Erdoğan: Türkiye kendi uçak gemisine de sahip olacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Artık biz kendi uçak gemimizi yapacak hale geleceğiz. Türkiye kendi uçak gemisine de sahip olacak. İnanırsanız, azmederseniz başarırsınız" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım, İstanbul Tersane Komutanlığı’nda düzenlenen Burgazada korvetinin denize indirilmesi ve Kınalıada korvetinin ilk kaynak törenine katıldı. Burada konuşan Erdoğan, şunları ifade etti:

“Bunlar 8 gemiden oluşan MİLGEM projesinin 3. ve 4. gemilerini oluşturuyor. Başbakanlığım döneminde attığımız bu adımın neticelerini görmek mutluluk veriyor. Daha önce iki gemimizi bitirmiş, donanmamıza sunmuştuk. Bu gemilerimiz birçok tatbikatta donanmamızı temsil ettiler, göğsümüzü kabarttılar. Öncelikle iki projenin de hayırlı olmasını diliyorum. Bu çalışmalarda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Artık icra konseyinin başında başbakanımız gemi inşa mühendisi olarak bulunuyor. Çok daha seri olarak bu üretimleri yapmamız lazım. Bu imkana bu güce Türkiye sahip. Biz artık yüzde 60’la yetinemeyiz. En önemli adımlarımızdan birisi kendi gemilerimizdeki makineleri de üretmemiz suretiyle bu süreci hızlandırmamız gerekiyor."

“Türk Silahlı Kuvvetleri kendi uçak gemisine de sahip olacak, bunu da başaracağız. Hiçbir engel yok. İnanırsanız başarırsınız, azmederseniz başarırsınız. Türkiye’nin bilhassa savunma sanayi ve askeri konularında atalete düşme, durma, duraksama lüksü yoktur. Her şeyden önce ülkemizin içinde yer aldığı stratejik coğrafya buna izin vermiyor. Artık icra konseyinin başında başbakanımız gemi inşa mühendisi olarak bulunuyor. Az önce kendisine bu süreler uzun değil mi dedim. O da aynen katıldı, uzun dedi. Artık bu süreleri 1,5 yıla indirmemiz lazım. Artık biz kendi uçak gemimizi yapacak hale geleceğiz. Türkiye kendi uçak gemisine de sahip olacak. İnanırsanız, azmederseniz başarırsınız.

“Anadolu’nun, Ortadoğu’nun tarihi okunmadan dünya tarihinin anlaşılması mümkün değildir. İçinde yer aldığımız bölge bir devletler mezarlığıdır. Güçlü olmayan nice devlet yıkılıp gitmiştir. Sadece kendilerini yenileyen vizyonu, hedefi olan milletler bu coğrafyada asırlar boyu varlıklarını korumuşlardır. Osmanlı devleti bunun en büyük örneğidir. Bir başka ifadeyi burada kullanmak istiyorum, sert güç unsurlarıyla birlikte yumuşak güç unsurlarına sahip olan devletler kalıcı izler bırakabilmiştir. Bunlardan birini diğerine tercih etmek felakete zemin hazırlamaktır. Sert güç imkanlarını hafife almak felakete zemin hazırlamaktadır. Hiçbir ülke askeri alanda güçlü olmasam da olur diyemez.

"Çok farklı yöntemler denendi. Askeriyle, polisiyle, istihbaratçı ve korucusuyla canları pahasına teröristle mücadele etti. Son bir yıl ise bu sürecin en kritik dönemini oluşturmaktadır. 2009 yılından itibaren farklı isimlerle hayata geçirdiğimiz reformlar sorunun kaynağının terör örgütü olduğunu gösterdi. Halkımız tarihi nitelikli yatırımları tecrübe etti. Terör örgütünün ise yokluk ve yoksulluk için çalıştığı iyice anlaşıldı. Güvenlik birimlerimizin ilk günden itibaren koordinasyon ve hukuk içinde yürüttüğü operasyonlar örgüte büyük darbe vurdu. Örgüt tarihinin en büyük hezimetini yaşadı. İcra edilen operasyonlar sonucunda 7 bin 600’ün üzerinde terörist etkisiz hale getirildi. Askerinden polisine, istihbaratçısından korucusuna kadar destan yazan güvenlik birimlerimize tebriklerimi iletiyorum”