1. HABERLER

  2. MAKALE

  3. İnsansız 'barış' araçları
İnsansız 'barış' araçları

İnsansız 'barış' araçları

Abdullah Öcalan’la yürütülen görüşmeleri duruma göre ‘devletle’, kimi zaman kendisiyle konumlandıran AK Parti, ‘Yeni Türkiye’nin açılan kilidi: Çözüm süreci çalıştayı’ için parti faaliyeti tanımını uygun buluyor

A+A-

PINAR ÖĞÜNÇ / RADİKAL

Diyarbakır'daki çalıştayla, Lice'deki kalekol protestosu arasında 90 kilometreden fazlası var. Söyler misiniz 'kilit' böyle mi açılacak?

'Yeni Türkiye’nin açılan kilidi’ denmiş. Bir açıdan doğru, yıllardır kapalı duran kilide el atılıyor. Buna kimse kıymet vermekten de imtina etmiyor. Peki kilit açılıyor mu? Gerçekten anahtarı elimizde mi? Eldeki doğru anahtar mı? Kilit açılamayacak kadar paslanmış mı? Yanlış anahtar kilidi daha da mı açılmaz hale getirecek yoksa? 

‘Çözüm sürecinde’ geldiğimiz noktaya dair edilecek bol kelâmın özeti aralarında 80-90 km olan Diyarbakır ve Lice’de son birkaç gündür yaşananlar aslında. Masada şunlar var: Herkesin başka ucundan tarif ettiği barış, aynı zaman dilimine denk gelen kalekol inşaatları, protesto eden ve aslında barışın tarafı olan halk ve barış konuşulan günlerde asker kurşunuyla hayatını kaybetmiş iki kişi daha. 
Abdullah Öcalan’la yürütülen görüşmeleri duruma göre ‘devletle’, kimi zaman kendisiyle konumlandıran AK Parti, ‘Yeni Türkiye’nin açılan kilidi: Çözüm süreci çalıştayı’ için parti faaliyeti tanımını uygun buluyor. BDP ve HDP’nin davetli olmayışı böyle açıklanmış. Çözümü konuşmak üzere toplananların bir saatlik mesafede haftalardır süren kalekol protestosuna temassızlığı ve aslında bunu söylerken bile imkânsız, hatta saçma bir dokunuştan söz ediyor oluşumuz, sürecin ‘insansızlığını’ da mükemmel izah ediyor aslında. Ne demek insansızlık? 

Medeni’yle yan yana 

Dünyanın farklı yerlerinden barış süreçleri gösteriyor ki, üst perdede dillendirilen barışma niyeti ‘insana’ inmedikçe tıkanıp kalıyor. Bu bir zihniyet, bir kavrayış. İnsanı merkeze alan barış çabası silah bırakmayı başka türlü ele alıyor, hakikat komisyonlarıyla ‘onarmaya’ başka türlü bakıyor. Bu zihniyetle yapılmayan hukuki düzenleme de, işletilmeye çalışılan her tür mekanizma da gerçek barışı getirmiyor. Kulağa lüks gibi gelecek ama, insan ruhuna dokunmuyor çünkü. 

İnsanı merkeze koyan anlayış, ‘karşı taraf’ için de mühim. Yıllar içinde devlet diliyle zehirlenmiş, taraflaştırılmış Türklere, Kürtler dışındaki Türkiye halklarına da, en insani temelde ‘Biz neden barışıyoruz?’u anlatmak, o kadim devlet dilini tashih etmek zorundasınız. Ve hâlâ ‘terorist’le, ‘saldırgan’la, AK Parti’nin tercih ettiği gibi savaşılan dönemin diliyle bunu tesis etmek mümkün değil. Hele bu Kürt düşmanlığı, misal Sözcü gazetesinde vücut bulan hali kadar karanlık bir derinlikteyse. ‘İnsansız’ demek bile mümkün değil, AK Parti’ye muhalefet adına insanlıktan uzaklık tercih edilebiliyor. 

Kalekollar da insansız ‘barış’ araçlarından. ‘Çekinecek bir şeyin yoksa niye polis istemiyorsun’ sığlığını hatırlatan, devletin her tür güvenlik aygıtının simgesel ve de somut temsiliyetini yok sayan bu algı, çözüm sürecinin insandan en uzak noktasını teşkil ediyor. Kim ister dibinde bir kale? Siz ister misiniz mesela? 

Bu, Kürt halkında girilip de çıkılmayan karakolların, faili meçhullerin, toplu mezarların manasını da yok saymak demek. Etrafı hendeklerle çevrili, son askeri teknolojiyle donanmış, havan topuna dayanıklı kalelerin, dağların tepelerine kaçakçılar için yapıldığı yalanıyla bir daha yıkmak demek. Bu, ‘sevdiği kadınla’ barışmaya giderken cebinde bıçak taşıyan erkek demek. İcabında çıkarıp bıçaklayabilirim demek. 

Hepsi tamamlandığında sayılarının bine yaklaşacağı söylenen ve her biri 2-4 milyon TL maliyetindeki TOKİ yapımı kalekolları, inşaat ve ihale ağı çerçevesinde bir daha değerlendirmek gerekiyor. Güvenlik amaçlı barajlar da keza ayrıca konuşulması gereken, aynı mantığın mahsulü. 
Bu yazıyı yazarken yaralanan 19 yaşındaki Abdullah Akkulu hâlâ yoğun bakımdaydı. Hayatını kaybeden Hacı Baki Akdemir Lice’de toprağa verilmiş, Ramazan Baran ise Diyarbakır Yeniköy Mezarlığı’nda, geçen yıl 28 Haziran’da yine Lice’deki kalekol protestosunda öldürülen Medeni Yıldırım’ın yanına gömülüyordu. Yan yanalar, daha ne diyeyim. Bu ‘sürecin’ gittiği yer oradan gözükmüyor mu gerçekten? Kalekol protestosunda öldürülenler mezarlığımız mı olacak bizim? Böyle mi açılacak kilit?

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum