GÖÇ-DER: Hak ihlallerini araştıracak bir komisyon kurulmalı

Mardin’in Nusaybin ilçesindeki yasakla ilgili ikinci rapor hazırlayan GÖÇ-DER, hak ihlallerinin kısa sürede araştırılmasını istedi. Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nun da kentte inceleme yapması çağrısı yaptı.

GÖÇ-DER Diyarbakır Şubesi, 134 gün süren yasak süresince Nusaybin’de yaşanan hak ihlallerini raporlaştırdı.

Hazırlanan raporda, ilçede ağır silahların kullanıldığı ve ilçenin 6 mahallesindeki kişilerin mülkiyetlerine, mallarına yönelik ciddi tahribatlarda bulunulduğu kaydedildi.

GÖÇ-DER Diyarbakır Şube yöneticileri ve üyelerinin katıldığı toplantıda açıklanan raporda yer alan tespit ve öneriler ise şöyle:

* Sokağa çıkma yasağı bahane edilerek dış dünya ile ilişkileri kesilen ilçe halkına karşı işlenen hak ihlallerinin yaşandığı göz önünde tutularak suçlu ve suçluyu ortaya çıkaracak bağımsız etkin bir komisyonun kurulması elzemdir.

* Sokağa çıkma yasağının olması sivil ve esnafların yasakların olduğu dönemlerde hiçbir şekilde işyerlerini açamadıklarını sivillerinde bu dönem boyunca kendi mahallerinde ve iş yerlerine ulaşamadıkları gözlemlenmiştir. Bütün iş yerlerinde ve evlerde hırsızlık vakasının olduğu gözlemlenmiştir. Sokağa çıkma yasağı uygulamasında güvenlik güçleri dışında kimsenin dışarıda bulunma ihtimalinin bulunmadığı gerçeğinden yola çıkarak hırsızlık olaylarının etkin bir soruşturma yürütülerek faillerinin ortaya çıkarılması ve yargılanmaları biran önce sağlanmalıdır.

* Evlerini zorunlu bir şekilde terk edip çevre ilçelere yerleşen kişilere yardım yapılmadığı, mağduriyetlerinin giderileceğine dönük resmi kurumlardan yapılan açıklamalara rağmen yapılan görüşmeler sırasında kendilerine yönelik herhangi bir maddi ve manevi desteğinin sağlanılamadığına yönelik beyanlarının olduğu gözlemlenmiştir. Çoğunluğu ise akraba arasında ve ilçe sakinleri ile yapılan dayanışmasıyla sorunların giderilmesine gidilmiştir.

* Sokağa çıkma yasakları olduğu ve sonrasında ilçede olan mezarlıklarda cenazelerin defnedilmesine izin verilmediği gözlemlenmiştir.

* Devlet yetkililerinin, yerel yönetimleri yeterince bilgilendirmediği ve yerel yöneticilerle ortaklaşamadığı gözlemlenmiştir.

* Toplumda yaşanan travmalar ve sonrasında adalet duygusunu güçlendirecek yaralarının sarılmasını ve onarımını sağlayacak samimi adımlara acil ihtiyaç vardır.

* BM’nin temel bir belgesi olan Minnesota Otopsi Protokolü’ne göre insan hakları ihlalleri, işkence ve ölümlerle ilgili incelemelerin tümüyle objektif bilimsel uzmanların, tarafların katılması esas alınmalıdır.

* Yaşanan hak ihlallerinin ortaya çıkarılması için TBMM’nin İnsan Hakları Komisyonu zaman geçirmeden ilçede yaşanan hak ihlallerini araştırmak için acilen ilçeye davet ediyoruz.

* Yaşatılan bu çatışma ortamı ve uygulanan göçertilmeye yönelik politikalardan dolayı ilçenin asil sahipleri kendi topraklarında mülteci konumuna getirilmiştir.

* Operasyonların yapıldığı mahallerde operasyona katılan karar mercileri hakkında kapsamlı ve etkin bir soruşturmanın zaman geçirilmeden biran önce yapılması gerekmektedir.

* Devlet kamu düzeni adı altında kendi yurttaşlarının yaşadığı kentlere yönelik, tarihin hiçbir döneminde rastlanılmayan bir tarzda aylarca sokağa çıkma yasağı ilan etmiş ve ağır silahlar kullanarak kentleri yıkarak, yakarak tahrip etmiştir

* Yıkılmış, yakılmış kentlerde giriş yasağı halen devam ettiği için tahribatların gerçek boyutları henüz tam olarak gün yüzüne çıkarılamamıştır.

