Demirtaş: Yeni anayasa öncesi yol temizliği gerek

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda önyargısız bir şekilde barış arayacaklarını, samimiyetlerini ortaya koyacaklarını söyledi.

Demirtaş, Ortadoğu’da her dakika kanın aktığı bir dönemde kongrenin toplandığını ifade ederek, “Yaramız her saniye daha fazla kanarken siyasetçiler olarak akan kanı durduracak politikayı üretip söz söyleyemiyorsak Türkiye’de siyaset bitmiş demektir. Sahte öncelikleri kendi gündemimizin birinci maddesi yapamayız. Çözüm için silahlar devreye girmişse orada silahların üstünlüğünden değil, siyasetin eksikliğinde bahsetmek mümkün,” diye konuştu.

Demirtaş şunları söyledi:

‘Vatan hainliği’ suçlamaları

“Herkesin beklentisi çözüm sürecinden kalıcı bir barış çıkmasıydı. O dönemde de bizi ‘vatan hainliğiyle’ suçlayanlar oldu. Özellikle Türkiye’de ırkçı çevreler ‘devleti parça parça ettiğimizi’ iddia ederek saldırıyorlardı. Ülkemizde bütün vücudumuzu taşın altına koyduğumuzda da bizi ‘vatana hainliğiyle’ suçladılar. Bugün de çözüm sürecini bitirenler bizi ‘vatan hainliğiyle’ suçluyorlar.

Nazi Almanyası örneği

“Türkiye’nin tek Türkiye partisi biziz. Israrla ‘siz bölücüsünüz’ diyenlerin tuzağına düşmeden ülkede yeni bir birlik kurmaya çalıştığımızı anlatmak zorundayız. Birliği iki şekilde sağlayabilirsiniz. Birinci yol tekliği dayatarak, toplumu tekleştirerek birliği sağlayabilirsiniz. Nazi Almanyası da denedi faturası ağır oldu. Ya toplumu tek bir kimlik ve inanç etrafında buluşmaya zorlarsınız, oradan faşizm çıkar ama toplum korkuyla bir arada tutulur. Türkiye’de bu yapılıyor. Ya bizim savunduğumuz gibi herkesin korkmadan, bir arada yaşayabileceği eşitlik temelinde ortak vatanı, ortak cennete dönüştürebilmiş çoğulcu bir demokrasi anlayışı ile birliği kurabilirsiniz. Biz bunu savunduğumuz için ‘bölücü’ oluyoruz. Asıl bölücü anlayış tekçi anlayıştır. Kürt partisi diyorlar, Kürt partisi var olmalı da bunun bir zararı yok. Biz sadece Kürtlerin değil, Ermeniler, Türklerin, Çerkeslerin de Arapların da partisiyiz. Biz bir din partisi de değiliz ama bütün inançların ve dinlerin de partisiyiz. Gerçek Türkiye fotoğrafı budur. Buna aykırı siyaset toplumun doğasına Türkiye’nin gerçeğine aykırı siyaset yapmaktır. Biz HDP olarak bundan vazgeçmeyeceğiz.

Özyönetim

“Tepeden tek bireyin hükümranlığıyla mı bu kadar çoğulcu bir yapıyı yönetebilirsiniz yoksa öz yönetimine geçerek katılımcı mümkünse doğrudan demokrasi modeliyle yürütmek mi mümkündür?

“Biz özyönetimi savunduğumuz için yine ‘vatan haini’ ilan ediliyoruz. Ama Türkiye’nin, toplumun bölünmesini engelleyecek bir modelden bahsediyoruz. ‘Madem özerkliği savunuyorsunuz neden şehir savaşları var’ eleştirisi yapılıyor. Özyönetimin barikatla alakası yok doğru, doğal bir şey değil. Bizim savunduğumuz modelde her yerde hendek olacak diye bir şey yok. Biz hendek ve barikat anlayışına yol açan ana soruna bakmamız gerekir. Eğer onu anlarsak diyalog ve müzakere ile bu sorunları çözmek çok kolaydır. Hükümet ise ‘Ben ev ev temizlik yapacağım. Gerekirse sivil katliamları da göze alacağım’ diyerek, bu meseleyi çözmeye çalışıyor. Bizler mevcut durumu kamu güvenliğinin bozulduğu bir durum olarak görüyorsak gelin o zaman bunu çözecek ortak diyalog yolunu kullanalım. Sen hangi mahalleyi temizlemekten bahsediyorsun? İki aydır insanlar evlerinden çıkamıyor. İki aydır herkes bulunduğu evin bodrumunda yaşıyor. Yiyecekleri sınırlı, Sur’da 40 gün oldu. Nusaybin, Silvan Varto buralarda da aynı şeyler uygulandı. Bu kadar sivil insanın özgürlüklerinin sistematik olarak ihlal edildiği rejimin adı ileri demokrasi olabilir mi? Bütün sivil insanlar şu anda katliam tehdidiyle karşı karşıya. Bebekler, 70 yaşındaki kadınlar var.

