İHD’den 2015 yılı değerlendirmesi

İnsan Hakları Derneği, 2015 yılı değerlendirmelerini “Barış ve Demokrasi Manifestosu” başlığıyla açıkladı.

İnsan Hakları Derneği (İHD), 2015’te yaşanan hak ihlallerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Genel Merkez binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, “Türkiye’nin 92 yıllık döneminin 41 yılı, sıkıyönetim, askeri rejim ve OHAL altında geçti. Özerklik şartı, idari ve mali özerkliği öngörmektedir. Özerklik şartı bölücülüğü değil gönüllülüğü, birliği teşvik etmektedir” dedi.

Türkiye’de eşitlik ve özgürlük değerlerine yabancı, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkesine dayanmayan, savaş üreten bir siyasal ve hukuk rejimi olduğunu ifade eden Türkdoğan, 7 Haziran seçimlerinden sonra fiili bir başkanlık denemesi yapıldığını belirterek, “Bu kapsamda hiçbir dayanağı olmadan 16 Ağustos’tan bu güne sokağa çıkma yasakları uygulanıyor. Bu hükümet günü geldiğinde ‘biz değil valiler ve kaymakamlar yapmıştır’ diyecektir. Sokağa çıkma yasakları AİHS’e aykırıdır. Anayasaya aykırıdır,” dedi.

Çoğulcuğu kabul etmeyen Türkiye’deki sistemin çatışma yarattığına işaret eden Türkdoğan, “Zorla yerinden etme, nüfus popülâsyonuna müdahale ederek Kürt nüfusunu dağıtma, dillerini ve kültürlerini yasaklama, özel olarak Kürtler ve genel olarak da muhalif kesimlere, Alevilere, Müslüman olan ya da olmayan çeşitli topluluklara baskılar uygulanmıştır,” dedi.

Bir yılda 247 sivil öldürüldü

2015 yılında İHD dokümantasyon verilerine göre 1 Ocak-24 Temmuz 2015 tarihleri arasında 2’si çocuk toplam 21 kişinin yaşamını yitirdiğini belirten Türkdoğan, şu bilgileri verdi:

“20 Temmuz -29 Aralık 2015 tarihinde ise 2’si anne karnında 58 çocuk olmak üzere 226 sivil, çoğunluğu güvenlik güçleri tarafından öldürülmüştür. Aynı tarihler arasında ise 91’i çocuk 441 kişi ise yaralanmıştır.”

“191 güvenlik görevlisi, 186 gerilla hayatını kaybetti”

7 Haziran-24 Aralık 2015 tarihlerinde, 191 güvenlik görevlisinin yaşamını yitirdiği, 486’sının ise yaralandığına işaret eden Türkdoğan, "Çatışmalarda 186 gerilla hayatını kaybetti, 19’unun ise yaralandı"dedi.

“Demokrasiyi Birleşmiş Milletler (BM) Dünya İnsan Hakları Konferansı Viyana Belgesinin 8/b maddesindeki unsurları taşıyan bir değer ve sistem olarak kavrıyoruz” diyen Türkdoğan, şöyle devam etti:

“Dünyadaki bütün etnik sorunların çözümünde halkın kendi kendini yönetim ilkesinin belirleyici ilkelerden birisi olduğu bilinmelidir. Yerel yönetimlerin özerkliği, yerinden yönetim, özerk yönetim, demokratik özerklik, federal yönetim ve benzeri konular ve kavramlar tabu olmaktan çıkarılmalı, özgürce kullanılmalı ve tartışılmalıdır.”

‘Kürtler BM’ye başvurabilir’

Türkiye’nin BM İkiz Sözleşmeleri’ni 15 Ağustos 2000 tarihinde MHP ve ANAP’ın bulunduğu DSP koalisyon hükümeti döneminde imzaladığını hatırlatan Türkdoğan, daha sonra AK Parti hükümeti zamanında Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi 4868 sayılı kanunla, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi 4867 sayılı kanunla onaylandığını hatırlattı.

Türkdoğan, “Türkiye 5468 sayılı kanunla uygun bulduğu ve Bakanlar Kurulunun 2006/10692 sayılı kararı ile 5 Ağustos 2006 tarihinde yürürlüğe koyduğu ‘Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmeye ek ihtiyari protokol’ü dikkate almalıdır. Bu protokol uyarınca Türkiye’de yaşayan farklı etnik gruplara mensup her bir birey veya tüzel kişi iç hukuk yollarını tamamlayıp BM İnsan Hakları Komitesine başvuru yapabilir. Kürtler imza toplayıp BM’ye başvurabilir” dedi.

“Türkiye, BM’nin müdahalesiyle karşılaşabilir”

Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) 27 Aralık 2015 tarihinde açıkladığı 14 maddelik özyönetim deklarasyonuna verilen olumsuz tepkileri eleştiren Türkdoğan, “BM İnsan Hakları Bildirisi’ni, BM ikiz sözleşmelerini, BM konferans ve deklarasyonlarını inkar etmek demektir. Türkiye, Kürtlerin kendi geleceğini belirleme hakkı ile ilgili hakkını görmezden gelir ise BM sistemi dışına çıkabilir ya da BM’nin müdahalesi ile karşılaşabilir,” uyarısında bulundu.

CHP’nin seçim beyannamesinde Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na konulmuş olan çekincelerin kaldırılmasını istediğini hatırlatan Türkdoğan, “O nedenle DTK’nin 14 maddelik bildirisinden hareketle, tehditlerde bulunulmasını, kapatma ve bazı siyasiler aleyhine soruşturmalar açılmasını insan haklarına aykırı buluyoruz,” ifadelerinde bulundu.

“Ulus devletçiler bu süreçte uzlaştı”

Türkdoğan, AKP ile CHP görüşmesine de gönderme yaparken, “Varolan darbecilerin anayasasıdır. Biran önce değiştirilmelidir. AKP-CHP görüşüyorlar. Bunlar düne kadar zıttılar. Ulus devletçiler bu süreçte ne oldu da uzlaştılar?” diye sordu.

“Müzakerelere dönülmeli”

İHD olarak her zaman Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesi taraftarı olduklarını belirten Türdoğan, şunları ifade etti:

“28 Şubat 2015 tarihinde ilan edilen Dolmabahçe Mutabakatını destekliyoruz ve bunun gerektirdiklerinin yapılmasını istiyoruz. Hükümetin, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi kaldırarak, sorunun çözümü için yol temizliği yapıp, müzakere için uygun idari, hukuki ve siyasi zemini oluşturmasını ve bir an önce müzakereleri başlatmasını istiyoruz. Siyaset kurumunun dışlayıcı değil, dahil edici politikalar geliştirmesini, Kürt sorununu barışçıl ve demokratik yoldan çözmesini istiyoruz.”