Doğuş Üniversitesi, imzacı profesörü de işten attı

Doğuş Üniversitesi, “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisi imzacısı Yrd. Doç. Dr. Aslı Vatansever ile Prof. Dr. Serdar M. Değirmencioğlu’nun da sözleşmesini feshetti.

Bianet'ten Beyza Kural'ın haberine göre Doğuş Üniversitesi, “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisi imzacısı Psikoloji bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Serdar M. Değirmencioğlu’nun da sözleşmesini feshetti. Üniversite, Fen Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Aslı Vatansever’in sözleşmesini feshetmişti.

Her iki akademisyenle ilgili fesih kararı aynı gerekçeleri içerdi. Kararda bildirinin “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni Güneydoğu’da teröre karşı sürdürdüğü mücadeleyi, ‘katliam’, ‘kasıtlı ve planlı kıyım’ ve bilinçli sürgün olarak nitelendirdiği” öne sürüldü.

bianet’e konuşan Değirmencioğlu, imzacıların karşısına böylesi bir cadı avının çıkacağını düşünmediğini söyledi. “bu sürecin önü alınmaz ise Türkiye’deki üniversitelerin tümüyle sonu gelecektir” diyen Değirmencioğlu, hakkını arayacağını belirtti.

Barış İçin Akademisyenler’in Türkiye devletine şiddete son verme ve müzakere koşullarını hazırlama çağrısı yapan metin 1128 imza ile 11 Ocak’ta açıklanmıştı.

Doğuş Üniversitesi, bildiri imzacısı iki öğretim üyesi hakkında soruşturma açtı.

Vatansever ve Değirmencioğlu hakkında açılan soruşturmalar Üniversite Disiplin Kurulu’nun 21 Nisan’daki toplantısında değerlendirildi.

Disiplin cezası kararı, Rektör Prof. Dr. Abdullah Dinçkol imzalı ve 27 Nisan tarihinde hazırlandı. Vatansever’e 29 Nisan’da tebliğ edilen kararı Değirmencioğlu bugün (3 Mayıs) aldı.

Kararda bildiri imzalamanın 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-b bendindeki “devlet memurluğundan çıkarma” cezasının unsurlarını oluşturduğu öne sürüldü. Bu kararın sözleşmenin feshi şeklinde uygulanmasına karar verildiği ifade edildi.

Bölüm başkanlığında "tedbiri" uzaklaştırma

Rektörlük, soruşturma sürerken 12 Şubat’ta Değirmencioğlu’nu Psikoloji Bölümü Başkanlığı görevinden tedbiren geçici olarak uzaklaştırmıştı.

Rektör Prof. Dr. Abdullah Diçkol imzalı 12 Şubat tarihli yazıda, bildiriyi imzalaması nedeniyle açılan disiplin soruşturması neticesinde bu kararın alındığı belirtilmişti.

“Bir grup akademisyen tarafından yayınlanan bildiriyi imzalamanız nedeniyle hakkınızda açılan disiplin soruşturması neticesinde; üniversitedeki idari görevlerinizden tedbiren geçici olarak uzaklaştırılmanız soruşturma komisyonunca önerilmiş olduğundan, Psikoloji Bölüm Başkanlığı’ndan tedbiren geçici olarak uzaklaştırılmış bulunduğunuzu bilgilerinize rica ederim.”

"Otoritenin keyfiliğini gösteriyor"

Değirmencioğlu, bildiriye imza vermesinin ardından yaşananları beklemediğini söyledi.

“Ama iktidar, otorite ya da diktatörlük keyfidir. Ne zaman isterse o zaman yapar. O yüzden bu imzacıları hedef alan cadı avı otoritenin ne kadar keyfi olduğunu gösteriyor.

“Üniversiteden atılacağımı bekliyordum, Haziran sonu olacağını tahmin etmiştim, derslerin bitmesini beklemediler. Bu aslında özel üniversitelerdeki gidişatın keyfiliğini, pervasızlığını gösteriyor. Nasıl iktidar bizim hakkımızda çok kötü şeyleri yapmayı rahatlıkla kararlaştırabiliyorsa özel üniversite yönetimi ve patronları da bu kadar pervasız ve rahat davranabiliyorlar.”

“Daha önce beni 40 gün çalıştıktan sonra işten atmaları da zaten bunun göstergesiydi. Görülmemiş bir şeydi, demek ki giderek daha pervasız korkunç ve acımasız bir süreç özel üniversiteleri fethetmeye başladı.

