1. HABERLER

  2. MAKALE

  3. Siz çocukları seviyordunuz değil mi?
Siz çocukları seviyordunuz değil mi?

Siz çocukları seviyordunuz değil mi?

Ama bu konuda sesi çok yüksek çıkanların, Akit Gazetesi gibi "barış anneleri" diye sözde hümanist manşet atanların samimiyeti, mazilerine bakınca maalesef bize pişkince sırıtıyor.

A+A-

HÜSEYİN ALADAĞ*

Yine duygusal ve çocuklara karşı sahte şefkatin zirve yaptığı günleri yaşıyoruz. "Çocuklar ölmesin" hassasiyeti ve "barış anneleri" sıfatları en kıymetli zamanlarından birini yaşıyor. Kürt çocuklarının artık “dağda olmasına dayanamıyor” şefkat dolu yürekler. Günlerdir konuşuyorlar, yazıp çiziyorlar.
Gerçekten de kim karşı koyabilir "çocuklar ölmesin", "dağdan insinler" söylemlerine. Hangi çerçeveye koyarsan koy yanlış bir fotoğraf “çocuk gerilla” görüntüsü.

Ama bu konuda sesi çok yüksek çıkanların, Akit Gazetesi gibi "barış anneleri" diye sözde hümanist manşet atanların samimiyeti, mazilerine bakınca maalesef bize pişkince sırıtıyor.

Kürt çocukları için attıkları bugünkü manşetler ile dünkü manşetleri neredeyse birbirleriyle kavga ediyor.

Devlet ve üniformalıları korumak adına "cani, terörist" ilan ettikleri o çocuklar gözlerimizin önünden gitmiyor. Bırakın dağa giden çocuğu, hastalıktan ölen ve sağlık ekibi olmadığı için cenazesi çuvalda taşınan bebeğin ölümü bile onlara göre "mizansen"di. 

Bu konuda tabi ki bir şeyler söylenmeli, yapılmalı. Çocukların yeri dağ değildir. 

Ancak bunları söyleyenlerin, hiç olmazsa vicdan secerelerinin, Kürt çocukları konusunda kirli olmaması gerekir. Bugün o coğrafyadaki küçük bir çocuk bile, yıllardır devletin, üniformalıların Kürt çocuklarına neleri reva gördüğünü, siyasi iktidarın, yargının ve medyanın da bu konuda nasıl bir vicdansızlık sergilediğini çok iyi bilir.

O yüzden AKP ve medyasının “dağdaki çocuklar” mevzusundaki bu aşırı hassasiyeti pek bir sahte geliyor. Çok eski günahları deşmeden sadece 12 yıllık bu iktidarın Kürt çocuklarına yönelik karnesine bakmak bile yeterli, bu ikiyüzlülüğü görmeye.

Sizin Kürt çocuklarına yıllardır reva gördükleriniz Kürtler’in Kandil’e karşı elini kolunu da bağlıyor. Örneğin Kürtler, Pozantı'da Şakran'da zorbalıkların en aşağılığına maruz kalan bir çocuğu dağa gitmemesi için neyle ikna edecekler. O çocuklara bunları reva görenler korunup, çocuklar zindandan zindana sürgün gönderilirken. 

Ya da 2008 yılında kameralar önünde kolu kırılıp gözaltına alınan ve işkence, şiddet gören Cüneyt Ertuş'u dağa gönderenler gerçekten kimlerdi? Tüm bunlara maruz kalan çocukları hangi sağduyu çağrısı teskin edebilir. 

Amacım dağa gidişleri ölümleri kutsamak değil, hepimiz biliyoruz ki bunun sonu yok. Ama devleti yönetenlerin, medyanın son günlerdeki sahte "çocuklar ölmesin" edebiyatı gerçeği yansıtmıyor.
Özellikle son birkaç yıldır PKK'nin dağ kadrosuna bu kadar çok çocuğun katılmasının biricik nedeni kendileri ve uygulamaları.

Taş attıkları için gözaltına alınan ve içeride baskı şiddet görüp haklarında onlarca yıl hapis cezası istenen çocukların çoğu soluğu dağda aldı. Bunu görmeyen buna engel olamayanlar, KCK baskınlarıyla da lise çağındaki onlarca çocuğun da dağı bir kurtuluş yeri görmesine neden oldu. Anlayacağınız o çocukların çoğu dağa kaçmıyor, sığınıyor.

Bir de devlet eliyle faili meçhullere kurban giden yüzlerce çocuk var. Adlarını bilmeseniz de yüzlerini çok iyi tanıyorsunuz. İlkokula başlarken bir taşra fotoğrafçısında çektikleri vesikalıklarıyla kayda geçti çoğu.

Ceylan Önkol, Mehmet, Canan, Enes Ata'ydı isimleri. Ama yetmedi bir de Roboski'de bu sayıya daha fazlasını eklediler. Hangisinin failleri, katilleri cezalandırıldı?

Bir şafak baskınıyla babasıyla birlikte katledilen Uğur Kaymaz'ı terörist ilan etmek için yanına çocuk kollarının kaldıramayacağı kadar büyük silah bırakanlar ve onları koruyup aklayanlar olduğu sürece dağdaki çocuklar sorunu bitebilir mi?

14 yaşında dağda yakalanan ve askerin verdiği parkayla bir şefkat oyunun başrol oyuncusu yapıldıktan sonra mahkemede 45 yıl ceza verilen Kürt çocukları önümüzde durdukça, diğerlerini kurtarma imkanımız kalacak mı?

Diyarbakır’da bu vesileyle toplanan ve çocuklarına kavuşmaktan başka hiçbir istekleri olmayan anneler istismar ediliyor. Bu bakış açısı sorunun çözülmesine gerçekten yardımcı olmuyor.
Eğer hükümet ve yandaşları evlat hasreti çeken annelerin dramlarıyla trajedileriyle gerçekten ilgilenmek isteselerdi, 480 haftadır meydanları mesken tutan Cumartesi Anneleri için de söyleyecek bir sözleri olurdu. Siz hiç hükümete yakın medyada Cumartesi Anneleri’nin haber olduğunu gördünüz mü?

Ya da yıllardır ellerinde tuttukları fotoğraflarla yaşlanan o insanlara, o annelere Başbakan’ın ve ya devletin bir ferdinin derdiniz ne diye sorduğuna şahit oldunuz mu? Berfo Ana’nın mezarda biten trajedisi bile onları harekete geçirmeye yetmedi.

O yüzden herkes bu konuda gerçekten samimi olmalı. Hükümet ve yandaşı medyanın, amacı siyasi mevzi kazanmak, HDP ve ya PKK’yi o çocuklar vasıtasıyla vurmak. Bu ayıptır, günahtır. O çocuklara ve ailelerine yapılacak en büyük haksızlıktır. Bu tavırlar ve siyaset, o çocukların dağdan getirilmesi için somut girişimlerde bulunan ve bulunacak Kürt siyasetçilerin ve samimi insanların elini kolunu da bağlıyor.

*Gazeteci - twitter.com/normalgasteci

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.