Kayıp yakınları Canan'ın faillerini sordu

Yüksekova'da Cumartesi Anneleri ve kayıp yakınları 1996 yılında katledilen Abdullah Canan'ın faillerini sordu.

Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde 91'nci haftada Sanat Sokağı'nda biraraya gelen kayıp yakınları, 17 Şubat 1996 tarihinde gözaltına alınan ve askerlerce öldürülen Abdullah Canan'ın faillerini sorup, sorumluların cezalandırılmasını istedi.

İHD öncülüğünde düzenlenen eyleme HDP, DBP, MEYA-DER, Gever Demokratik Toplum Meclisi, çok sayıda vatandaş katıldı. 

Kiyleye hitaben ilk olarak İHD temsilcisi Muhyettin Önal konuştu. Önal Türkiye'deki çatışmalı ortamın sonladırılarak barış ortamının sağlanmasını talep etti.

Hakkari'de başlatılan barış nöbetine değinen Önal, "Çatışmalı sürecin son bulmasını, karşılıklı olarak silahların susturulmasını talep ediyoruz. Barış nöbetine tüm duyarlı halkımızı bekliyoruz" dedi. 

haberinfotograflari.gif
Önal'ın ardından Abdullah Canan'ın hikayesini oğlu Tayyüp Canan okudu. 

Canan şunları ifade etti:

"Babam 27.10.1995 tarihinde köyümüz Befircan’ın (Karlı) Yüksekova Dağ Komando Taburu tarafından yakılmasının ardından ‘Yüksekova Çetesi Lideri’ olan Yüksekova Dağ Komando Tabur Komutanı Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul, Yüzbaşı Nihat Yiğiter ve Üsteğmen Bülent Yetüt hakkında şikayetçi oldu. Şikayetten sonra tehditler almaya başladı. Ancak babam şikayetinden vazgeçmedi. Bunun üzerine Yüksekova Dağ Komando Taburuna çağırıldı. Burada da tehdit edildi. Bu tehditlerin ardından babam Hakkari’ye giderken Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul, Yüzbaşı Nihat Yiğiter ve Üsteğmen Bülent Yetüt tarafından gözaltına alındı. Gözaltı botunca işkenceden geçirildi.

Bir hafta sonra babamın aracını Van-Başkale yolu üzerinde bulunan Bebleşin Jandarma Karakolu ile Güzeldere Jandarma Karakolu arasında bulduk.

Aynı gün yapılan otopsi sonrasında düzenlenen otopsi raporunda babamın alnında, başında, sağ kürek kemiğinde, çenesinde, boğazında ve göğsünde olmak üzere toplam yedi adet kurşun deliği bulunduğu belirtiliyordu. Yapılan otopsi sonucunda, atışların çok yakında yapıldığı tespit edilmişti. Parmaklarında ve bileklerindeki izler, maktulün belirli bir süre bileklerinin bağlı kaldığını göstermektedir. Ölüm anı tam olarak belirlenmemiş, fakat cesedin bulunduğu andan itibaren en az onbeş önce öldüğü yönünde doktor kanaat bildirmişti.

Yine 21.Şubat 1996 tarihinde olay yeri tespit tutanağında cesedin yakınında ‘COLT’ Marka tabancadan çıkan ‘11,43’ mm çapında iki boş mermi kovanı bulunduğu belirtildi.

Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi de kalsik otopsinin yapılması gerektiği yönünde karar verdi. Bunun üzerine bir bucuk yıl sonra babamın cenazesi fethi kabir yani cenaze yeniden topraktan çıkartılıp İstanbul Adli Tıp kurumuna götürülüp klasik otopsi yapıldı. Bu da bize yapılan başka bir işkenceydi"

Kayıp yakınlarını eylemi 5 dakikalık oturma eylemi ile sona erdi.