HDP, Cizre’deki görüşmeleri aktardı:Sağlık ekibinin bodruma inmesi engellendi

Cizre'de bir bodrumda tıbbi yardım bekleyen yaralılar ile ilgili açıklama yapan HDP'nin grevdeki milletvekilleri, yaralıların bodrumdan çıkartmalarına izin verilmediğini aktardılar.

YÜKSEKOVA HABER 

HAKARİ - Cizre’de sekiz gün önce bir bodrumda mahsur kalan yaralıların hala alınamaması üzerine dört gündür açlık grevinde olan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş ve HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir, bugünkü temaslarıyla ilgili açıklama yaptılar.

Yaralıların alınabilmesi için farklı önerilerle birçok girişimde bulunduklarını ifade eden HDP’li vekiller, ”Şu an itibariyle, yaralıların can güvenlikleriyle ilgili taşıdığımız kaygı, sekiz günlük süre boyunca hiç olmadığı kadar yüksektir” dediler. 

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ”Sekiz gündür Cizre’deki vahşet bodrumunda bekleyen, aralarında yaşamını yitirenlerin ve ağır yaralıların da olduğu yurttaşlarımızın hastanelere nakledilmesi için yürüttüğümüz girişimler bu sabahtan itibaren de saat 07.00’den 15.00’e kadar aralıksız bir şekilde devam etmiştir. Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı Koordinasyonunda oluşturulan Kriz ve Koordinasyon Masasından gerekli güvenceler alındıktan sonra Cizre Belediyesi’nde bekleyen sağlık ekipleri ve belediye ambulansı sabah 09.30 sularında yaralıların bulunduğu vahşet bodrumuna intikal etmek üzere hareket etmiştir. Girişimlerimiz sonucu belediye ambulansına, vahşet bodrumuna gitmek üzere Sağlık Bakanlığı’na bağlı ambulanslar da eşlik etmiştir. Ambulans ve sağlık ekipleri, cenaze ve yaralıların alınabileceği son noktaya yaklaşık 150 – 200 metreye kadar yaklaşabilmişlerdir. Ambulansların hareket etmelerinden itibaren kriz koordinasyon merkezi ve yaralılarla kesintisiz olarak telefon iletişimi tarafımızdan sağlanmıştır.


Ambulansların gidebileceği son noktaya ulaşmasından sonra, Sağlık Bakanlığı Kriz Koordinasyon Masası tarafından heyetimize, 15 dakika içerisinde yaralıların bulundukları bodrum katından çıkmaları durumunda alınabileceklerine dair onayın iletileceği belirtilmiştir. Heyetimiz bu onayı beklediği süre içerisinde bodrumda bulunan yaralılarla telefon temasını aralıksız bir şekilde sürdürmüştür. Kriz Koordinasyon Masasından henüz onay gelmeden ve yaklaşık yarım saatlik bir gecikmenin yaşandığı anda, yaralıların bulunduğu bodrum katından büyük patlama ve silah sesleri tarafımızca bizzat telefon bağlantısı ile duyulmuştur. Bu esnada, yaralıların ‘Bize ateş açılıyor, içeriye bomba atıldı, bizi öldürecekler, yardım edin, ne diyorlar…’ çığlıkları duyulmuş ve bu anlar tarafımızca kayıt altına alınmıştır. Bu patlama ve yardım sesleri, Hükümet ve devlet yetkililerine de aynı anda telefon aracılığıyla tarafımızca dinletilmiştir.

Hükümet yetkilileri tarafından gerekli insani müdahalelerin hemen yapılacağı belirtilmiş olmasına rağmen, yaralılarla telefon irtibatımızın olduğu süre boyunca herhangi bir olumlu gelişme yaşanmamıştır. Saldırı akabinde yaralılar ile belli aralıklarla sadece iki telefon görüşmesi şansımız olmuştur. Bu görüşmelerde yaralılar, enkaz altında kaldıklarını, nefes almakta zorlandıklarını, hareket edemez durumda olduklarını ve destek olmaksızın dışarı çıkamayacak hale geldiklerini ifade etmişlerdir. Vahşet bodrumunda mahsur kalanlar bu telefon konuşmamız sırasında yaralılardan bir kişinin daha yaşamını yitirdiğini de iletmiştirler. Bu görüşmeden itibaren yaralılarla olan telefon bağlantımız tümden kopmuştur.

