'Umarım, Türkiye'nin KDP ve PKK arasında problem yaratmak istediğini anlarlar'

Dr. Mahmud Osman: Umarım Kürt halkı, Türkiye’nin hem KDP ve PKK arasında hem de Rojava ve Bakur arasında problem yaratmaya çalıştığını görecektir.

MAKSUT KÖŞKER - HEWLER

Dr. Mahmud Osman gerek Kürt halkı gerekse Bağdat ve KRG arasında arabuluculuk yapmış önemli bir politik isimdir. Aynı zamanda Kürdistan Sosyalist Partisi kurucusu olan Dr. Osman, Irak Ulusal Meclisi’nin de önde gelen üyelerden biri olarak görev almıştır. Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin özerkliği ve Kürt coğrafyasındaki sorunların çözümü konusunda önemli görüşleri olan Dr. Osman ile Irak genel seçimleri ve genel olarak Kürt halkının sorunlarını konuştuk.

Köşker: KRG ile Türkiye arasında imzalanan petrol anlaşmasının çerçevesi nedir?

Dr. Osman: O anlaşma ile ilgili sizin bildiğinizden farklı bir bilgim yok. Ne olduğunu tam olarak bilmiyorum. Aslında Neçirvan Barzani ve Ashti Hawrami yani KDP dışında hiç kimse bilmiyor. Anlaşmaya varan, petrolü satan ve bilgi sahibi olan onlar. Konuyla alakalı başka bir şey görmedim. Umarım bu şekildedir ama petrol politikaları sadece küçük bir grubun bilgisi dahilinde yapıldığı için çok fazla bilgi sahibi değiliz. Dolayısıyla, sorunun cevabını net olarak veremeyiz. Fakat bu durum şeffaf olmalı ve insanlar haberdar edilmeli. Umarım öyle de olur. Ancak şu an için durum net değil. Irak Kürdistan’ı ve Türkiye’de sadece birkaç kişi duruma hakim ama her koşulda şeffaf olması daha doğrudur.

Köşker: Peki Türkiye’nin KRG üzerindeki baskısı sizce azaldı mı? Türkiye KRG için gelecekte bir tehlike arz ediyor mu? Yani  kısaca Türkiye’den gelen tehdit ortadan kalktı mı?

Dr. Osman: Hayır, Türkiye’nin politikalarında bir değişiklik olduğunu düşünmüyorum, çünkü Türkiye’nin Kürt politikasını bizimle ilişkilerinden ziyade kendi Kürtlerine olan tutumları ile değerlendiriyorum. Yani Türkiye Kürdistanı’nda yaşayan Kürtlere karşı olan tutum önemli. O bölgedeki Kürtlerle araları kötü iken bizimle iyi olmaları çok anlam ifade etmiyor. Dolayısıyla, Türkiye politikalarında ciddi bir değişiklik görmüyorum. Halen Kürtlerin varlığını, Kürt ulusunu ve Türkiye Kürdistan’ı halkını tanımıyorlar. Fakat aynı zamanda BDP, HDP gibi partiler hatta genel olarak Kürtler Türkiye politikalarından daha memnun görünüyorlar. Tabi ki onlar daha fazla bilgi sahibi. Yani, KRG ve Türkiye ilişkilerinde biraz ilerleme var diyebiliriz. Ayrıca, Türkiye KRG ile iyi ilişkilerinden ekonomik ve ticari anlamada fayda sağlıyor. Umuyorum daha fazla ilerleme olacaktır. Durumun düzelmesini tabi ki istiyoruz. Türkiye’de Kürtlerin ve davalarının tanınması ve Kürtlere karşı şiddetin durdurulup, karışlıklı diyaloga dayalı anlaşmanın gerçekleşmesi için gerekli siyasi değişikliklerin olmasını umut ediyorum. Ancak şu ana kadar buna ulaşılmış değil. Erdoğan hükümeti sayesinde bir takım değişiklikler oldu. Her ne kadar Erdoğan hükümeti CHP ve MHP gibi partilere göre bu konuda daha destekçi görünse de, şu ana kadar gerçekçi bir adım atıldığı söylenemez. Bana göre esas değişim, Türkiye’nin kendi Kürtlerine, yani Türkiye Kürdistan’ı Kürtlerine karşı yürüttüğü politikalardaki gelişmeler olmalıdır. Umut ediyorum ki kısa vade de olmasa bile, gelecekte bu elde edilebilecektir.

Köşker: Peki KRG ve Türkiye ilişkilerinin  geleceği konusunda tahmininiz nedir?

