Sur'suz Diyarbakır mı?

Belki üç beş yıl, belki on yıl sonra “modern” Sur inşa edildiğinde de Diyarbakırlılar “viran edilmiş Sur’u” unutmayacak. Köyleri yakılıp yıkılan binlerce insan da köylerini unutmamıştı.

BEDRİ ADANIR / BİANET

Havadan her metrekaresi bombalanmışçasına yıkık dökük görünen Sur’un fotoğraflarına bakamıyorum artık; çünkü o fotoğraflara değince gözlerim, birkaç bomba da benim üstüme düşüyor ve içimde yaşamaya dair ne varsa, paramparça oluyor.

Sanırım Diyarbakırlıların çoğu da böyle hissediyor.

Arkadaşlarımdan biri “Yasak kalksa da artık gitmem Sur’a, yani gidemem; nasıl gideyim, bakamam ki…” diyor gözleri boşluğa bakarken. Sur’da doğmuş, çocukluğu Sur’da geçmiş; Surlu…

Sur olmadan Diyarbakır, Diyarbakır gibi değil

Sur’suz Diyarbakır mı? Öz dokusu -derisi yüzülürcesine sökülüp atılmak istenen Sur- olmadan Diyarbakır mı?

Nasıl anlatılır?

Hani çocukluğunuzun, yıllarınızın geçtiği eski mahallenize gidersiniz de nerdeyse hiçbir şeyi yerli yerinde bulamazsınız, zaman, her şeyi değiştirmiştir. Gazoz içtiğiniz, sakız aşırdığınız, çatapat aldığınız bakkal yoktur, “para üstü bozuk paralar bana kalacak” hevesiyle bir koşu gidip geldiğiniz kasap ve manav da yoktur; büyük bir özlemle aradığınız hiçbir şey yerli yerinde değildir artık.

Sur’un viran edilmiş halinin Diyarbakırlılarda hissettirdiği kuşkusuz bundan çok daha fazlasıdır. Öyle ya, Sur’dan geriye her şeyin yıkılıp yakılmış hali var sadece.

Göçertilmiş binlerce insan var. Çocuklarını kaybetmiş yüzlerce aile var. Günlerdir biber gazı soluyan nüfusu bir buçuk milyon civarında bir Diyarbakır var.

Köyler unutulmadı, Sur da unutulmayacak

Belki üç beş yıl, belki on yıl sonra (şimdilik Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın internet sitesindeki proje maketlerinden gördüğümüz) “modern” Sur inşa edildiğinde de Diyarbakırlılar “viran edilmiş Sur’u” unutmayacak. Köyleri yakılıp yıkılan binlerce insan da köylerini unutmamıştı.

En kötüsü de Sur’un yoksul halkının o modern görüntüde yeri de olmayacak; Sur artık devletin ve sermayenin kendini güvende hissedeceği bir turizm kenti olacak.

Ancak artık bunun da bir garantisi yok çünkü Sur’un tarihi yerlerinin ne durumda olduğunu bilmiyoruz. Ama çekilebilen fotoğraflardan anlaşılan o ki Sur, tüm yapıları yıkılmış bir kent görüntüsü veriyor.

Ve açıkçası “insan yaşamını” kutsamayan bir anlayışın, tarihi ve kültürel değerleri de koruması beklenemez. Zira cami ve kiliselere, hanlara ve hamamlara da zarar verildiğini tahmin ediyoruz ve Türkiye’nin birçok yerinde tarihi değerlerin nasıl ranta peşkeş çekildiğini biliyoruz.