Davutoğlu: Yeni anayasayı en geniş mutabakatla hayata geçireceğiz

HDP’yle yeni Anayasa’ya ilişkin görüşmeyi iptal eden Başbakan Davutoğlu, yeni anayasayı en geniş mutabakatla hayata geçireceklerini söyledi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Yeni Türkiye Yolunda” adlı bir ulusa sesleniş konuşması yaparak gündemdeki konularla ilgili değerlendirmede bulundu. Davutoğlu konuşmasında, millet iradesini hiçe sayan vesayetçi anlayışları tam manasıyla tedavülden kaldırmanın yolunun yeni anayasa olduğunu belirtti ve “Yeni Meclisimiz bu tarihi görevi yerine getirmelidir” dedi.

Bu konuda sadece Meclis’teki siyasi partilerle değil Meclis’te yer almayan partilerle, sivil toplum kuruluşlarıyla ve toplumun bütün kesimleriyle istişareyi esas aldıklarını söyleyen Davutoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki en büyük grup sıfatıyla yine bu şerefli görevde öncü olacaklarını ve yeni anayasayı en geniş mutabakatla hayata geçireceklerini söyledi.

Türkiye’nin darbe dönemi imalatı bir anayasayla yönetilmenin ayıbını daha fazla taşıyamayacağını kaydeden Davutoğlu, “Türkiye’yi büyük bir tarihi mirasın taşıyıcısı, emanetçisi olarak göremeyenlerin müellifi olduğu bu anayasa, bizim için, demokrasimiz için kocaman bir ayıptır” ifadelerini kullandı.

CHP ve MHP görüşmesi

30 Aralık ve 4 Ocak’ta CHP ve MHP Genel Başkanları ile bir araya geleceğini kaydeden Başbakan Davutoğlu, “İnanıyorum ki bu görüşmelerden Türkiye için hayırlı neticeler alacağız” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu'nun konuşmasından bazı bölümler şöyle:

“Biz her türlü yapıcı eleştiriye, her türlü öneriye açığız. Her attığımız adımı diğer siyasi partilerle uzlaşma içinde atmak istiyoruz. Her aşamayı kamuoyumuzla paylaşarak çalışmalarımızı şeffaf biçimde yürütme kararlılığındayız. Bu çağrımız samimi bir çağrıdır, gereğini de yapıyoruz, yapacağız.

Irak Merkezi Hükümeti ve Silahlı Kuvvetleri DEAŞ saldırıları karşısında maalesef etkin tedbirler alamıyor. Musul gibi ülkenin ikinci büyük kentinin düşmesi, bu tehdide karşı mücadelede yerel güçlerle birlikte uluslararası destek ve işbirliğinin gerekliliğini bir kez daha ortaya koymuştur. Biz bu çerçevede Irak makamlarının talepleri doğrultusunda, gerek Peşmerge, gerekse Musullu yerel gönüllülere eğitim ve donanım desteği sağlıyoruz. Bu desteğimiz, Musul kurtarılıncaya kadar devam edecektir. Bu amaçla gönderdiğimiz eğitim birliğinin güvenliği için asker mühimmatta yeniden tanzim de dahil olmak üzere her türlü tedbiri almak durumundayız. Nitekim DEAŞ’ın Başika’daki eğitim kampımızın olduğu bölgeye gerçekleştirdiği saldırılar bu konudaki haklılığımızı bütün dünyaya göstermiştir. Türkiye komşu ülkelerinin toprak bütünlüğünün korunması ve bölgenin terör örgütlerinden arındırılması konusunda her zaman hassasiyet göstermiştir. Bizim bölgeye ilave olarak gönderdiğimiz askerimizin temel amacı, DEAŞ’a karşı orada görev yapan eğiticilerimizi ve eğitilen Musulluları daha iyi koruyabilmektir. Terör tehdidi olduğu sürece oradaki varlığımızı hiçbir şekilde tehlikeye atmayacak tarzda teyakkuz halinde olmaya devam edeceğiz.

Terör örgütü Doğu ve Güneydoğu’daki bazı ilçelerde vatandaşlarımızın hayatını hiçe sayarak saldırılar gerçekleştiriyor, hendekler kazıyor, barikatlar kuruyor, camileri, okulları yakıyor, sivilleri kendine kalkan yapıyor. Terör örgütü, güvenlik güçlerimizle vatandaşlarımızı karşı karşıya getirmeyi hedefleyen kirli hesaplar içindedir. Terörle mücadeleden asla taviz vermeyecek ve bu illeti bu topraklardan mutlaka temizleyeceğiz. Terörle yürüttüğümüz mücadelede sivillere zarar gelmemesi için kılı kırk yaran bir dikkatle hareket ediyoruz. Evlerini terk eden vatandaşlarımız, dükkanlarını açamayan esnafımız, okullara gidemeyen öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz müsterih olsunlar. Hiçbir vatandaşımızı terörün, şiddetin kucağına, insafsızlığına terk etmeyeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetimiz daima yanlarındadır. Mağduriyetlerinin giderilmesi için her türlü tedbiri aldık, alıyoruz. Esnaf kardeşlerimizin kayıpları ve mağduriyetleri giderilecek. Hiç kimsenin endişesi olmasın, hiçbir çocuğumuz, hiçbir öğrencimiz mağdur olmayacak. Onların hiçbir mağduriyet yaşamaması için Milli Eğitim Bakanlığımız gerekli bütün tedbirleri aldı, almaya da devam edecek. Milli Eğitim Bakanlığımız bu süreçte yaşanabilecek eksiklikleri tamamlamak üzere hafta sonları ve gerekirse sömestr tatilinde yoğunlaştırmış bir program izlemek üzere gerekli bütün tedbirleri aldı. Çocuklarımız güzel ülkemizin her tarafında olduğu gibi 180 iş günü ve sağlıklı bir eğitim ortamında eğitim alacaklar. Bizim için her gencimiz, her çocuğumuz çok değerli ve bir tekinin bile zarar görmesine asla izin vermeyiz. Oradaki o güzel masum çocuklarımızı geleceğe en iyi şekilde hazırlayacağız. Onları teröre, terörün karanlık dünyasına asla terk etmeyeceğiz. Birliğimizi, dirliğimizi, kardeşliğimizi her ne pahasına olursa olsun ayakta tutacak ve ortak geleceğimizden asla vazgeçmeyeceğiz."