Demirel: Ülke şuanda darbe sürecini yaşıyor

Meclis'te süren bütçe görüşmelerinde konuşan HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, 28 Şubat darbesinin hala devam eden bir süreç olduğunu ifade etti.

2016 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı görüşülmeleri ikinci gününde Meclis Genel Kurulu'nda Hazine Müsteşarlığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu bütçeleri üzerine yapılan konuşmalarla devam etti.

Görüşmelerde söz alan CHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın, halkın milletvekillerine verdiği denetim yetkisi kapsamında verdikleri soru önergelerinin hükümet tarafından ya hiç yanıtlanmadığını ya da süresi ve gündemi geçtikten sonra yanıtlandırıldığını söyledi. Akın, 24'üncü dönemde 8 bin 635 sözlü soru önergesi verildiğini bunlardan sadece 2 bin 134 tanesinin yanıtlandığını geri kalan kısmına yanıt verilmediğini paylaşarak, Meclis Başkanlığı'na "AKP hükümeti denetimden hoşlanmıyor, kendisini her şeyin üzerinde görüyor. Biz de bu anlayıştayız, denetime gerek yoktur görüşünde misiniz?" diye sordu. 

'Bugün yaşanılanlar da darbedir'

HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel 28 Şubat darbesinin yıl dönümüne değinerek, şunları söyledi: "Hâlâ günümüzde şehirlerimizde, illerimizde, ilçelerimizde tanklarla toplarla halkın üzerine ateş açılan bir süreci yaşıyoruz. Yani şu an yaşanan 2016 yılında da bir darbe süreci olduğunu bir kez daha ifade ediyorum. Çünkü tankların topların ve ağır silahların halkın üzerine Sur'da, Cizre'de, Silopi'de, İdil'de, Derik'te ateş açtığını görüyoruz. Bu da bir darbe sürecidir, bu da bir hak ihlalidir. Yani siyasetçilerin yapması gerekenlerin üzeri örtülerek siyasetin soruna çözüm bulması gerektiği bir yerden bakmanın ötesinde askerî darbelerle ya da tanklar, toplarla halkları katletmek, bu da aynı zamanda 2016 Türkiye'sinde bu süreçte yaşanan bir durumdur. İnsanları vahşet bodrumlarında yakmak ve gerçekten cenazelerini bütün illere yayarak insanların, halkın kendi cenazesine bile ulaşmasını engelleyen bir durum da aslında bir darbe sürecidir." 

Görüşmelerde AYM'nin gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül hakkında verilen hak ihlali kararına ilişkin kararı tanımadığını beyan eden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın bu açıklamaları da tartışmalara yol açtı. 

'Erdoğan, AYM'yi tanımayan açıklaması demokrasi ile bağdaşmıyor'

Söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, konuya ilişkin Cumhurbaşkanının kuvvetler ayrılığını tesis ve kuvvetler arasında uyumu sağlamakla da görevli olduğunu hatırlatarak, "Kendisinin, Anayasa Mahkemesi gibi ülkenin en üst yargı kuruluşu, kaldı ki o kuruluşa yargıçların nasıl, ne şekilde, hangi yöntemlerle atandığı, kimler tarafından atandığı da ortadayken yapmış olduğu bu yaklaşım demokrasiyle bağdaşır değildir" ifadesinde bulundu. 

Ardından konuşan AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan ise Erdoğan'ın açıklamasının bir eleştiri olduğunu savundu. 

'Yargı hükümet baskısı altında görev yapıyor'

Söz alan HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, gazetecilerin cezaevlerinde olmasının Türkiye'nin bir ayıbı olduğunu ifade ederek, "Sadece Can Dündar ve Erdem Gül değil, dün de buradan ifade ettik, ben bir kez daha ifade edeceğim; Beritan Canözer JINHA muhabiri. Benim yanımdaydı ve basın açıklaması yapıyorduk. Hemen akabinde, ayrıldıktan sonra 'heyecanlı' olduğu için gözaltına alınıp tutuklandı. Azadiya Welat Genel Yayın Yönetmeni Rohat Aktaş Cizre'de katledildi. Yine, Mazlum Dolan, yaralı Fatma Ateş'i Sur'dan çıkardığı an itibarıyla ben telefonda kendisiyle görüştüm. Yaralı bir şekilde Fatma Ateş'in hastaneye götürülmesi sağlanırken onu taşıyanlardan biriydi Mazlum Dolan ve Fatma Ateş'in ailesiyle birlikte tutuklandı. Cumhurbaşkanı mahkemelere bu kadar baskı yaptığını bir kez daha söylemiş oldu ve kanıtlamış oldu. Biz bunu asla kabul etmeyeceğimizi, yargının bağımsız olarak görevini yapması gerektiğini defalarca ifade ettik ama ne yazık ki yargı bağımsız değil ve yargı, siyasetin, iktidarın, hükümetin baskısı altında şu anda görevini yerine getiriyor" diye konuştu.