'Devletin Yüksekova'ya yönelimi bir stratejinin ürünüdür'

Yüksekova’daki sokağa çıkma yasağından önce, ana akım Türk medyasının, devlet yetkililerine dayandırdığı “haberler”, devlet güçlerinin “finali” Yüksekova’da yapacağı yönündeydi.

ÖZCAN KIRBIYIK'IN ANALİZ YAZISI

Peki, devletin Yüksekova’da yapacağı iddia edilen “final”, ne anlama geliyor? Bu “final” esnasında cereyan edecek olayların üst limiti ne olacaktır? Devlet Yüksekova’da; Sur’da ve Cizre’de yaptıklarından farklı olarak ne yapmak isteyecektir de bir “final” olacaktır?

Bu soruların cevabı, Türk medyasında boy boy yer edinmiş olan “final Yüksekova’da” haberlerinin karşılığını da ortaya çıkartacaktır.

***

Tahminler, bugün itibarı ile Yüksekova’da, 7. gününe  giren sokağa çıkma yasağında devam eden operasyonlar için, yaklaşık olarak24 bin asker ve polisin görev aldığı yönündedir.

Peki, 7 gün geçmiş olmasına rağmen Efeler Taburu ve Kamışlı Taburu’ndan atılan top atışları ile şehir merkezinin bombalanması dışında, neden mahalle içlerine doğru ciddi denilebilecek bir askeri operasyon girişimi olmamıştır?

Bunun, üzerinde düşünülmesi gereken bir konu olduğu kanısındayım. Zira bu durum, devletin binlerce polis ve askerle Yüksekova’da nasıl bir askeri strateji izleme arzusunda olduğunun ipuçlarını da içinde barındırıyor.

Bu yüzden, bunun üzerinde durulmasının önemli olduğu kanaatindeyim. Çünkü, Türk devletinin Yüksekova’ya ciddi bir askeri yığınakla yöneldiği açıktır. Bunun icap eden, geçici bir taktik değil, bilakis; kalıcı bir stratejinin ürünü olduğu anlaşılıyor.

Yüksekova’da yasaklı geçen 7 günün ardından, sokağa çıkma yasakları ilan edilen diğer Kürt şehirlerine oranla  devlet güçlerinin savaş araçlarından ziyade, devletin direnişçilerin gereksinimleri için kullandığını düşündüğü mekanları ve alanları ve yolları Efeler Taburu’ndan attığı toplarla yok etme planı güttüğü görülecektir. Buradan da, devletin, Yüksekova’daki operasyonları bir taktik değil, bir strateji dahilinde gerçekleştirmek arzusunda olduğu anlaşılmaktadır.

Daha önce, Sur ve Cizre’de su altı komandolarını bile kullandığı ve bu iki ilçeyi adeta askeri birer laboratuvara dönüştüren devlet aklının, bu defa Yüksekova’da yasağın ilk günlerinde direnişçileri bedensel ve ruhsal olarak çökertmeyi hedeflediği görülüyor. Yani, asıl savaşı (karadan operasyonu) coğrafi iklim ve siyasi iklimin kendisi için en elverişli olduğu bir zamana denk getirmek istiyor.

Coğrafik iklim

Yüksekova’da kar kütlelerinin yerde olduğu ve aralıklarla kar yağdığı göz önünde bulundurulduğunda, şehrin en stratejik yerlerine konuşlanmış olan Efeler Taburu’ndan şehir merkezinin bombalanması, olası asker ve polis kayıplarını minimize ediyor.

Devlet güçlerinin iklim şartlarının kendileri için elverişli olduğunu düşündüğü  günlerde -karadan başlamak üzere- bir yıkıma girişmesi işten bile olmayacaktır. Bu operasyon esnasında da, suların ve elektriğin de kesilmesi beklenebilir.. İlçede şebekesini kesen ilk iletişim operatörü olan Vodafone’a diğer operatörlerin de eklenmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Beklenmelidir!

Siyasi iklim

Askeriye, önümüzdeki günlerde de, HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının meclis gündemine geleceği düşünüldüğünde, devletin Yüksekova’da, psikolojik hedeflerinden sonra,kendi savaş stratejisini hayata geçirmek için önünde bulunmaz bir fırsat bulacaktır.Bunu mutlaka kullanmak isteyeceklerdir.

Oluşacak muhtemel siyasi havanın yoğunluğu ile Yüksekova’daki olası yakıp yıkma ve ölüm haberlerinin etkisinin şehirden dışarı çıkma gücü son derece düşük olacağı gözden kaçırılmamalıdır.