Dr. Osman: İlk olarak iki ülke de birbirine ihtiyaç duymakta. Türkiye’nin petrol, ticaret ve diğer ekonomik alanlarda KRG hükümetine ihtiyacı var. Aynı zamanda Türkiye, jeo-politik konumu, Avrupa ve Amerika ile yakın ilişkileri sebebiyle KRG’nın ilgi alanındadır. Bu açıdan bakıldığında, karşılıklı çıkarlara dayalı bir ilişki dengesi zaman içerisinde oturacaktır. Umarım bu yakın ilişkiler ekonomi dışında politik bir boyut da kazanıp Türkiye’nin Kürt politikalarındaki gerekli değişimleri gerçekleştirmesine de katkı sağlayacak şekilde ilerler. Bu bizim için önemli. Her iki tarafta da barış olmalı. Umarım petrol, ticaret, ekonomik ve politik sebeplere dayalı karşılıklı yakın ilişkiler inşa edilecektir. Türkiye’nin kendi Kürtleri ile ilgili sorunlarını çözmesi, KRG’nin Türkiye ile ilişkilerinde de etkili olacaktır.

Köşker: Destekleyici mi olur?

Dr. Osman: Zaman, istek ve enerji ile ilgili bir durum. Bekleyip göreceğiz. Erdoğan son seçimleri kazandı. Bakalım Cumhurbaşkanı da olacak mı? Belki o noktadan sonra daha güçlü olacağı için bir şeyler yapabilir. Eğer bunu görebilirse, gerekli adımları atacaktır. Biz de bekleyip göreceğiz.

Köşker: Irak genel seçimlerinden sonra nasıl bir politik ortam bekliyorsunuz?

Dr. Osman: Açıkçası çok fazla değişiklik beklemiyorum. Ama Irak söz konusu olduğunda umarım bir takım değişiklikler olacaktır. Örneğin sekiz yıldır koltukta olan Maliki zamanını çoktan tamamladı ve umarım bir daha Başbakan olmaz. İcraatları pek başarılı sayılamaz. Bu noktada değişiklik şart. Ayrıca yeni Başbakan KRG ile yani Kürtlerle birlikte çalışmaya hevesli olmalı. Bu çok önemli. Bunun yanında Kürdistan söz konusu olduğunda, bu seçimlerden sonra artık KDP, PUK, Goran vs. kısacası her kesimden temsilcinin olacağı bir hükümet kuracaklarını ümit ediyorum. Ulusal birliği sağlayacak bir hükümet olmalı. Her kesimden seçmenin oylarıyla bir araya gelen hükümet insanlar için çalışmalı. Bu şekilde secimler Irak ve Kürdistan halklarına fayda sağlayacaktır. Oy verme oranının yüksek olacağını tahmin ediyorduk. Şimdilik katılım çok yüksek görünmüyor ama her ne olursa olsun Irak ve Kürdistan halklarının yararına olacaktır. Bekleyip hem sonuçları hem de onların getirdiği değişikliklere şahit olacağız.

Köşker: Maliki’nin Kürdistan’a karşı tutumu konusunda ne düşünüyorsunuz? Sizce KRG için bir tehdit oluşturuyor mu?

Dr. Osman: Tabi, Maliki ve KRG arasında olumsuz ilişkiler mevcut. Aralarında hiç bir zaman tam olarak anlaşma olmadı. Maliki’nin aynı zamanda ordunun başındaki isim olması her şeye karar veren tek adam olduğu için çok tehlikeli bir durum. Başbakan olarak Sünniler, Kürtler vs. gibi diğer gruplarla işbirliğini henüz başaramadı. Bu sebeple tekrar seçilmesi iyi olmayacaktır. Eğer seçilirse de hükümette Maliki yalnız olmadığı için diğer üyelere çok iş düşüyor barış adına. Anayasaya göre bu sorunları çözmek için diğer hükümet üyelerinin yetkisi var. Biz halen Irak’ın bir parçasıyız. Umarım bağımsız Kürt devletini kuracağız bir gün. Bu bizim hakkımız. Ancak şu anda Irak, Türkiye, İran bunun önünde birer engel gibi duruyor. Bu yüzden Irak Anayasası’na dayanarak federal yapıyı ve Irak’la ilişkilerimizi güçlendirmemiz lazım. Ama şu anda çok net bir şey söylemek için çok erken.

Köşker: Anayasanın 140. maddesine gelelim. Irak anayasasına göre Kerkük’te bir referandum olmalı öyle değil mi?