Söz konusu andan, açıklamamızın kaleme alındığı şu ana kadar, yaralılarla iletişim kanallarımız hala kapalı durumdadır. Bu bilgileri aktardığımız Kriz ve Koordinasyon Masası yetkilileri, o binada herhangi bir askeri müdahalenin olmadığını, dolayısıyla bir enkaz durumunun söz konu olamayacağı iddiasında bulunmuş, yaralıların kendi olanaklarıyla dışarı çıkmak için çaba göstermeleri gerektiğini belirtmişlerdir.

Bu gelişmelerle birlikte, Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı ve Koordinasyon ve Kriz Merkeziyle defalarca yapılan telefon görüşmelerinde durumun son derece vahim olduğu, tüm yaralıların can kaybıyla ilgili ciddi kaygı taşıdığımızı, hareket edemeyecek durumda olan yaralıların mutlaka dışarıdan gidecek sağlık ekipleri tarafından alınmaları gerektiğini belirttik. Saatlerce süren ısrarlarımıza rağmen, Kriz ve Koordinasyon Merkezi tarafından dışarıdan kurtarma ya da sağlık ekibinin oraya gidemeyeceği, buna izin verilemeyeceği tarafımıza iletilmiştir. Bir süre sonra iki belediye personeli ve sağlık görevlisinin, bu bilgilerin doğruluğunu yerinde gözlemleme ve yaralılara ilk müdahaleyi yapması konusundaki talebimiz Hükümet yetkililerince reddedilmiştir. İçişleri Bakanlığı yetkilileri ile yaptığımız ısrarlı görüşmeler sonucunda bu talebimiz kabul edilmiş, Cizre Belediyesi’nden iki görevli ve hazır bulunan sağlık ekibinden iki sağlık emekçisi bodrum katına intikal etmek üzere harekete geçmiştir. Ancak bu girişimimiz, olay mahallinde artan silah ve patlama sesleri ile akamete uğramıştır. Sağlık Bakanlığı ve Cizre Kaymakamı’nın bu insanların can güvenliğini sağlayacak koşulların olmadığını ifade etmeleri üzerine bu çabamız da sonuçsuz kalmıştır. Zira yetkililer, bölgedeki güvenlik personelinden ateşi kesmelerini isteyemeyeceklerini, böyle bir şeyin mümkün olamayacağını ifade ederken, belediye ve sağlık personellerinin ancak ateş hattından geçebileceklerini iletmiştir. Ateş devam ettiği için de, gerek 112 ambulansı, gerek Cizre Belediyesi ambulansı, gerekse de sağlık görevlileri 15.00 sularında alandan çekilmek zorunda kalmıştır.

İçinde bulunduğumuz durumun vahametinden dolayı heyetimiz, Cizre Kaymakamı ve Kriz Koordinasyon Merkeziyle tekrar bir görüşme gerçekleştirmiştir. Bu görüşmede vahşet bodrumunda bulunan yaralıların annelerinden oluşan bir grup tarafından alınması talebi ilgili yetkililere iletilmiştir. Ancak, bu istemimize de diğer pek çok talebe olduğu gibi olumsuz yanıt verilmiştir.

Şu an itibariyle, yaralıların can güvenlikleriyle ilgili taşıdığımız kaygı, sekiz günlük süre boyunca hiç olmadığı kadar yüksektir.

İsimleri Hükümet ve kamuoyunun da bilgisi dâhilinde olan bodrumdaki yaralıların yaşamlarını yitirmelerinin temel sorumlusunun; gerek evrensel normlar, gerek tarih, gerekse de hukuk önünde AKP devleti olacağını belirtmek isteriz.

Sekiz günlük çabamız ve özellikle bugünkü tanıklığımıza göre, bir an önce vahşet bodrumundaki yaralıları hastanelere ulaştırması gerekenler, sorumluluktan kurtulmak için olası infazları meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar. Bu nedenle gerek ulusal, gerekse de uluslararası kamuoyuna ve ilgili kurumlara acil duyarlılık çağrısı yapıyor, kendisine insanım diyen herkese de, 21. yüzyılda sergilenen bu vahşete karşı yaşamdan ve insanlıktan yana tutum almaya çağırıyoruz.

Açlık grevini dördüncü gününde sürdüren bizler, vahşet bodrumunda bulunan insanların naklinin sağlanması için çabalarımızı sürdürmekteyiz.”