* Heyetimiz Nusaybin mahalle ve çarşılarında yaptığı incelemelerde birçok ırkçı söylemlerin kentin duvarlarında yazıldığı gözlemlenmiştir.

* Evleri yıkılan ve yakılan 6 mahallenin 45.000’e yakın göç mağdurlarının şuan Nusaybin’e yakın il, ilçe ve köylerde barındığına dair tespitler yapılmıştır. Devlet yetkililerinin mağduriyetlerini gidermek için şuana kadar göç mağdurlarına herhangi bir bilgilendirmenin yapılmadığı gözlemlenmiştir. Amaç dönüşleri zamana yaymak ve göç eden insanların kendi ilçesinden ve toprağından koparmaktır.

* Heyetimiz sokağa çıkma yasağının kaldırılmasıyla beraber zorla kendi evlerinde ve ilçesinde göçe tabi tutulan ailelerin kendi ilçesinde ve toprağına dönmekte ısrarcı olduğu gözlemlemiştir.

* Sokağa çıkma yasağı uygulaması dönemi boyunca hendeklerin bahane edilmesiyle ağır silahların kullanıldığı ve ilçenin 6 mahallesindeki kişilerin mülkiyetlerine, mallarına ciddi tahribatların oluştuğu gözlemlenmiştir.

* Yurttaşını korumakla yükümlü olan devlet: anayasanın 35. Maddesi ile insan hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) EK 1 nolu protokolün 1. Maddesi uyarınca herkesin mallarının dokunulmazlığına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Yapılan operasyon neticesinde kişilerin mülkiyetine ciddi zararlar verilerek anayasanın 35. Maddesi ile İHAS’ın 1 nolu protokolünün 1. Maddesinde korunan hakları ihlal edilmiştir. Bu çerçevede kişilerin mülkiyet hakkına getirilen bu zararların derhal karşılanması gerekmektedir. İlçe sakinlerinin maddi ve manevi mağduriyetlerinin biran önce giderilmesini beklemektedir.

* Sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı ve ağır saldırılara maruz kalan kentlerin çoğunun ortak özelliği 90’lı yıllarda köy boşaltmaları sonucunda zorla yerinden edilenlerin gelip yeni yaşam kurmaya çalıştıkları kentlerin olmasıdır.

* Kürtler ve Kürt kentleri yıllardır yaşanan çatışmalardan ve kendisine uygulanan politikalardan dolayı büyük acılar yaşamış ve büyük tahribatlara maruz kalmıştır. Devletin politikalarından dolayı 1920’lerde şark ıslahat planı güncelleşerek yeniden uygulanmaktadır. 1990’larda 5000 e yakın köy devletin eliyle yakılarak, yıkılarak 3 000 000’dan fazla insan şehirlerin varoşlarına sürülmüş ve acımasızca bir asimilasyona maruz kalmışlardır. Yerinden koparılmak toplumsallığından, tarihinden, kültüründen ve ruhundan koparılmakla eş anlamlıdır. Amaç insanları köklerinden koparmak ve özgürlüklerini hapsetmektir ve insanları geleceksiz bırakmaktır. Kadim topraklarımızı insansızlaştırma uygulamaları demografik yapıyı değiştirmek sistematik olarak acımasızca yapılmaktadır. Bu gerçeklerden hareketle kültürel soykırım politikaları dönemsel değil yöntemleri ve dozajları, araçları ve üslubu değişse de sürekliği olan bir devlet politikası haline gelmiştir.

* Devletin tekçi, ötekileştiren, politikalarından derhal vazgeçmesi, çatışmaların biran önce bitmesi, müzakerelere biran önce dönülmesi kalıcı toplumsal barışı ve adaleti tesis etmek üzere diyalog ve müzakere zemininin yeniden oluşturulması bulunduğumuz şartlar boyutuyla her zamankinden daha fazla elzemdir.

* Başta BM, Kızıl Hac, İnsan Hakları Örgütleri, Uluslararası Af Örgütü, Türkiye’deki demokrasi güçlerini vicdani ve tarihi sorumluluklarını yerine getirmeye Nusaybin halkının bu zor döneminde yanında yer almaya ve Nusaybin halkıyla yardımlaşma ve dayanışma içerisinde olmaya davet ediyoruz.