STK’lardan KDP’ye: Uygulamalar kabul edilemez

Amed’de aralarında Baro, Ticaret Odası ve İHD’nin de bulunduğu 7 STK temsilcisi bir araya gelerek, KDP’nin Kürt kurumlarına yönelik baskın, gözaltı ve kapatma girişimine tepki gösterdi

DİYARBAKIR - Amed’de bir araya gelen Baro, İHD, Mazlum-Der, Ticaret ve Sanayi Odası, Doğu ve Güneydoğu Sanayici ve İş Adamları Derneği, Tabipler Odası, Diyarbakır Sanayici ve İş adamları Derneği’nin temsilcileri, KDP'nin Kürt kurumlarına yönelik baskınlarını, çözüm süreci, kale kol yapımları ve Lice’de yaşanan olaylara ilişkin ortak basın açıklaması yaparak, bazı uyarılarda bulundu.

8 Sivil Toplum Örgütü adına hazırlanan basın açıklamasını okuyan Amed Baro Başkanı Tahir Elçi, Kürt sorunun çözümü noktasında çaba gerektiren bir süreçten geçtiklerini belirterek, “Kürt Sorununun demokratik ve barışçıl yollarla çözümü yolunda, bu gün daha fazla çaba ve sorumluluk gerektiren günlerden geçiyoruz. Bir yılı aşkın süredir yaşanan normalleşme ve diyalog süreci ile bu büyük ve tarihi sorunun çözümü fırsatı ortaya çıkmış, toplumun farklı kesimlerinin desteğinin sağlandığı elverişli bir toplumsal atmosfer oluşmuştur. Silahların sustuğu, can kaybının neredeyse yaşanmadığı bu süreçte, toplumun tüm kesimleri çatışmasız-barışçıl yaşamın önemini daha iyi kavramış, toplumsal sorunların demokratikleşme adımlarıyla çözümünün gerekliliğini yaşayarak tecrübe etmiştir. Bu sürecin somut ve birbirini takip eden pozitif gelişmelerle sürdürülmesi beklenirken, son zamanlarda toplumun sürece olan inanç ve güvenini sarsan, toplumu kaygılandıran gelişmeleri biz aşağıda isimleri yer alan Diyarbakır’daki meslek örgütleri ve sivil kurumlar da endişeyle izliyoruz” dedi.

‘HÜKÜMETİN BİR HAZIRLIĞI YOK’

Kürt sorunun çözümü konusunda somut adımların atılmadığını ifade eden Elçi, “Henüz Kürt toplumunun temel beklentilerine ilişkin konularda somut gelişmeler yaşanmadığı gibi, sürecin temel felsefesi olan “silahların devreden çıkması ve siyasetin öne çıkmasını” sağlamaya yönelik, silahlı güçlerin demokratik siyaset alanına dönüşüne imkân sunacak yasal-hukuki bir zemin oluşturacak düzenlemeler de yapılmamıştır. Hükümetin bu yönde bir hazırlık içinde olduğuna dair somut işaretler de henüz ortaya çıkmamıştır” diye konuştu.

‘KALEKOL YAPIMLARI ÇÖZÜM SÜRECİNE ZARAR VERİYOR’

Bölgede yapımı süren Kalekol yapımlarını eleştiren Elçi, “Toplum, barış ve çözüm sürecinin devamı bakımından bu alanlarda gelişmeler beklerken, bir yılı aşkın süredir silahlı bir çatışmanın dahi yaşanmadığı bu dönemde, bölgede karakol veya “Kale Kol” olarak tabir edilen yapıların yapımına hız verilmesini anlaşılmaz bulmaktadır. Biz sivil kurumlar olarak da, Kürt meselesi gibi tarihi ve toplumsal bir sorunu diyalog ve müzakere yoluyla çözerek barışı yakalama fırsatı var iken, toplumu geren ve son günlerde çatışmalara zemin oluşturan karakol yapımını gereksiz bir uygulama olarak görüyoruz. Hükümeti, özellikle bu dönemde bir yararı bulunmayan ve çözüm çabalarına zarar veren daha fazla karakol yapımına son vermeye çağırıyoruz. Bu konuyla bağlantılı zaman zaman görevliler veya sivil insanlar bölgede silahlı militanlar tarafından alıkonulmaktadır. Bu uygulamanın da doğru olmadığını, halen silahlı güçlerin elinde olan kişi veya kişilerin bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz” dedi.

