Polis değil vatandaş önlem alacak!

İçişleri Bakanlığı, polis saldırısından kaçarken yere düşen bir kadın gazeteciye yardım ettiği için başından gaz bombası ile vurulan Uğur Polat'ı suçladı.

ANF'den Ruken Adalı'nın haberine göre İçişleri Bakanlığı, polis saldırısından kaçarken yere düşen bir kadın gazeteciye yardım ettiği için başından gaz bombası ile vurulan Uğur Polat'ı suçladı. Bakanlık Polat’ın açtığı davada savunma olarak "Madem o bölgede olaylar yaşanıyor, önlem alsaydın" dedi.

27 yaşındaki Umut Polat, geçtiğimiz yıl 16 Haziran günü saat 17.00 sıralarında Pangaltı'daki evine doğru gittiği sırada, evine çok yakın bir sokakta koşarken yere düşen bir kadın gazeteciye yardım etmek istedi.

Polat, polisin saldırısından kaçan kadın gazeteciyi kaldırıma kaldırmaya çalışırken, polis tarafından yakın mesafeden hedef gözetilerek başına gaz bombası atıldı.

4 GÜN YOĞUN BAKIMDA KALDI

Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan Umut Polat, 4 gün yoğun bakım ünitesinde tutuldu. Hastaneye götürüldüğünde kafatası kemiğindeki kırık nedeniyle hayati tehlikesi olan Polat, beyin kanaması geçirdi, ameliyata alındı.

Saldırının ardından avukatlar Gülizar Tuncer, Erman Öztürk ve Fazıl Ahmet Tamer, İçişleri Bakanlığı'na tazminat davası açtı.

Avukatlar başvurularında gaz bombasının yönergelere aykırı bir şekilde "parça etkili silah olarak kullanıldığına" dikkat çekti. Polat'ın başına isabet eden gaz bombası nedeniyle kafatası kemiğinin kırıldığına ve beyin kanaması geçirdiğine dikkat çeken avukatlar, polis saldırısının Polat'ta ömür boyu sürecek bir rahatsızlık ve risk yarattığına dikkat çekerek, İçişleri Bakanlığı'nın maddi ve manevi tazminat ödemesi gerektiğini belirtti.

BU KADARINA DA PES!

Bakanlığın, davanın açıldığı İstanbul 7. İdare Mahkemesi'ne gönderdiği yanıt, "Bu kadarına da pes dedirten" türden.

İçişleri Bakanlığı, "Madem o bölgede olaylar yaşanıyor, önlem alsaydın" diyerek mağdur Polat'ı suçladı.

İçişleri Bakanlığı'nın davanın görüldüğü İstanbul 7. İdare Mahkemesi'ne gönderdiği cevap şöyle:

"Davacı vekili dilekçesinde eylemde evinin yakınında meydana geldiğini iddia etmiştir. Davacı orada şiddet eylemlerinin yaşandığını, olay gününden öncesinde aynı şekilde sıkıntıların olduğu, emniyet güçlerinin müdahale etmek zorunda kalacağı/kaldığı ikaz ve olanları bile bile/göre olay yerinde tedbir almadan bulunması dikkat çekicidir. Kaldı ki davacı adresinin iddia edildiği yer olduğuna dair hiçbir delil sunmamıştır. Davacının da kusuru bulunmaktadır. Aktif olarak eylemciler arasında yer alıp güvenlik güçlerine direnişi göstermediği kabul edilse dahi her makul insanın alacağı tedbirleri almadan, olay yerinde bulunduğunu beyan etmiştir."

POLAT YA ÖNLEM ALSAYDI!

Haziran ayaklanmasıyla birlikte polis, her türlü eyleme gaz bombaları ve plastik mermiler ile saldırdığı için, eylemciler, pankart ve dövizlerin yanı sıra limon, baret ve gaz maskeleri ile birlikte eylemlere geliyor. Ancak, polis ve mahkemeler bu kez de, eylemcilerin, polisin saldırısından kendilerini korumak için kullandıkları limon, baret ve gaz maskelerini "suç aleti" olarak kabul ediyor. Gezi direnişinden bu yana onlarca genç, çantasında limon bulunduğu ya da yanında baret ve gaz maskesi taşıdığı gerekçesiyle gözaltına alındı, hakkında davalar açıldı.