Davutoğlu: 'Türkiye sınırlarını ve topraklarını korumak için her şeyi yapacaktır'

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Al Jazeera’ya verdiği röportajda, “Türkiye, sınırlarını ve topraklarını korumak için her şeyi yapacaktır” dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Al Jazeera’den Jamal El Shayyal’ın sorularını yanıtladı. 

Davutoğlu'nun açıklamalarından bazı bölümler şöyle:

"Paris’te olan gibi Ankara ve İstanbul’daki saldırılar gibi insanlığa yapılmış bir saldırı. Çok üzücü bir olay ve terörist grupların nasıl barbar olduğunu gösteriyor. Saldırıdan hemen sonra diğer olaylarda da olduğu gibi soruşturma başladı. Gece boyunca tüm olasılıkları kontrol ettik ve bu intihar saldırısını yapan kişinin kimliğini belirledik. Bir araçta oldu ve askeri personeli, sivilleri ve onların çocuklarını da taşıyan servis otobüslerini vurdu. Bu kişi Suriye’nin Haseke bölgesine bağlı Amude’den. İsmi Salih Neccar. İsmini belirledikten sonra başka kişilerle bağlantılarını da belirledik. Bulduğumuz şuydu; bu kişi Türkiye’ye 2014’te normal bir mülteci olarak girdi. Sonrasındaki kayıtları da elimizde, çünkü kayıtlı. Ancak sonrasında PKK unsurlarıyla iletişime geçiyor ve işbirliği yapıyor. Arabayı, silahları ve gerisini onlar sağlıyor. Adeta bir uyuyan hücre olan ve bu talimatları alan hücrenin neredeyse tüm bağlantıları elimizde. Yani bu YPG ve PKK’nın ortak teşebbüsüdür. Zaten YPG de PKK’nın bir uzantısı. Hiçbir şüphemiz yok. Bunun nasıl gerçekleştiğine dair tüm adımları biliyoruz. Çok hızlı bir soruşturma oldu, aynı İstanbul’da geçen ay olduğu gibi."

“TÜRKİYE’NİN ETRAFINDA BİR YANGIN VAR”

“Sadece Irak ve Suriye ile bin 300 kilometrelik sınırımız var ve Türkiye’nin etrafında bir yangın var. Bizi eleştirenler bu açıdan şunu da unutmamalı, Türkiye’de oldukça dinamik bir demokrasi var. Geçen yıl iki genel seçim vardı. 2014’te de iki seçim vardı ve ekonomimiz hâlâ büyüyor. Fransa’da bir yılda iki saldırı oldu. Başka birçok ülkede terörizm tehdidi var ve biz de aynı zorlukla karşı karşıyayız. Türkiye’de daha fazla risk var, çünkü diğer taraftan kontrol edilemeyen sınırlarımız var. Aynı zamanda Türkiye’de 2 milyon 600 bin mülteci de var. Elbette tümü masum ancak Salih Neccar gibi kötü niyetli kişiler de onların arasından sızabiliyor. Sınırları tamamen kapatırsanız diğer tarafta bir insani trajediye yol açmış olursunuz. Suriyeli kardeşlerimizi barbar bir rejimin ve müttefiklerinin, bir de terör gruplarının insafına bırakamayız. Bu sebeple risk her zaman var. Türkiye’nin böyle kritik bir coğrafyada, hatta ‘jeopolitik depremde’ de diyebilirim, istikrarını, demokratik değerlerini koruyabilmesi ve ekonomisini büyütmesi aslında bir başarıdır.

“Bu sadece bizim suçlamamız değil, Suriye’nin BM temsilcisi de YPG ile bağlantıları olduğunu söyledi. Yani bu açık bir bağlantı, YPG rejim ve bugün Rusya tarafından destekleniyor. Bu, rejim tarafından desteklenen bir terör saldırısıydı. Nasıl ve ne zaman yanıt vereceğimizi biliyoruz. Halkımıza bu saldırıyı yapanlar kesinlikle hesabını verecekler. Türkiye’ye karşı olanlar da hesabını verecekler ancak ne zaman nasıl olduğuna biz karar vereceğiz. Bu olduğu zaman herkes Türkiye’nin her saldırıya ve meydan okumaya yanıt verebileceğini görmüş olacak."

“TÜRK SINIRI TEHDİT EDİLİRSE HER ŞEYİ YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

“Rusya’nın gökyüzünü kontrol ettiğini söylediniz ama Türkiye de halkın kalbine sahip. Suriye halkının kalbi bizimle ve hiç kimse halkı yenemez. Bu başka ülkelerde de oldu. Azez’deki son saldırılarda bile angajman kurallarımızı ihlâl ettiklerinde üç gün boyunca YPG mevzilerine yanıtımızı verdik. Türk sınırı tehdit edilirse her şeyi yapmaya devam edeceğiz. Eğer daha da fazla mülteciyi Türkiye’ye gönderme girişimi olursa, elbette ki Türkiye mümkün olan her şeyi yapma hakkına sahiptir ve her türlü önlem alınacaktır.”

