HDP Meclis Grubu'ndan BM ve AKP'ye Rojava çağrısı

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Serêkaniyê bölgesinde Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) çeteleri tarafından düzenlenen katliama ilişkin düzenlediği basın toplantısında, AKP'yi Rojava politikasını gözden geçirmeye, BM'yi seyirci kalmamaya çağırdı.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, basın toplantısında "Rojava’nın Serekaniye bölgesinde Tililiyê, Temadê ve Ovencakê köylerinde dün İŞİD çeteleri tarafından gerçekleştirilen insanlık dışı saldırılarda çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 16 sivil Kürt ve Arap katledilmiştir. Rojava Halklarının öz savunma gücü olan YPG'nin saldırılara anında karşılık vermesi çok daha büyük bir katliamın yaşanmasını önlemiştir" dedi.

Halep’in Ria kasabasında da aynı çetelerce önceki gün gerçekleştirilen saldırıda çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğine dair ciddi haberler geldiğini işaret eden Baluken, "Diğer yandan Suriye rejim güçlerine ait uçaklar tarafından Halep’in Eşrefiyê, Mesakên Heneno, Şear, Mixayer, Bustan Qesir, Bustan Paşa, Hulok ve Ferdos mahallelerine düzenlenen hava bombardımanında siviller hedef alınmış, çok sayıda sivil hayatını kaybetmiştir" bilgisini paylaştı.

Baluken, "Öncelikli olarak kadın, çocuk demeden sivilleri hedef alan bu insanlık dışı saldırıyı ve bu saldırıya yapanları, onların arkasındaki destekçileri nefretle kınıyoruz. Saldırıda hayatını kaybeden Rojavalı Kürt ve Arap kardeşlerimize Allah’tan rahmet, oradaki tüm halklarımıza başsağlığı ve sabırlar diliyoruz" diye belirtti.

Baluken, Serekaniye’de ve diğer bölgelerde sivillere yönelik giderek artan saldırıların hedefinin; "Rojava’daki demokratik devrim ve onun yarattığı kazanımlar, orada yerleşmeye başlayan istikrar ve Rojava halklarının birlikte, ortak yaşam umudu" olduğunu söyledi.

Halkların iradesine dayanan demokratik bir sistemin Ortadoğu’da gelişmemesi için Rojava'nın boğulmaya, kuşatma altına alınmaya çalışıldığını belirten Baluken, "Artan çete saldırıları, uygulanan ambargolar, kazılan hendekler, örülen duvarlar bu politikaya hizmet etmektedir" ifadelerini kullandı.

"Dün Serekaniye’de düzenlenen kanlı saldırı da bu politikaların bir devamıdır" diyen Baluken, "Kutsal İslam dini adına hareket ettiğini iddia eden bu çetelerin asla İslamiyetle, hoşgörüyle, barışla, kardeşlikle ilişkisi olamaz. Çocuk kadın demeden herkesi katleden anlayış tarih boyunca Ortadoğu halklarına kan kusturmuştur. Şimdi aynı anlayış Kürt halkını hedef almaktadır" şeklinde konuştu.

Baluken, "Burada asıl endişe verici olan ise İŞİD’e bağlı çetelerin yalnız olmaması, bir takım ülkeler ve güçler tarafından destekleniyor olmasıdır" dedi ve şunları ekledi:

"Ne yazık ki Rojava devrimini hedef alan çeteler gerek lojisitk gerekse de sınırdan serbest geçişler noktasında Türkiye’den de destek görmektedir. Ankara’nın dostluk ve kardeşlik ilişkisi geliştirmesi gereken Rojava’ya karşı bugüne değin oradaki süreci engelliyici bir pozisyonda olması, bu yöndeki politikalara ağırlık vermesi kaygılarımızı daha da arttırmaktadır.

Bu politika, bölge istikrarına ve halklar arası barışa, diyaloğa zarar verdiği gibi aynı zamanda çetelerin saldırılarını da cesaretlendirmektedir.

Ankara’nın Rojava politikası içerideki çözüm sürecine de olumsuz yansımaktadır. Kürt sorununun demokratik çözümü ve barış süreci Rojava’daki süreçle doğrudan ilgili ve bağlantılıdır.

Lice’de son yaşananlar, operasyonları ve kalekolları protesto eden sivil halka dönük saldırı boyutundaki müdahaleler, yine artan karakol ve kalekol inşaatları, yoğunlaşan askeri hareketlilik, keşif uçaklarının Kandil semalarında sıklaşan uçuşu çözümsüzlük polikasında ısrardan başka bir şey değildir. İçeride savaş dönemini hatırlacak görüntülerin artmaya başlaması Hükümetin Rojava’da izlediği müdahaleci politikanın bir yansımasıdır.

Eğer samimi ise Kürt sorununu çözme hedefindeki bir Hükümetin Rojava’da çözümsüzlük politikası gütmesi anlaşılır değildir. Rojava’da Kürt halkının statü sürecini engelleyici politika izleyen bir hükümet Türkiye’de Kürt sorununun çözümünde mesafe alamaz. Konuya bütünlüklü bir çözüm politikasıyla yaklaşması gerekir.

Bu bağlamda Hükümetin Rojava politikasını bir kez daha gözden geçirmesi, Rojava yönetimini ve oradaki halkların iradesini tanıması, çetelere karşı çok açık bir tavır alması gerekir.

Rojava’daki saldırıları destekleyen diğer ülkeler de eger bu politikalarından vazgeçmezler ise oradaki katliamların ortağı olmaktan kurtulamayacaktır.

Yaşanan son saldırının ve arkasındaki güçlerin bütü boyutlarıyla açığa açıkartılması, aydınlatılması gerekir.

Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslar arası toplumu, insan hakları örgütlerini ve uluslar arası basını Rojava’daki katliamlara seyirci kalmamaya, Rojava halklarıyla dayanışmaya ve saldırıların durdurulması için girişimlerde bulunmaya çağırıyoruz.

Yaşanan son saldırı dolayısıyla insanlıktan, halkarın özgür ve eşitçe yaşamından yana olan tüm güçleri ve kesimleri, yine Ortadoğu’da demokratik geleceğini arayan tüm halkları Rojava’yla dayanışmaya, birlikte hareket etmeye çağırıyoruz.

Şu da unutulmamalıdır ki; hiçbir güç, hiçbir karanlık saldırı Rojava halklarının bu özgürlük yürüyüşünü durduramayacak, bu sürecin sonunda kazanan; mutlaka halkların özgür iradesi ve sürdürdüğü insanlık mücadelesi olacaktır."

Kaynak:
yeter artık
 // şerzan batman
burada en büyük görev din alimlerine düşüyor ama malesef 90 lı yıllarda hizbulkontra vahşetine nasıl sezssiz tepkisiz kaldılarsa bu gün bu şerefsiz insanlık düşmanlarının yaptıklarınada aynı şekilde sezssiz kalıyorlar.alah belansını versin bunlarında bunlara ses çıkarmayanlarında...
30 Mayıs 2014 Cuma 21:27