İran değişiyor...

Kilit noktalar ilk kez değişiyor. Meclis ve Uzmanlar Kurulu'nda reformcuların çoğunluğu elde etmesi, İran politikasında köklü değişimlere yol açabilir.

Yıl 2003. Aylardan Eylül. Değişik siyasi eğilimlerden 40'a yakın insan(Doğu Konferansı Grubu) İran'a gittik. Orada, Dışişleri Bakanlığının konuğu olduk. Bir hafta boyunca, hemen her eğilimden İranlıyla konuştuk. Tahran, Kum, İsfahan gibi önemli kentleri gezdik.

O gezimizde sevgili Hrant Dink de vardı. Bir geceyi Tahran Ermenilerinin kulübünde geçiren Hrant, onların yaşamına ilişkin ilginç öykülerle dönmüştü. Tarihi yapılarıyla etkileyici  şehir İsfahan'ın Ermeniler tarafından kurulmuş olması, başta Hrant olmak üzere hepimizin ilgisini çekmişti.

Derin bir tarihi ve felsefi geçmişe sahip olan İran'a yaptığımız bu gezi, İslami bir rejimle yönetilmemin ne anlama geldiğini kavramamız bakımından da çok öğretici olmuştu.

O dönemde Cumhurbaşkanı reformcu Muhammed Hatemi'ydi. Mecliste de çoğunluğu, reformcular ellerinde tutuyorlardı. Ancak buna rağmen iktidar muhafazakarların elindeydi. Çünkü sistemin kilit noktalarında onlar vardı.

NELER DEĞİŞEBİLİR?

Bu kilit noktalar ilk kez değişiyor. Meclis ve Uzmanlar Kurulu'nda reformcuların çoğunluğu elde etmesi, İran politikasında köklü değişimlere yol açabilir. Henüz kesin sonuç alınmasa da ilk haberler, en büyük seçim bölgesi olan Tahran'da reformcuların, ya da ılımlıların seçimlerde çok büyük zafer kazandığını gösteriyor.

İki reformcu siyasetçi, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, eski cumhurbaşkanlarından Haşimi Rafsancani, değişimin etkili isimleri olarak öne çıkıyorlar. Güçleri artacak gibi görünüyor.

BATI'YLA İLİŞKİLER

İranlılar, çok uzun yıllardan beri, değişim istiyor. İçe kapanmış ülkelerinin, hayatlarını ne ölçüde zorlaştırdığının farkındalar. Ancak her seferinde, muhafazakarlar bu çabaları engellemeyi başardılar.

Son dönemde İran'ın Batıyla, ABD'yle ilişkileri yumuşatma hamlelerinin, seçimin sonuçlarını etkilediği söylenebilir.

SİSTEMİN DÖRT AYAĞI

İran'da Meclisi çoğunluğunun değişmesi herşeyin değişmesi anlamına gelmiyor. Zira sistem dört ayaklı.  Birisi; bildiğimiz Meclis, yani Parlamento. İkincisi de Uzmanlar Meclisi. Bunlardan ikisinin üyeleri dün yapılan seçimlerle belirlendi, reformcuların önde gittiği anlaşıldı. Bu iki kurul diğer iki iktidar odağını belirlemede etkin bir rol sahibi.

İran'ın üçüncü ve en etkili iktidar odağı Anayasayı Koruyucular Konseyi. Bu kurul, Uzmanlar Meclisi ile Parlamento adaylarının dini esaslara uygun olup olmadığına karar veriyor.  Bu kurulun bir başka yetkisi de kanunların dini esaslara uygun olup olmadığını kararlaştırması. Bir anlamda bu Konsey, hem Anayasa Mahkemesi görevini yerine getiriyor, hem milletvekili adaylarını belirliyor.

Uzmanlar Meclisi, dördüncü iktidar odağı olan dini lideri seçiyor  Bu nedenle bu seçimlerde Uzmanlar Meclisi'nde çoğunluğu kimin kazanacağı çok önemli. Hasta olan dini lider Ali Hamaney'in yerine başka bir lideri seçilecek olursa, reformcular iktidarın tamamını ele geçirmiş olacaklar.

Muhafazakarlar, yıllarca hem Uzmanlar Meclisini, hem Anayasayı Koruyucular Konseyini ellerinde tuttular. Mecliste reformcular çoğunluğu elde etseler bile, iktidarı kullanamadılar,  istedikleri kanunları çıkaramadılar.

DENGELER DEĞİŞEBİLİR

Ancak bu kez, durum biraz farklı görünüyor. Uzmanlar Meclisinde de reformcuların etkili olması dengeleri değiştirebilir.

Tabii, bu yeni tablo, İran'ın dış politikasında, özellikle Ortadoğu siyasetleri üzerinde değiştirici etkiler yapabilir.

Şu andaki rejim, bölgede, askeri birlikler, milisler bulundurarak aktif bir siyaset izliyor. Bağdat, Şam neredeyse Tahran rejiminin kontrolü altına girmiş durumda. Rusya'nın da desteğiyle, İran'ın öncülük ettiği "Şii yayı", bölgede mezheplere dayalı bir çatışmayı da kışkırtacak bir potansiyel içeriyor.

Değişen İran, bölgedeki rejimlere yönelik agresif siyasetlerini yumuşatabilir mi?

İran, Rusya'nın desteğiyle bölge siyasetinde hakim bir role büründü. Düne kadar Türkiye ile iyi ilişkiler içinde olan Tahran, izlediği agresif siyaset nedeniyle Türkiye ile de gerilim politikasını tercih ediyor. Bu durum değişir mi?

Bütün bunları konuşabilmek için kesin seçim sonuçlarını görmek şart. Ayrıca güçlenen ve Batı yanlısı olarak tanımlanan Rafsancani ve ekibi, nasıl bir yol izler, bunu da kestirmek o kadar kolay değil. Ancak bir şeyler değişecek, bunu söyleyebiliriz.

13 YIL İÇİNDE

2003 yılında İran'a yaptığımız gezinin ardından İpek Çalışlar'la birlikte izlenimlerimizi bir kitapta toplamıştık.

O kitaba yazdığımız önsözde şunları yazmıştık: "1979 yılında Şah'ı yıkıp tam kurtulduklarını düşünen İranlılar, beklemedikleri başka bir baskı rejimiyle karşı karşıya kalmışlardı...Biz İran'da özgürlük ve demokrasi isteyen İranlıları gördük. Nereye başmızı çevirsek, kadınların ve erkeklerin bu sistemden bıktığına tanık olduk. Gönlümüz onlarla beraber."

Aradan 13 yıl geçti. İran'dan döndükten sonra muhafazakarlar güçlendiler. Yıllarca onlar hükmettiler. Şimdi tablo değişiyor gibi.

O kitabın önsözünü şöyle bitirmiştik: "Özgürlük ve demokrasi içine mücadele eden, hapisteki, dışardaki tüm İranlılara sevgilerimizle..." 

ORAL ÇALIŞLAR / RADİKAL