1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Ve cezasızlık devam ediyor
Ve cezasızlık devam ediyor

Ve cezasızlık devam ediyor

90'lı yıllarda "terörle mücadele" adı altında devlet tarafından yapılan katliamlara ilişkin AKP döneminde "adalet" istemiyle açılan davalar bir bir beraatla sonuçlanıyor.

A+A-

ANKARA  - Cizre'de 21 kişinin katledilmesinde başat rol oynayan Tuğgeneral Temizöz'ün beratıyla başlayan süreç, 9 kişilik bir ailenin askerler tarafından yakılarak katledildiği Vartinis davasıyla devam etti. Cezasızlıkla Mücadele Birliği'nden avukat Serap Işık, söz konusu davaların hepsinin devletin bir geleneği haline gelen cezasızlık politikaları kapsamında değerlendirilmesini gerektiğini belirtti. Işık, sokağa çıkma yasağı ilan edilen bölgelerdeki operasyonlara katılan askerlere dair Milli Savunma Bakanlığı tarafından ortaya atılan tasarı ile de Cizre, Sur, Silopi gibi ilçelerde yapılan katliamlara ilişkin açılacak davalarda da cezasızlığın devam edeceğini ifade etti.

Devletin, Kürt halkına yönelik 90'yı yıllarda yaptığı katliamlara dair açılan davalar, beraat kararlarıyla aklama davalarına dönüşmesi sürüyor. Literatürde "faili meçhul" olarak geçen ancak faili belli olan söz konusu davalar, 2009 yılında Ergenekon soruşturmalarıyla birlikte üst rütbeli askerlerin tutuklanmasının sonucu açılmaya başlandı. Birçok Kürt ailesi, kayıp yakını, daha önce savcılar tarafından dikkate alınmayan ya da ölüm tehditleri almalarına neden olan suç duyurularını bu dönemde tekrarladı ve davalar açıldı.

Çitil ile başlayan cezasızlık örnekleri

Derik'te 1992-94 yılları arasında 13 kişinin katledilmesinden dolayı hakkında 2012 yılında "Birden fazla kişiyi aynı sebeple öldürmek" suçundan dava açılan Derik Jandarma Komutanı Tuğgeneral Musa Çitil yargılanmasında adalet çıkmadı. Çitil, 21 Mayıs 2014 tarihinde beraat etti ve daha sonra Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığı'na terfi edilerek ödüllendirildi.

Daha sonra 14 Haziran 1993 yılında Şırnak'ın Görümlü köyünde 6 kişinin kaçılarak katledilmesini ilişkin 23. Jandarma Sınır Tugay Komutanı Mete Sayar ve bir grup üst rütbeli asker hakkında da "Birden fazla kişiyi aynı sebeple öldürmek" suçundan 2013 yılında dava açıldı. Yaklaşık 2 yıl süren yargılama sonucunda Sayar ve diğer askerler "delil yetersizliğinden" 3 Temmuz 2015 tarihinde beraat etti.

26 Nisan 1995 yılında Yüksekova'da çobanlık yapan Nezir Tekçi'nin askerler tarafından gözaltına alınması ve askerler tarafından kaybedilmesine ilişkin dava da emekli Albay Ali Osman Akın ve Yarbay Kemal Alkan'ın 11 Eylül 2015 tarihinde beraat etmesiyle sonuçlandı.

Cizre'de 1993-95 yılları arasında 21 kişinin infaz ve kaybedilme suretiyle katledilmesine ilişkin dava ise 2009 yılında açıldı. Cizre Jandarma İlçe Komutanı emekli Albay Cemal Temizöz ve Cizre Belediye Başkanı Kamil Atağ ile birçok kişinin yargılanması yaklaşık 6 yıl sürdü. Bu davada Temizöz ve diğerleri 5 Kasım 2015 tarihinde beraat etti.

Vartinis Katliamı davası

Cezasızlık politikalarının son örneği ise, 9 kişilik bir ailenin Muş'un Vartinis ilçesinde Jandarma Komutanı Bülent Karaoğlu komutasında yakılmasına ilişkin açılan davada yaşandı. Ailenin geriye kalan tek bireyi Aysel Öğüt tarafından 2003 yılında yapılan suç duyurusu ile katliama ilişkin soruşturma başladı. 10 yıl aradan sonra dönemin Jandarma Yüzbaşı Bülent Karaoğlu, Hasköy İlçe Jandarma Komando Bölük Komutanı Piyade Kıdemli Üsteğmen Hanefi Akyıldız, Muş Emniyet Müdürlüğü Özel Harekât Şube Müdürü Şerafettin Uz ve Jandarma Gökyazı Jandarma Karakol Komutanı Başçavuş Turhan Nurdoğan hakkında "Kasten ev yakmak suretiyle birden çok kişinin ölümüne sebebiyet vermek" suçundan 2013 yılında dava açıldı.

