Sarıyıldız: Bu vahşet tarihe kaydedildi

HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, Cizre'de yaşananlara ilişkin insanlık suçunun işlendiğini ifade ederek, "Halkımız bu gerçekliği gördü. Bu vahşet tarihe kaydedildi" dedi.

HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, Cizre'de yaşananları "çirkin bir devlet vandalizmi" olarak nitelendirdi. 

'Her türlü değer ayaklar altına alındı'

Dicle Haber Ajansı'na konuşan Sarıyıldız, "Her türlü hukuki normlar, her türlü insani değerler Cizre'de ayaklar altına alındı. Çünkü yapılanların hiç birinin mevcut hukuki referanslarla ilgisi yoktu. İnsanlar açık bir şekilde katledildi. İnsanlar yaralandı, bu insanların hastaneye taşınması engellendi. Kirli mizansenler yaratıldı ve burada olan her şey insanlığa karşı suç pratiği niteliğindeydi. O nedenle Cizre'deki vahşet operasyonlarını yönetenler bunu çok önceden planlamışlardı. Bir taraftan büyük bir vahşet yaşatıldı, bir taraftan da bu vahşet dışarıdan görülmesin diye yoğun uğraşı verdiler. Bu vahşetin altında kalacağı bir pratik, bir şehir bıraktı ortada. Mesela şu an morglarda hala 150'ye yakın insan cenazesi var ve hiç biri tanınacak durumda değil. İnsan bedenleri kömürleşmiş" dedi.

'Bu insanlar uluslararası suç mahkemelerinin karşısına çıkacak'

Bodrumlarda mahsur kalan insanlar için hem hükümet nezdinde hem de hukuk nezdinde yoğun girişimlerde bulunduklarını, ancak önceden alınmış katliam kararı nedeniyle bu başvurularının görmezden gelindiğini kaydeden Sarıyıldız, "İnsanlar barbarca katledildi. Yani düşmanlık ve savaş hukukunda olmayan bir duyguyla katledildiler. Şu an bu insanların çoğunun sesi kayıtlarda mevcuttur. Yarın öbür gün uluslararası suç mahkemelerinin karşısına çıkarılacak bu isimler. Dünyanın bu konudaki ikiyüzlülüğünü de çok bariz bir şekilde gördük. Çünkü Cizre'de insanlığa karşı suç işlendi. Bu sadece burudaki 200-300 insanın yaşamına dönük bir tehdit değildi. Cizre'de insani değerler ayaklar altına alındı. Şimdi Cizre'de olup bitenler Cizre'yle sınırlı kalmayacak. Bu ülkede onarılmayacak bir öfke yaratıldı. Yüreklerde onarılmayacak bir yara açıldı. Şu an Cizre halkı 120 bin nüfusuyla yaralı durumda ve halk çok öfkeli. 120 bin insandan söz ediyorum ve şu an Cizre'de 10 bin insan kaldı. Diğer 110 bin insan ilçeyi terk etmek zorunda kaldı" ifadelerini kullandı.

İlk bir ay boyunca Cizre'de şehrin her tarafının tank ve top atışlarıyla vurulduğunu, "Hepinizi öldüreceğiz, kimyasal atacağız" anonsları geçilerek halkın sindirilmeye çalışıldığını anlatan Sarıyıldız, halkın gitmediği görülünce birçok mahallenin elektrik ve suyunun kesildiğini belirtti. 

'Dünya vahşete sessiz kaldı'

