R Tipi Cezaevine sevk edilmişti. Cezaevi tarafından Menemen’de götürüldüğü hastanelerde Çapraz’a “burada ameliyat olamaz” raporu verildi.

SİBEL ÇAPRAZ HAKKINDA

1981 Yüksekova doğumlu. İlköğrenimini Yüksekova’da, orta öğrenimini Elazığ’da tamamladı.

Anadolu Üniversitesi Sosyal Hizmetler ve Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği bölümlerinden mezun.

13 yıl Yüksekova Haber Gazetesi’nde muhabirlik yaptı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi. 29 Mart 2014 yerel seçimlerinde Barış ve Demokrasi Partisi’nden (BDP) Hakkari İl Genel Meclisi üyesi seçildi.