1 Mart 2016 tarihinde ise Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın karar duruşmasında, tüm sanıklar "delil yetersizliği" gerekçesiyle beraat etti ve 20 yıllık süreç, bir mizansene dönüştü.

Bu davaların dışında AKP döneminde yaşanan Roboskî, Uğur Kaymaz, Aydın Erdem, Şerzan Kurt, Yahya Menekşe gibi katliam ve cinayetlerinde etkin soruşturmalar yürütülmedi ve birçoğu cezasızlıkla sonuçlandı.

Tüm davalar aynı konseptte değerlendirilmeli

Tüm bu soruşturma, yargılama ve dava süreçlerinde ise birçok hak savunucusu bir araya gelerek, adalet talebiyle çeşitli kurumlar oluşturdu. Birçok insan hakkı savunucusu ve avukatın bir araya gelmesiyle oluşan Cezasızlıkla Mücadele Birliği de bu kurumlardan bir tanesi.

Yıllardır cezasızlıkla sonuçlanan davaları Cezasızlıkla Mücadele Birliği adı altında takip eden ve müdahil olan avukat Serap Işık, başından beri takip ettiği Vartinis davası özelinde devletin cezasızlık politikasını değerlendirdi. Işık, beraat sonuçlanan tüm davalarda, mağdurlara sanık muamelesi yapılması, delillerin yeteri kadar toplanmayıp, etkin bir soruşturmanın yapılmaması, davaların nakledilmesi ve tanıkların yeteri kadar dinlenmemesi gibi durumların, ortak noktaları oluşturduğunu söyledi ve "Tüm davalar aynı konseptte değerlendirilmelidir. Hepsinin sonucu cezasızlık politikasının bir ürünüdür" dedi.

Işık, "Beraatla sonuçlanan Vartinis katliamı davası da bir kez daha gösterdi ki o dönemin 'terörle mücadele' adı altında, güvenlik güçlerinin sivil halka uyguladığı ağır insan hakkı ihlallerinde devletin cezasızlık politikası devam edecek" değerlendirmesinde bulundu.

'Ceza hukukuna göre beraat verilmemeliydi'

Söz konusu katliamların aslında insanlığa karşı işlenmiş suçlar olduğunu ifade eden Işık, "Bu davalar insanlığına karşı suç bağlamında ele alınmadı ancak Türkiye devletin maddi ceza hukukunda belirtilen kriterlere göre bir yargılama da yapılmadı. Eğer ceza hukukuna göre karar verilseydi 'delil yetersizliğinden' beraat verilmemeliydi" diye konuştu.

'Bir dönemi kayıt altına aldık'

Işık, davaların beraatla sonuçlanmasının yargılama süreçlerini bitirmeyeceği ulusal ve uluslararası daha birçok hukuk yolunun söyledi ve "Beraatla sonuçlansalar bile bu yargılamalar o dönemin konuşulmasını, irdelenmesini sağladı. En azından o dönemde yaşananları kayıt altına almanın bir aracı oldu. Bu bakımdan ilerideki olası yeni yargılamalar açısından önemli" dedi.

'Cezasızlığın devam edeceği görülüyor'

Avukat Işık, Milli Savunma Bakanlığı tarafından gündeme getirilen Sur, Cizre, Silopi gibi bölgelerde katliam gerçekleştiren askerlerin yargılanmamasının Bakanlık ve Başbakanlık onayıyla yapılabileceğini dair yasa tasarısına da teki gösterdi. Söz konusu yasanın cezasızlık politikalarının devam edeceği anlamına geldiğini ifade eden Işık, şunları söyledi: "Bölgede çok ağır insan hakları ihlalleri yaşanıyor. Bakanlık tarafından gündeme getirilen tasarı, güvenlik güçlerinin yargılanmasının imkansızlaştıracak. Hak savunucuları ve hukukçular, OHAL yasası kalktıktan sonra bile güvenlik güçlerinin yargılanmasını engelleyen mevcut yasalar ile mücadele ederken, AİHM'in bu konuda yüzlerce kararı varken böyle bir tasarı geliyor. Keza Türkiye, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'ne bu yasalarda değişiklik yapacağını dair sözler vermişti. Böyle bir yasanın ortaya atılması, Meclis'te tartışmaya açılacak olması, sokağa çıkma yasakları sürecinde gerçekleşen katliamlarda güvenlik güçlerinin yargılanmayacağı yani önümüzde kocaman bir cezasızlık duvarının oluşturulacağını gösteriyor."

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.