Sarıyıldız ardından şöyle devam etti: "Tüm dünyanın gözü önünde belki yaşadığımız yüz yılın en vahşi, en soysuz, barbarlığıyla, vahşetiyle karşı karşıya geldik. Dünya buna sessiz kaldı. AİHM'in tavrı çok samimice değildi. Başta birkaç kişiye ilişkin, işte Hüseyin Paksoy'un süreciyle başlayan, birkaç yaralıya ilişkin bireysel tedbir kararı aldı ama o karara rağmen çıkaramadık. Şimdi devlet suç işlemeye devam edince, işte Hüseyin Paksoy'un ölümünden sonra yine Orhan Tunç ve Serhat Altun isminde bir üniversiteli gencin yaralandığı haberi bize ulaştı. Ona ilişkin tekrar AİHM'e başvurduk. Tedbir kararı aldırdık, ama bu tedbir kararı uygulanmadı. Niye uygulanmadı; çünkü hiç bir yaralının, hiç bir insanın bu kuşatılmış mahallelerden çıkmasına izin verilmedi. Böyle olunca başından beri hiç ulaşamadığım il valisine ve ilçe kaymakamına mesaj attım. Dedim 'Şu an sizin pozisyonunuz suç pozisyonudur, bu insanların hastaneye taşınması gerekiyor. Bu yasal, hukuki bir gerekliliktir, bu ahlaki bir gerekliliktir, zorunluluktur, insani bir zorunluluktur.' Buna da duyarsız kalınca, çünkü başından beri bunlar telefonlarımıza hiç çıkmadılar. Bu sefer cenazelerin ve 5-6 yaralının ailesiyle birlikte yanımda belediye eşbaşkanımız, belediye meclisinden arkadaşların olduğu halde mahalleye gittik. Mahalleden döndüğümüzde neredeyse bir havaalanı kadar geniş olan Nusaybin Caddesi üzerinde tarandık. 100 metre ötemizdeki zırhlı araçlar taradı. Şimdi bu taramadan sonra tekrar basınlarında şöyle yansıdı; işte 'Faysal Sarıyıldız bilmem hangi örgüt mensuplarını kurtarmaya çalışırken çatışma çıktı' şeklinde yansıttılar."


'Karanlık birimler kullanıldı'

Cizre'de çok karanlık birimlerin kullanıldığına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Sarıyıldız, "Burada birçok karanlık birim var, paramiliter güçler var. 90'lı yıllarda burada yine ölüm vakalarına karışmış ve ondan sonra tramvatik bir hal almış unsurlar tekrar toplanarak buraya gönderildi. Ben 50-60 yaşlarındaki özel harekat polislerinden söz ediyorum. Bunlar çoktan emekli olanlardır. Gerçi bu devlet tarafından da itiraf edildi. İşte 'Biz tekrar tecrübesi olan insanları bir araya getirdik' dediler. Bunlar kullanıldı Cizre'de. Ve bunlar Cizre'de operasyonu yürütürken, vahşetin en yoğun halini, en kesif halini halkımıza yaşattılar. Hareketli olan herkesi vurdular. Daha 2 gün önce Şah Mahallesi, hendeklerin olmadığı, sözüm ona devletin daha 10 gün önceden 'operasyonları bitti' dediği bir kentte, gencecik bir kadın bir evin girişinde infaz edildi. Hala kanı orda, hala bu insanın üzerinden çıkarılmış pantolon ve giysiler orda. Kadınlarımızın bedeni teşhir edildi. Bunların bir kısmı basına yansıdı. Daha önce yine Sur Mahallesi'nde oldu. Vali yine yalan söyledi, 'Cizre ile ilgisi yok bu görüntülerin' denildi. Oysa biz bunu somutlaştırdık; filan mahalle, filan nokta. Orada her şeyi kanıtladık ama buna rağmen elindeki iğrenç medya ve iletişim imkanlarıyla buradaki hakikati çarpıtan bir devlet gerçekliğiyle karşı karşıya geldik" şeklinde konuştu.

'Vahşet tarihe kaydedildi'

Yaşanan bunca vahşetin devlet tarafından hangi amaçla yapıldığını çok iyi bildiklerinin altını çizen Sarıyıldız, "Halkımız bu gerçekliği gördü. Bu vahşet tarihe kaydedildi. Belki şu an içinde yaşadığımız 21'inci yüz yılın en vahşi en barbar en soysuz yönelimiydi. Onların amaçlarını da biliyoruz. Cizre'deki katliamdan geçirilen insanlarımız üzerinden yıllardır direnen, bu ülkeye eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin gelmesi için bedeller ödeyen halkımıza işte 'Direnirseniz sizin de sonunuz böyle olur' mesajı verilmeye çalışıldı. Çok iğrenç, çok kirli bir mesajdı. Biz bu mesajı aldık, halkımız bu mesaja gerekli cevabı elbet verecektir" dedi.