“Bu sürecin önü alınamaz Türkiye’ de üniversitelerin tümüyle sonunun gelmesi anlamına gelecektir. Üniversite, ifade özgürlüğü ve akademik özgürlüğün olmadığı yerde var olamaz, var olursa ancak müsvedde olarak var olur.”

"Kazandığım davanın tersine çevrilmesine kılıf yarattı"

Serdar Değirmencioğlu 15 Eylül 2013'te başladığı işten 24 Ekim 2013'te çıkarılması sonucu açtığı işe iade davasını kazanmıştı.

Mahkeme Değirmencioğlu'nun işten çıkarılmasına gerekçe gösterilen iş sözleşmesindeki ""ilk işe girişte deneme süresi iki ay olup, taraflar bu süre içerisinde gerekirse, işbu sözleşmeyi bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedebilir" ifadesinin hukuksuz olduğunu belirtmişti.

Değirmencioğlu, tekrar işten atılmasına dair “Bu cadı avı üniversitede daha önce kazandığım davanın tersine çevirebilmesi için kılıf yarattı” dedi.

“40 gün sonra işten çıkarılmam klinik psikolog kadromuzun yeterli olmamasına rağmen bu alan yüksek lisans programı açılmasına karşı çıkmamızla ilgiliydi. Son süreç ile beni önce bölüm başkanlığından aldılar sonra da işten çıkardılar. Görevden alınmamla birlikte daha önce yapılamayan şeylerin önü açıldı. “u da siyasi mesele olarak görülen şeylerin hemen her zaman altında önemli çıkarlar yattığını gösteriyor.

“Gerçekleri söylemeyi sürdüreceğim”

Değirmencioğlu, üç yıl arayla tekrar işten çıkarılmasına karşın mücadeleyi sürdüreceğini belirtti.

“Gerçekleri söylemeyi sürdüreceğim, bilimin ana meselesi gerçekleri dile getirmek. Benim adıma hem gerçekleri dile getirmek hem de kamu yararına çalışmak önem taşıyor. Gerek psikolojide gerek kamuyu ilgilendiren her türlü meselede gerçekleri dile getirmeyi sürdüreceğim.

“ Beni işten çıkararak engellemek isterlerse de ben hakkımız aramayı önemli buluyorum. Bu da hakikati arayan insanların mücadelesinin ir parçasıdır. Dava açılmasından yapılabilecek ne varsa yapmayı mutlaka gerçekleştireceğim.”

Serdar M. Değirmecioğlu hakkında

1966'da Ankara'da doğdu. ODTÜ Psikoloji Bölümü'nde okudu. Gelişim psikolojisi doktorasını Wayne Eyalet Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nde tamamladı. Doktora döneminde Psi-koloji Bölümü'nde ve Merrill-Palmer Enstitüsü'nde çalıştı. Doktora sonrasında iki yıl Northwestern Üniversitesi Sosyal Politika Araştırmaları Enstitüsü'nde çalıştıktan sonra Türkiye'ye döndü.

ODTÜ Psikoloji Bölümü'nde iki yıl görev yaptı. Daha sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi, Beykent Üniversitesi ve Arel Üniversitesi, Cumhuriyet Üniversitesi ve Doğuş Üniversitesi’nde çalıştı.

Türkiye Çocuk Hakları Koalisyonu Koordinatörlüğü ve 27 ülkeyi kapsayan Regional Network for Children adlı kuruluşun başkanlığı görevlerini yaptı.

Sesimi Duyun! Benim de Sesim Var! başlıklı kampanyayla 3 bin çocuk ve gencin görüşlerini 23 Nisan ve 19 Mayıs tarihlerinde Başbakan ve kamuoyuna iletti.

Çocukların seslerinden bir seçki, Sesimi Duyun: Benim de Sesim Var başlığıyla 2005’de kitap olarak yayımlandı. Gençlik Çalışmalarında İyi Örnekler (2009), Some Still More Equal than Others: Or Equal Opportunities for All (derleme, 2011), Yükseköğretimin Serbest Düşüşü: Özel Üniversiteler (Kemal İnal ile derleme, 2014) başlıklı kitap çalışmaları yanında 3 Saat: Bir ÖSS Belgeseli (Can Candan ile 2008) başlıklı bir belgesel çalışması da var. IPS İletişim Vakfı'nın Çocuk Odaklı Habercilik kitabına katkıda bulundu.

Evrensel gazetesindeki "Benim de Sesim Var" başlıklı köşesinde 2008'den bu yana her pazar çocuklar› ilgilendiren meseleleri ele alıyor.