Cizre’deki yaralılar

“2016 Türkiye’sinde siyasetçiler bakanları devreye sokmaya çalışıyor, kavga yürütüyor, yaralıları aldıramıyoruz. Halen Cizre’de bir bodrumda yaralılar. Biz böyle bir ülkede siyaset yapıyoruz. Zorlukları iyi görmemiz lazım. Karşımızdaki ceberrut anlayışı iyi tanımamız gerekir. Bize düşen karşımızda aşılması gereken zorluklar var ve biz bunu kardeşliği büyüterek aşabiliriz. Her bir ölüm yeni duygusal kırılmalar, halklar arasında onarılması imkansız hale gelen duygu ayrımlarına yol açıyor.

‘Tek adamlık’

“Türkiye’nin felakete sürüklenmenin hiç kimseye faydası olmaz. Bunu durduracak biricik şey demokrasimizi güçlendirmektir. Tankımızı, topumuzu güçlendirmek değildir. Türkiye’yi felakete sürüklenmesinin önleyecek şey tek adamlık değildir.

Barış bildirisi ve akademisyenler

“Barış savunuculuğu zamandan zamana değişmez, rüzgarın estiği yöne evrilmez. Zor günlerde barışı savunanlar, bu ülkeye barışı getirecek olanlardır.

Hükümetin Suriye politikası

“Türkiye olarak Suriye’deki Kürtlere tehdit olarak görmekten vazgeçmemiz lazım. Suriye’deki barışa katkı sunacak bir oluşuma Türkiye nasıl karşı çıkar? Biz Suriye’deki bütün halkların kendi kaderini belirleme hakkını tanıyoruz. Nasıl yaşamak istiyorlarsa saygı duymak zorundayız. Oradaki Şii toplumuna da Arap, Ermeni, Türkmenlere hepsine eşit yaklaşmak zorundayız. Birini tehlike görüp birini baş tacı yapamayız. Türkiye’nin yaptığı barış çağrısı Suriye’de ciddiye alınmıyor.

Yeni anayasa

“Türkiye’nin önünü açabilecek çok büyük bir fırsattır. Hükümet partisinin yeni anayasa anlayışı ile bizim anayasa anlayışımız arasında taban tabana bir farklılık olduğu anlaşılıyor. ‘Barış’ dediğimiz, zaten birbiri ile farklı düşünenler arasında yakalanan uzlaşmanın adıdır. O nedenle Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda barış adına yer alacağız. Orada sizlerin verdiği yetkiyle uzlaşma arayacağız. Yeni anayasa serbest tartışma ortamında mümkündür. Yürüdüğümüz yolun mayınlı olmaması lazım. Yani yeni anayasaya giderken gideceğimiz yolun temiz olması gerekir. Yol temizliği yapmadan attığımız her adımda başımıza nelerin geleceğini bilmeden yeni anayasayı nasıl yapacağız?

Görevden alma ve tutuklamalar

“Vali kaymakam öz yönetim kelimesini kullanma ihtimali var diye görevden alıyor, tutukluyor. Başkanlığı savunmak serbest ancak biz fikirlerimizi savunamıyoruz. HDP olarak bu yol temizliği yapmak isteyenlerle ortak bir çalışma yapmaya hazırız. HDP zaten bu misyonla kurulmuş bir parti.

Ekonomi

“Ekonomi ve demokrasi at başı birbirini destekleyerek ilerlemek zorundadır. Demokrasi bu haldeyken, ekonominin iyi olmasını istemek abestir. Savaşa bu kadar para ayıranlar iş emekçiye, işsize geldiğinde son derece cimri davranıyorlar. Savaşın faturasını sadece Kürtler ödemiyor, Türkler, Araplar, Gürcüler ödüyor. Fatura hepimize bütün halka ödetiliyor. Yeni bir demokratik ekonomik model inşa etmek zorundayız. Türkiye ancak demokrasi ve ekonomisi aynı anda büyüyebilirse iyi bir ülke olabilir.

“Hesap verin” çağrısı

“AKP 14 yıllık iktidarı boyunca Türkiye’nin tek bir sorununu çözüme kavuşturmadı. AKP’nin iktidara geldiğinde tüm sorunları çözme sözü verdiği ve bu şekilde iktidarda kaldı. Ancak tek bir sorun çözülmedi. 14 yıldır devleti ele geçirdiniz vicdansızlar, hesap sormaktan vazgeçin hesap vermeye gelin.”

Demirtaş, Ahmed Arif’in “Anadolu” isimli şiirini okuyarak konuşmasını tamamladı.