Hapiste ölen 75 yaşındaki kanser hastası mahpusun oğluna manevi tazminat

Adli Tıp’ın “hapishanede kalmasında sakınca yok” raporundan iki ay sonra kanserden hayatını kaybeden 75 yaşındaki mahpusla ilgili, Anayasa Mahkemesi, işkence yasağının ihlal edildiğine karar verdi.

Akciğer kanseri olan 75 yaşındaki hükümlü Avni Karabulut’un hapishanede hayatını kaybetmesiyle ilgili başvuruda Anayasa Mahkemesi kararını verdi.

Bianet'ten Ayça Söylemez'in haberine göre, mahkeme Karabulut’un tahliye edilmemesiyle Anayasanın 17/3. maddesinde güvence altına alınan “insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının” ihlal edildiğine hükmetti.

AYM’ye başvuran Karabulut’un oğlu Murat Karabulut’a 25 bin TL manevi tazminat ödenecek.

Adli Tıp raporundan iki ay sonra öldü

Murat Karabulut başvurusunda, “babasının cezaevinde bulunduğu sırada kanser hastası olması sebebiyle cezasının ertelenmesi talebinde bulunulduğunu” belirtmişti.

Ancak dilekçede, Adli Tıp Kurumunca verilen rapor doğrultusunda tahliye talebinin reddedildiği raporun verilmesinden yaklaşık iki ay sonra babasının öldüğü ifade edildi.

Adli Tıp Kurumu görevlileri hakkında yürütülen soruşturmada da kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti. Karabulut bu sebeple, “yaşam hakkı ile işkence ve eziyet yasağının ihlal edildiğini” iddia etmişti.

Hapishanede revire alındı

Avni Karabulut’a, müessir fiil suçundan Beykoz 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23 Mar6t 2007 tarihli kararıyla 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi, Ümraniye E Tipi Kapalı Cezaevine götürüldü.

Hapishaneye girdiğinde 74 yaşındaydı. İlk gün yapılan sağlık muayenesinde de kendisine 8 Ekim 2010’da akciğer kanseri teşhisi konulduğunu cezaevi doktoruna söyledi.

Düzenlenen rapor doğrultusunda revir bölümünde bulunan odalarda kalması uygun görüldü.

Karabulut’un daha önce çeşitli hastanelerde görmüş olduğu tedavi ve yapılan işlemlere ait belge ve raporlar da hapishane yönetimine sunuldu ve özel af talebinde bulundu.

Kanser “sürekli hastalık” sayılmadı

25 Mart 2011’de Anayasa’nın 104. maddesi uyarınca başlatılan özel af işlemleri doğrultusunda, Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kuruluna sevk edildi. Burada da akciğer teşhisi kondu. Karabulut Adli Tıp Kurumuna sevk edildi.

Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 24 Ağustos 2011 tarihli raporunda Karabulut’un durumu, “sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hali kapsamında değerlendirilmedi.”

Tedavi için 7 ayda 14 kez hastanede

Karabulut cezaevinde kaldığı dönem boyunca, özel af işlemleri için yapılan şevkler dışında, hastalığının tedavisi için Mart-Ekim 2011 arasında toplam 14 kez Kartal Hastanesi, Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi, Paşabahçe Devlet Hastanesi ve Haydarpaşa Numune Hastanesine sevk edilmişti.

Son olarak 17 Ekim 2011’de acil olarak Haydarpaşa Numune Hastanesi acil birimine oradan da Dr. Siyami Ersek Hastanesi Göğüs Cerrahisi Polikliniğine götürüldü.

İki gün sonra cezaevinde hayatını kaybetti.

Adli Tıp görevlilerine suç duyurusu

Oğlu Murat Karabulut, Adli Tıp Kurumu görevlileri hakkında görevi ihmal suçunu işledikleri iddiasıyla 13 Nisan 2012’de Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

Ancak “sürekli hastalık durumunun bulunmadığının bildiren” görtevliler hakkında takipsizlik kararı verildi.

Bu karara yapılan itiraz da İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 12 Şubat 2013 tarihli kararıyla reddedildi.

“Devlet yaşam hakkını korumalı”

Murat Karabulut, 15 Nisan 2013’te Anayasa Mahkemesine başvurdu. Mahkemenin 18 Şubat 2016 tarihli kararının gerekçeli kararı bugün Resmi Gazete’de yayınlandı.

Kararda, devlet görevlilerinin ihmali olduğu belirtildi:

“Devlet sağlık hizmetlerini, hastaların yaşamlarının korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesini sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır.”

AYM, “Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna” karar verdi.

Ayrıca “insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğine” hükmederek, 25 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.