“HAVA SAHAMIZI KORUDUĞUMUZ İÇİN ASLA PİŞMAN OLMAYIZ”

“Her şeyden önce hava sahamızı koruduğumuz için asla pişman olmayız. Tabii ki Rus uçağı vurulduğunda onun Rus uçağı olduğunu bilmiyorduk. Suriye rejimine de ait olabilirdi. Ama biz demokratik bir ülkeyiz. Sınırlarımız ve hava sahamızı korumak için bir prosedür var. Ordumuza çok net bir talimatımız var; Türk sınırlarını kim ihlâl ederse bunu yapmasına izin verilmeyecektir. Buna ‘angajman kuralı’ diyoruz. Bu angajman kuralları ilk olarak 2012’de Suriye rejimi Türk uçağına saldırdığında ve bu uçak düştüğünde açıklanmıştı. Suriye sahasından veya havadan gelen bir şey olursa buna izin verilmeyeceğine dair çok net bir talimat zaten vardı. Bu duruma özel değildi. Buna özel olamaz, çünkü 30 saniyede, bir, iki dakikada olan bir olaydı. Bu kadar sürede başbakana ya da bakana ulaşıp bu talimatları alamazsınız. Bu her zaman geçerli olan bir talimattır.

“ANGAJMAN KURALLARI RUSYA'YA ÖZEL DEĞİL”

“Rusya’nın Suriye’ye müdahalesinden sonra bunu yeniledik. Rusya’ya açıkça angajman kuralları olduğunu, Türkiye’nin ciddi bir ülke olduğunu ve bir şeyi duyurursa bunu uygulayacağını söyledik. Bu özellikle Rusya’ya ya da başka bir ülkeye özel bir durum değildi. Bu havadan, karadan ya da denizden sınırımızı ihlâl eden bütün güçlere yönelik bir kural. Biz bu olay olmadan önce Rusları defalarca uyardık. Bu olayda da uçak on kez sınırımızı ihlâl etmemesi için uyarıldı. Sadece sınırımızı ihlâl etmiyordu, sınırın diğer tarafındaki sivilleri bombalıyordu. Suriye’de daha fazla kardeşimizi öldürmek için bizim hava sahamızı kullanamazlar. Tüm tanklara, gemilere, uçaklara, askerlere yönelik verilen bu talimat hâlâ geçerli. Umarım hiç kimse başka bir hata yapmaz.”

“Her şeyden önce iki şeyi düzelteyim. Suriye rejimi ve destekçilerinin zafer kazanıyor olduğu algısı varsa, bu doğru değil. İkinci varsayım ise Türkiye ve Katar, Suudi Arabistan gibi müttefiklerinin, Suriye’nin dostlarının diyelim, kınama dışında bir şey yapmadığı varsayımı. Önce ilk varsayımı değerlendireyim. Bir ülke ve hava, kara, kuvvetleri ve Şebihalarla birlikte tam kapasiteye sahip bir rejim ordusu düşünün. Son beş yıldır Halep’e saldırıyorlar, insanları öldürdüler ancak başarılı olamadılar. Hizbullah’ı çağırdılar. Hizbullah, İsrail’e karşı operasyonlarında başarılarıyla bilinir. Hizbullah Suriye halkını yenmekte başarılı olamadı. Sonra İran’ı çağırdılar. İran da geldi ve saldırdı. Ardından milisler geldi. DAEŞ geldi, Suriyeli muhaliflere saldırdı. DAEŞ’in arkasında tabii çok karanlık güçler vardı. Rakka’yı, Deyrezzor’u Suriyeli muhaliflerden aldı, rejimden hiçbir yer almadı. Son olarak, kahraman Suriye halkını yenmeye hiçbirinin gücü yetmeyince Rusya’yı çağırdılar. Rusya saldırıyor."

“TÜRKİYE’YE YÖNELİK BİR TEHDİT OLURSA KİMSENİN İZNİNİ DE İSTEMEYECEĞİZ”

“Hepimiz. Ama öncelikle kahraman Suriye halkı. Afganların Sovyetlere karşı savunduğu gibi. Eminim bir gün kahraman Suriye halkı tüm bu kuvvetleri yenecek ve Türkiye Suriye halkıyla birlikte olacak. Bana aynı soruyu sorduğunda, 'Suriye’ye neden müdahalede bulunmuyorsunuz' dediklerinde, çok önemli bir Arap devlet adamına şunu söyledim; Başika’ya Musul’un özgürleştirilmesi için askeri eğitmenler ve onları koruması için bazı birlikler gönderdik. Ve Arap Ligi Türkiye’yi kınadı. Şimdi bize bu soruyu soranlar dönüp kendilerine bakmalı, hangi Arap ülkesi Türkiye’den daha fazlasını yaptı? Arap arkadaşlarımı yarıştırmıyorum. Peki neden Türkiye Musul’u özgürleştirmek, oraya destek olmak için Musul’a gittiğinde Arap Ligi Türkiye’yi kınadı ve geri çekilmemizi talep etti? Eğer Suriye’ye askeri müdahalede bulunursak Arap ülkelerinin bizi savunacağının ve destekleyeceğinin garantisini bize kim verecek? Türkiye sınırlarını ve topraklarını korumak için her şeyi yapacaktır. Türkiye’ye yönelik bir tehdit olursa kimsenin iznini de istemeyeceğiz. İkinci olarak Türkiye hiç kimseden destek talep etmeden Suriyeli kardeşleri için hem mülteciler hem de Suriye’nin kahraman halkı için her şeyi yapacaktır. Araplar, Türkmenler, Kürtler, Sünniler, Aleviler, Nusayriler, Müslümanlar ve Hristiyanlar. Rejimin YPG ve DAEŞ gibi teröristlerin, bugün Suriye’yi istila eden Rusya ve İran gibi yabancı güçlerin saldırganlığına karşı sesini yükselten tüm Suriyelileri, sivil güçleri Türkiye destekleyecektir. Eminim ki günün sonunda Suriye’nin vatansever halkı kazanacaktır”