‘Suriye'deki kültürel miras dünyanın belleğidir’

Dünyanın farklı ülkelerinden yaklaşık 170 uzman Berlin’de bir araya gelerek Suriye'nin kültür mirasının korunması için yürütülecek çalışmaları ele aldı.

Tarihçilerin "tarihin belleği" ya da "medeniyetlerin beşiği" olarak nitelendirdiği Mezopotamya coğrafyası, Suriye iç savaşı ile birlikte, sahip olduğu bu eşsiz değeri kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya.

2011’de artan çatışmalar ve radikal grupların bölgede hakimiyet kurmasıyla kültürel miras da ağır darbe aldı. Suriye’de yaşanan insani trajedinin yanı sıra insanlık tarihi de gerek rejim gerek muhalifler ve radikal gruplar tarafından talan edildi. Özellikle Palmira antik kenti, savaştan ciddi zararlar gördü.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO, Suriye'deki çatışmaların kültürel mirasa verdiği zararı önlemek için çeşitli projeler yürütüyor. Bu çerçevede UNESCO Genel Direktörü Irina Bokova, Alman Devlet Bakanı ve Dışişleri Bakanlığı UNESCO Kültür Konvansiyonu Özel Sorumlusu Prof. Dr. Maria Böhmer ile dünyanın çeşitli yerlerinden gelen yaklaşık 170 uzmanı bir araya getirerek, Suriye'nin kültür mirası için yapılacak çalışmaları ele aldılar.

Berlin'de 2 Haziran'da başlayan ve üç gün süren konferansta Suriye'de zarar gören kültür miraslarının detaylı tespiti, bunların yeniden inşası için uluslararası verilerin masaya yatırılması, ilgili uzmanların bir ağ içerisinde toplanması, ülkedeki kültürel mirasın yeniden canlandırılmasına yönelik kalifiye işgücünün oluşturulması ve tarihi eser kaçakçılığının önlenmesi konuları tartışıldı.

'Gelecek için tarihi ve kültürel köklere ihtiyaç var'

Konferansı değerlendiren Maria Böhmer, IŞİD gibi radikal grupların Palmira benzeri antik yapılara özellikle saldırdığını, bu eski yerleşim yerlerinin eski Roma, Yunan ve İran etkisinde gelişmiş, yıllarca farklı din ve kültürlerin hoşgörü içinde yaşadığı yerler olduğuna dikkat çekti. Bu noktalara saldırılarak Suriye insanının kimliğinin yok edilmek istendiğini belirten Böhmer, bazı çevrelerin yapılacak uluslararası çalışmaların öncelikle Suriye'deki insani yardıma odaklanması gerektiğine dair eleştirilerine de yanıt verdi. Devlet Bakanı, "İnsanlar ve tarihi eserler bir bütündür. Bu konuda bir zıtlık yoktur ve aralarında bir tercih söz konusu değildir. Suriye'deki kültürel miras dünyanın belleğidir. Ayrıca Suriye halkı geleceğini yeniden inşa edebilmek için tarihi ve kültürel köklerine ihtiyaç duymaktadır" dedi.

Suriye'deki tarihi eserlerin korunması ve yeniden oluşturulabilmesi için farklı projelere finansal destek sağlayan Gerda Henkel Vakfı'nın yöneticisi Dr. Michael Hansler de, insani yardım ve kültürel mirasın korunmasının paralel bir şekilde yürütülmesi gerektiğini savundu. Uzman, bu iki hedefi bir arada götürecek pek çok projeye imza atıldığını şu sözlerle aktardı: "Örneğin vakfımız, Ürdün Suriye sınırındaki sığınmacı kamplarında yürüttüğü projelerle genç Suriyelilerin arkeolojik çalışmalarda yer alabilmeleri için eğitim veriyor, onlara Lübnan ve Ürdün'deki tarihi alanlarda, müzelerde çalışma olanakları sunuluyor. Böylece hem gençler yaşama tutunuyor hem de Suriye'nin yeniden inşası için kalifiye işgücü oluşuyor."