HDP: Demokrat ve muhalif medyaya ağır bir darbe

HDP Basın ve Yayından Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Saruhan Oluç, radyo ve televizyon kanalları hakkında verilen kapatma kararını kınadı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Basın ve Yayından Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Saruhan Oluç, Azadi TV, Denge TV, Hayatın Sesi TV, Jiyan TV, TV 10, Van TV, Zarok TV ile Ses Radyo, Dünya Radyo, Yön Radyo’nun kapatılmasına ilişkin açıklama yaptı.

Açıklamada şunlar belirtildi:

“Bu, bir yok etme girişimidir”

“Milli Güvenlik Kurulu’nda OHAL rejiminin uzatılmasının belirlendiği gün, bir Başbakanlık Kararnamesi ile 20 demokrat ve muhalif televizyon ve radyo kanalına karartma, susturma ve mühürleme yoluyla ağır bir darbe vuruldu.

“Azadi TV, Denge TV, Hayatın Sesi TV, Jiyan TV, TV 10, Van TV, Zarok TV, Ses Radyo, Dünya Radyo, Yön Radyo gibi Kürtlerin, Alevilerin ve demokratların televizyon ve radyo kanalları bir Başbakanlık Kararnamesi ile Türksat uydusundan atılarak karartıldı.

“Bu yetmezmiş gibi, bu kurumların sermaye ve mal varlıklarına da el konuldu. Bu, tam anlamıyla bir yok etme girişimidir.

“Bu Başbakanlık Kararmanesi’nin anlamı, artık Türkiye’de başta Kürtçe olmak üzere anadilinde özgür yayıncılık yapılamayacağıdır. OHAL bahanesiyle yaratılan bu fiili durum iç hukuka aykırı olmanın yanı sıra, Türkiye’nin imzaladığı uluslar arası sözleşmelere de aykırıdır.

“Başbakanlık’ta yer alan bir komisyon aracılığıyla yapılan bu uygulama hiçbir hukuka dayanmamaktadır. Bu televizyon kanallarının Türksat ile ticari anlaşmaları bulunmaktadır.

“Kendilerine herhangi bir bildirim bile yapılmadan Türksat uydusundan çıkarılmaları ticaret hukuku açısından da korsanca bir uygulamadır. Üstelik bu uygulama RTÜK’ün bile denetim yetkisinin Başbakanlık tarafından gasp edildiği bir şekilde yapılmıştır.

“Muhalif hiçbir sese tahammül edilmemekte”

“OHAL rejiminde Kanun Hükmünde Kararnamelerle hiçbir hukuka, evrensel insan hakları ve demokrasi ilkelerine bağlı olmadan, Meclis denetimini ve iradesini takmadan ülkeyi istediği gibi yönetme anlayışında olan Erdoğan-AKP iktidarı, kendisine muhalif hiçbir sese tahammül edememektedir.

“Bu televizyon kanalları, bir kaç gün önce kamuoyuna yansıyan ve muhataplarınca yalanlanamayan, Doğan Medya-Saray ilişkisini gözler önüne seren yazışmalarda yer almadıkları için; iktidara ispiyonculuk yapmadıkları, biat etmedikleri, diz çökmedikleri ve baş eğmedikleri için; emeğin, demokrasinin, Kürt halkının, Alevi toplumunun haklı taleplerinin sesi oldukları için hedef alındılar.

“Kürt halkı başta olmak üzere bu toplumdaki bütün farklı halkların ve inançların, kimliklerin, kültürlerin sorunlarını ve taleplerini, yaşadıkları baskı ve zulmü gören ve aktaran bir habercilik ve programcılık anlayışı bu siyasi iktidarın tahammül edebildiği bir durum değildir.

“Özgür ve muhalif yayıncılık yapanların susturulmak istenmesi, tüm toplumsal kesimlere yönelik baskı ve sindirme politikalarının hız kazanacağının açık bir işaretidir.

“Erdoğan-AKP iktidarı milletvekillerimize, yerel yönetimlere, demokratik siyaset alanına, demokratik kurum ve kuruluşlara yönelik geliştireceği kapsamlı saldırılar öncesinde kendisi açısından mıntıka temizliği yapmaktadır.

“Kınıyoruz ve protesto ediyoruz”

“Bir ülkede ifade ve düşünce özgürlüğü, haber alma ve iletişim özgürlüğü yoksa ve engelleniyorsa, o ülkede her gün her şey yapılabilir demektir. ‘Bize dokunmadı, susalım’ anlayışı her gün yeni acılarla, hukuksuzluklarla, demokrasi ve insan hakkı tanımaz uygulamalarla karşı karşıya kalınması anlamına gelmektedir.

