Sokağa çıkma yasaklarıyla ilgili AİHM'e ek başvuru

Bölge kentlerinde uygulamaya konulan sokağa çıkma yasaklarını AİHM'e taşıyan ÖHD avukatlarından Oya Aydın ve Özgür Erol, AİHM'in Türkiye'den izahat istemesinden sonra ek başvuruda bulundu.

Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) sokağa çıkma yasaklarına ilişkin yaptığı başvuruları reddetmesi üzerine Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) avukatlarından Oya Aydın ve Özgür Erol'un AİHM'e yaptığı başvuruda mahkemeye ek belgeler sunuldu.

AİHM'in başvuruyu kabul edip Türkiye'den izahat istemesi ve 21 Şubat'a kadar de ek dosyaların gönderilmesine yönelik kararından sonra avukatlar dosyaya yeni belgeler sundu. Sunulan belgelerde AİHM'in Türkiye'nin cevaplaması için yönelttiği sorulara ilişkin avukatlar da AİHM'e yeni bilgiler iletirken, "Sokağa çıkma yasaklarının hukuki dayanağı olmaksızın sürdürüldüğünü belirtmek isteriz. Sur, Cizre ve Silopi'deki sokağa çıkma yasakları bir aydan fazla bir süredir aralıksız biçimde devam etmektedir" görüşünü bildirdi. 

Sokağa çıkma yasakları olan bölgede insanların sağlığa erişiminin engellendiği, ölümlerin sürdüğü ve diğer temel hakların yoğun biçimde ihlal edildiğinin belirtildiği başvuruda, "Sadece başvurumuzu yaptığımız gün sokakta yaralan bir kadına yardım eden sağlık görevlisi Aziz Yural'ın bu nedenle keskin nişancılar tarafından vurulması dahi sağlığa erişim hakkının hangi boyutta ihlal edildiğinin bir göstergesidir. 6 Ocak 2016 tarihinde Silopi'de yine keskin nişancılar tarafından vurulan 3 Kürt siyasal hareketi temsilcisi kadının yaralı iken ambulansı gönderilmesi için milletvekillerini aradıkları, milletvekillerinin 112 ve 155'e haber vermesi sonrasında her hangi bir acil yardım ekibinin olay yerine gitmeyerek üç kadının yaralı haldeyken vücutlarına işkence yapılarak öldürüldüklerine dair ciddi tanıklıklar mevcuttur" denildi.

TİHV raporlarında yer alan çatışmalarla bağlantılı olarak, kadın ve çocuklar başta olmak üzere her gün çok sayıda sivilin sokağa çıkma yasağı nedeniyle yaşamını kaybettiğine dair bilgiler sunuldu. 

'Tüm yetki vali ve kollukta'

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV)'in verilerine göre 161 kişinin öldürüldüğü İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) verilerine göre ise sayının daha yüksek olduğu ifade edilerek, "Öldürülen kişilerin nasıl öldürüldükleri ve kimin tarafından öldürüldüklerinin tespiti konusunda savcılıklar hiçbir işlem yapmamakta, cenazeler günlerce sokak ortasında bekletilmektedir. Yapılan otopsilerin ise son derece yüzeysel ve konuya ilişkin protokollere aykırı yapıldığı böylelikle, bu kaos ortamında tüm yetkinin Vali ve kollukta olması, yargı mekanizmasının dışlanması nedeniyle AİHS 2. madde kapsamında etkin bir soruşturma olanağını da kalmamıştır" denildi.