SİVİL İNSANLAR HEDEF ALINMAMALI

Lice İlçesi’nde yaşanan olayları da değerlendiren Elçi, “Biz Diyarbakır’daki sivil kurumları kaygılandıran meselelerden biri de bir süre önce Lice ilçesinin bir köyünde aynı aileden üç sivil insanın silahla yaralanmasıyla sonuçlanan olay olmuştur. Saldırının arkasında politik nedenlerin olduğu iddiaları, saldırıya hedef olan kişilerin bir siyasi parti mensubu oldukları bilgisi olayın vahametini ve endişelerimizi artırmaktadır. Kimden kaynaklanırsa veya kimlere yönelik olarak yapılırsa yapılsın, politik kanaatleri nedeniyle sivil insanların bu şekilde silahlı saldırıya hedef olmasını kabul edilemez buluyoruz. Bu tür olayların hiç kimseye ve hiçbir davaya yararı olmadığı gibi, geçmişin acı tecrübelerini hatırlatmak istememekle birlikte, Kürt toplumunun geleceği bakımından bu tehlikeli gidişata önemle dikkat çekmek isteriz. Kürt toplumunun tüm kesimlerini bu konularda sağduyulu olmaya, özellikle fikirsel ihtilaflarda şiddete başvurmamaya, söz ve etkinliklerinde de gerginliğe neden olacak ifade ve davranışlardan da kaçınmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

KÜRT KURUMLARINA DÖNÜK BASKILARI KABUL ETMİYORUZ

KDP’nin Kürt kurumlarına yönelik baskın, gözaltı ve kapatma girişimlerini doğru bulmadıklarını belirten Elçi, “Biz Diyarbakır’daki sivil örgütler olarak, son zamanlarda Kürt siyasal kurum ve örgütleri arasında yaşanan gerginlikleri de kaygıyla izliyoruz. Son günlerde Irak Kürdistan Bölgesi’nde bazı siyasal ve sivil kurumların, hatta gazetecilik faaliyeti yapan haber ajanslarının kapatılmasını yanlış ve kabul edilemez bir uygulama olarak görüyoruz. Özellikle 1990’lı yıllarda çatışma koşullarında ve ağır insan hakları ihlalleri altında evlerini terk eden göç eden ve halen 11.000. sivil mağdur insanın yaşadığı Mahmur Mülteci Kampı’nda Kürdistan Hükümeti tarafından kamp sakinlerinin çıkışına izin verilmediği biçimindeki haberleri şaşkınlık içinde izliyoruz. Kürt siyasal kurumları, gerek Güney Kürdistan’da, gerek Rojava Kürdistanı’nda ve gerekse Kürdistan’ın her bölgesinde birbirlerine tahammül etmeli, birbirlerinin siyasal rekabet, örgütlenme ve ifade özgürlüğü hakkına saygı duymalıdır” dedi.

KÜRTLER DAYANIŞMA İÇİNDE OLMALI

Kürtlerin geçmişte çok acı çektiğini belirten Elçi, “Kürt toplumu, hatırlamak dahi istemediği ve tarihindeki en acı verici olaylardan biri olan ve “Birakuji” olarak ifade ettiği olayları bir daha düşünmek bile istememektedir. Kürtlerin tüm siyasi kurumlarını toplumun bu beklentisini göremeye, gerginliği artırıcı uygulamalara derhal son vermeye davet ediyoruz. Yüz yıllık tarihi haksızlık ve adaletsizliklere uğramış, büyük acılar yaşamış ve zulme karşı mücadele vererek büyük bedeller ödemiş Kürt halkının siyasal ve sivil kurumları, özellikle böyle bir dönemde birlik ve dayanışma içinde olmalıdır” diye konuştu.

Kaynak:
SİVİL İNSANLAR HEDEF ALINMAMALI
 // elçi
Lice İlçesi’nde yaşanan olayları da değerlendiren Elçi, “Biz Diyarbakır’daki sivil kurumları kaygılandıran meselelerden biri de bir süre önce Lice ilçesinin bir köyünde aynı aileden üç sivil insanın silahla yaralanmasıyla sonuçlanan olay olmuştur. Saldırının arkasında politik nedenlerin olduğu iddiaları, saldırıya hedef olan kişilerin bir siyasi parti mensubu oldukları bilgisi olayın vahametini ve endişelerimizi artırmaktadır. Kimden kaynaklanırsa veya kimlere yönelik olarak yapılırsa yapılsın, politik kanaatleri nedeniyle sivil insanların bu şekilde silahlı saldırıya hedef olmasını kabul edilemez buluyoruz....
22 Mayıs 2014 Perşembe 13:56