“Bu hukuksuz kararı ve uygulamayı kınıyoruz ve protesto ediyoruz. Başta Basın Konseyi ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olmak üzere tüm basın yayın kurumlarını bu haksız ve hukuksuz uygulamanın geri alınması için her türlü hukuki girişimde bulunmaya çağırıyoruz.

“Yaygın medyayı, televizyon, gazete ve web sitelerini bu hukuk dışı uygulamaya karşı seslerini yükseltmeye çağırıyoruz.

“Sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler, sendikalar, meslek birlikleri, demokratik örgütler ve kuruluşlar da bu hukuk dışı uygulama karşısında susmamalı ve dayanışma içinde olmalıdır.”

VAN TV: BU TÜR UYGULAMALAR HUKUKSUZLUĞU PEKİŞTİRİR

Öye yandan kapatılan kanallardan Van TV yetkilileri tarafından yazılı açıklama yayınlandı. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

"Bilindiği üzere, dün TURKSAT hukuksuz bir şekilde 12 televizyon kanalının yayınını durdurdu. Yayını durdurulan kanallar arasında televizyonumuz VAN TV de bulunuyor.

Yayın durdurma kararı bizlere tebliğ edilmediği için henüz tam manasıyla nasıl bir süreç işletildiğini bilemiyoruz. Ancak, yayın durdurma kararının 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile alındığı ve TURKSAT’ın da bu karara dayanarak yayınları durdurduğu bilgisini edindik.

Öncelikle VAN TV olarak, bu kararı ve televizyonumuzun yayınının karartılmasını kınadığımızı belirtmek istiyoruz…

VAN TV, yayın yaptığı süre boyunca elden geldiğince objektif, dürüst ve ilkeli bir yayın yapmayı kendisine şiar edinmiş bir yayın kuruluşudur. Özellikle son iki yıldır, özelde Van’da, daha genel olarak; bölge genelinde ve Türkiye çapında tüm halkların sesi olmaya çalıştık. Nitekim televizyonumuzun kısa sürede bölgemiz başta olmak üzere Türkiye çapında en çok izlenen kanallar arasında yer alması bunun açık göstergesidir.

Son süreçte hukukun adeta askıya alınarak, yapılan uygulamalar birçok alanda olduğu gibi, basın yayın ve medya alanında da ciddi baskıları beraberinde getirmiştir. Yayın yapan birçok gazete, televizyon, radyo ve farklı yayın kuruluşlarının yayınları durdurulmuş, çok sayıda gazeteci cezaevlerine konulmuştur. Son olarak ülkenin OHAL ile yönetilmeye başlanmasıyla, basına yönelik baskı, sansür ve yıldırmanın daha da arttığını görmekteyiz.

Dün alınan kararla 12 televizyon kanalının birden kapatılmasıyla basın özgürlüğüne en büyük darbe de vurulmuş oldu.

Televizyon kanalları ve radyolar için tüm yaptırım ve tasarruf hakkı Radyo Televizyon Üst Kurulu’nda (RTÜK) iken, bu kurul tamamen devre dışı bırakılarak yayınların durdurulmuş olması hukuksuzluğun da göstergesidir.

Açık ki bu ülkenin yönetimi; farklı bir ses, objektif ve ilkeli bir yayın, dürüst habercilik istememektedir.

Ancak şunun da bilinmesi gerekir ki; bu tarz yol ve yöntemlerle özgür yayıncılık yapmak isteyen basın, ilkeli yayıncılıkla halkların sesi olmak isteyen gazeteciler susturulamaz. Bu yöntem ancak, hukuksuzluğu daha da pekiştirir.

Bizler hukuksuz bir şekilde alınan bu kararı tanımıyoruz… Bu karartma ülkeyi de karanlığa sürükleme isteminin dışavurumudur. Bu nedenle, alınan bu kararın bir an önce iptal edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca bu konuda tüm kamuoyunun da duyarlılığa davet ediyoruz… İzleyicilerimizi televizyonlarına sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Bizler VAN TV olarak gerekli hukuksal mücadelemizi sürdüreceğiz. Ayrıca yayınlarımız da hem karasal olarak, hem de internet üzerinden (www.vantv.com.tr) devam edecektir."