Suavi: Kürtler barışın en uzun maratoncularıdır

Bölgedeki sokağa çıkma yasaklarını değerlendiren sanatçı Suavi, "sokağa çıkma yasağı" adındaki uygulamanın bir saatinin bile medeniyet dışı olduğu ifade etti.

Sanatçı Suavi, bölgede aylardır süren sokağa çıkma yasaklarını, sivil ölümlerini ve Sur'un tarihi yapılanmasına yönelik yaşanan tahribatları DİHA'ya değerlendirdi. Suavi, özellikle şehirlere yönelik saldırılarla halkın ve toplumun ortak mirasının yok edildiğini bunun en önemli örneğinin de sur olduğunu söyledi. 

'Sokağa çıkma yasağının olduğu yerde insanlıkta geridedir'

Sokağa çıkma yasaklarının aylar değil bir saat bile uygulanmasının hukuki, insani ve medeni hiçbir açıklaması olmadığını belirten Suavi, "Eğer sokağa çıkma yasağı varsa bir yerde orada hukuk'ta medeniyet'te, insanlıkta geridedir. Bu uygulama insan hak ve özgürlüklerine vurulmuş bir darbedir, bu yüzden başta Cizre ve tüm bölgede uygulanan, yaşamı durduran hak ve özgürlükleri kilitleyen bu akıl almaz yasak asla kabul edilemez. Kadınların çocukların öldürülmesi hiçbir haklı nedene oturtulamaz, bu koşullarda susmak bu suça ortak olmaktır" dedi.

'Savaş suçu işlenmektedir'

Sokağa çıkma yasaklarının faşist zihniyetlerin egemen olduğu rejimlerde uygulandığını ifade eden sanatçı, "Sokağa çıkma yasakları Türkiye'de 12 Mart ve 12 Eylül cunta dönemlerinde yoğunlukla uygulanmıştır. Yeri ve adresleri belli olan yaralılara ulaşmada çıkarılan resmi engellemelerle beraber, bu süreçte Evrensel İnsan Hakları tümüyle ihlal edilmiş göz göre savaş suçu işlenmekte bir sakınca görülmemiştir" ifadelerini kullandı. Suavi, batının yaşananlar karşısında sessiz kalmasını ise medyanın tüm gücüyle yaşananları manipüle etmesine bağladı. 

'Hendekler bahanedir'

İktidarın ihtiyacı ve amacı doğrultusunda medyanın işlev gördüğünü söyleyen Suavi, faşizmin kurumsallaşmış ayağı olan medyanın bu süreçte pozisyonunu oynadığını belirterek, "Sol-Sosyalist basın ise yoğun sansür görmüş ve hedef seçilmişlerdir. Bu süreçte hendek de deve de bahanedir aslında, bu ülkede medyanın neler yaptığını Ahmet Kaya üzerinden yapılan linç kampanyasında gördük. Süreç dondurulup rafa kaldırıldığı için, hendekten yola çıkılarak uygulanacak vahşi plan meşru bir zemine oturtulmak istenmektedir" şeklinde konuştu.

'Sur'da insanlığın ortak mirası yok ediliyor'

Sanatçı Suavi, kuşatma altındaki Sur'un tahrip edilmesini de şu sözlerle ifade etti: "Mimari'de bir söylem var, şehir vardır insanı kendisine benzetir, şehir vardır insan kenti kendine benzetir diye. Diyarbakır halkı şehrine benzeyen bir halktır, ancak son süreçte kenti yıkarak yakarak savaş alanına çeviren sanat ve doğa karşıtı kimi kişiler şehri adeta kendilerine benzetmişlerdir. Bağdat müzesi yağmalandığında nasıl ki insanlığın ortak mirası yağmalandıysa, nasıl ki IŞİD insanlığın ortak mirası olan nadide değerleri yıkıp yakıyorsa, bugün de Sur'da ortak mirasımız yok edilmektedir."

'Kürtlerin kaybı tüm halkların kaybıdır'

Kürt halkının bedellerine rağmen verdiği mücadelenin tüm haklar için verildiğini vurgulayan Suavi, "Bu mücadele adeta kıyım ve asimilasyonla silinmeye çalışılmış azınlıkların, onurlu eşit, adil ve özgür yaşayabilme hakkı içindir. Bu anlamda gelinen noktada tüm çirkefliğine ve vahşiliğine rağmen umutsuzluk değildir. Bu yürüyüş halkların demokratik kazanımları yerleşene kadar ve kazanımlar güvenceye kavuşana kadar devam edecektir. Kürtlerin kaybı bu coğrafya da yaşayan tüm halkların kaybıdır, bu yüzden barış uzun bir koşudur ve Kürtler bu koşunun en uzun soluklu maratoncularıdır" sözlerine yer verdi.

Ayrıca sanatçı, Sur için şiir yazdı. Suavi'nin Diyarbakır ve Sur için yazdığı şiir şöyle: 

Türünün tek örneği olan "Dört ayaklı minare" 500'ü aşkın yaşıyla 
Dört mezhebi temsil ettiği inancıyla 
İslam Dininin tekliğine yükseltilmiş eşsiz minaresiyle
Şeyh Muhtar'ın hüznüyle 
Burçların tılsımıyla 
Kanuninin kitabesiyle
Benusen'in kaderiyle
Cizre'li Eb'ül İz'in bilgeliğiyle
Kitabelerin büyüsüyle
Burçların ihtişamıyla
Dört kapının esrarıyla 
Ve Tahir Elçi'nin 
Yaşatılmamış ömrüyle asla affetmeyecektir...