Dr. Osman: Evet referandum olmalı ama organizasyon ve sağduyu da olmalı. On bir yıl geçmesine rağmen halen bu konuda bir hazırlık yok. Açıkçası bu maddenin uygulanması konusunda çok umutlu değilim çünkü merkezi hükümet çok umursamıyor. Her ne olursa olsun, uygulanması için uğraşmalıyız.

Köşker: PUK ve PKK arasında özellikle Rojava konusunda bir işbirliği söz konusu olabilir mi? Olursa PDK’nin tavrı ne olur?

Dr. Osman: Elbette bir işbirliği söz konusu olabilir. Hatta bu ilişkiler sebebiyle, KDP de PKK ile diyalog yoluna girmelidir. Rojava ciddi bir sorun ve bu sorunun çözümünde KDP çok etkili olabilir.  Rojava çok sıkıntılı. Türkiye’deki mevcut barış görüşmeleri de sıkıntılı ayrıca. Bu yüzden KDP ve PKK arasında ciddi bir diyalog geliştirilmeli diye düşünüyorum zaten. Öcalan ve Barzani işbirliği bu sorunu çözebilir. Hatta Osman Baydemir, Leyla Zana, Mesut Barzani gibi iki taraftan da etkili isimler de katılmalı. Rojava söz konusu olduğunda ise KDP ve PUK arasındaki işbirliği sorunların çözümünde etkili olacaktır. Şahsen PUK ve KDP’nin yakın ilişkilerini destekliyorum. Ayrıca Bakur ve Rojava arasındaki ilişkiler de desteklenmelidir. Biz tek bir ulusuz, dolayısıyla yakın ilişkiler içinde olmamız lazım. Ne yazık ki Kürdistan Milli Kongresi başarılı olmadı. Umarım bir gün tekrar bir araya gelinip sorunlar aşılmaya çalışılır, çünkü biz tek bir halkız. Bu sorunları çözmek için birlikte hareket etmeliyiz. Eğer birlikte hareket etmezsek, aramızdaki farklılıkları Türkiye, Iran, Suriye ve Bağdat kendi lehine kullanmaya çalışacaktır. Kısacası, iki ana grup yani PKK ve KDP arasındaki diyalog çok önemli.

Köşker: PDK neden Rojava’da hendekler kazdı sizce?

Dr. Osman: Yaptıkları çok yanlıştı. PYD’nin Rojava’da yaptıklarını desteklemiyorum. Egemen tek bir parti olarak hareket ediyorlar. Diğer gruplarla işbirliği içinde hareket etmeliler. Ayni zamanda hendeklerin de desteklenmesi mümkün değil.  Biz tek bir halkız, ayrılmamalıyız. KDP’nin böyle bir niyeti olduğunda PKK ile görüşme yoluna gidebilirdi örneğin. Güvenlik, kaçakçılık vs. gibi konularda çekincelerimiz var denilebilirdi. Karşılıklı bir anlaşma sağlanabilirdi. Ancak tek başına hareket edip kimseye danışmamak iyi bir fikir değil. PUK’in bile fikri alınmadı bu konuda. PUK hükümette olduğu halde haberleri yoktu. Bence KDP ilk olarak PUK, PKK ve diğer gruplarla görüşmeliydi. Hendekler dışında başka bir çözüm yolu bulunabilirdi belki. Tabi bunlar çoğunlukla KDP ve PKK’nin arasında politik sorunlarla alakalı. Eğer PKK ve KDP bir araya gelmeyi başarıp diyalog yolunu seçerlerse birçok problem çözülecektir. Umarım Kürt halkı, Türkiye’nin hem KDP ve PKK arasında hem de Rojava ve Bakur arasında problem yaratmaya çalıştığını görecektir. Bize düşen bu sorunları Türkiye, Suriye ve İran’ın lehine çevrilebilecek şekilde büyümesini engellemektir. Bu konuda çok dikkatli olmalıyız.

gdf
 // crxmi duman
Begrndim mesut...
29 Mayıs 2014 Perşembe 16:06
kek
 // kurde navine anatolye CIHANBEYLI XACILARA
bizim kurdistan topraklarini araplar tarafinandan isgal edilen KISMINDAKI KURTLER BIRAZ ACAYIP .ARAP SUYU ICTIKLERI BELI.ARAPLARINDA DUNYADA DURUMU BELI.
HALBUKI KURT KURTUR BIR OLACAK YEK OLCAK INSANLAR GELIP GECICI KULTURLER KALICIDIR...
29 Mayıs 2014 Perşembe 13:34