Davutoğlu: Çözüm masası İmralı’da değil, Ankara’da

Başbakan Davutoğlu, “Masa İmralı’da Öcalan’la 3-5 kişinin oturması değil. Ben son 10 gün içinde Ankara’da 4 masa kurdum” dedi.

Dolmabahçe mutabakatı

“Dolmabahçe, tek taraflı bir açıklamaydı. Silahsızlanma konferansı yapılarak silahların bırakılacağı sözü verildi. Elimizdeki bütün bilgiler, istihbarat bilgileri silahsızlanmayı bırakın, bunların yeni bir şeye hazırlandığını gösteriyordu.

“Önümüzde 7 Haziran seçimleri vardı ve büyük bir dikkatle yine kamu düzeni kavramını uygulamaya çalıştık. Nitekim bütün zorluklara rağmen seçimler sıkıntısız aşıldı. Bunlarda bir vehim oluştu, “Nasıl olsa AK Parti gidiyor” diye düşünerek bu sefer açıkçası “kalkışma”yı denediler.

“PKK’nın Suruç saldırısı, DHKP-C, Ceylanpınar olayı yaşanınca, DAEŞ de sınırda bir askerimizi şehir edince güvenlik birimlerimize dedim: “Şimdi vakti geldi hazırız, ne yapılması gerekiyorsa yapacaksınız.”

Operasyonlar

“31 Temmuz’da ben dün toplantı yaptığım ekibi biraz daha genişletilmiş şekilde Ankara’ya çağırdım. 23 Temmuz saat 03.00’te, “Kasım’da verdiğim talimatın gereğini yapıyorsunuz. Hazır mısınız?” dedim. O gece DAEŞ’E, PKK’ya operasyon başladı.

“O günlerde müthiş bir koordinasyon var. Dün de herkesi tek tek dinlediğinizde yönetme kabiliyetinin ne kadar önemli olduğunu görüyorsunuz. Silopi’ye, Cizre’ye giriyorsunuz daracık sokaklar, güvenlik güçlerimiz yan yana yürüyorlar. Birbirlerinin dilini anlamaları son derece önemli. Bu kadar kapsamlı operasyon yürüyor, sivil kayıp çok az.

“Operasyon biten yerlerde hayatın normalleşmesi ve bir başka aşamaya geçiş önemli. Bakanlar Kurulu’nda eylem planımızı 300 başlığa ayırdık. Sur’u terk etmiş 4 bin 600 aileye, her birine biner lira kira yardımı yapıyoruz. Ayrıldığı evin kirası 250 TL, biz bin lira yardım yapıyoruz. Diyarbakır’ın bütün otelleri dolu. Parasını biz ödüyoruz, halk otelde kalıyor.

Bu işlere başladığınız zaman bitirmeniz lazım. Tamamlamadığın her iş, kartopu olarak üzerinize geliyor. Her mahallede durum nedir biliyorum… Sokağa çıkma yasağı olmasa bu evlerin her birinden 3-5 cenaze çıkar. Sokağa mayın döşüyor, o zaman öğrenciler nasıl okula gidecek, şehit veririz. Sivil kayıp istemiyoruz, minimum zayiatla bu işi gerçekleştirmek istiyoruz.”

Çözüm süreci

“Aslında ben son 10 gün içinde 4 masa kurdum. Masa, İmralı’da Öcalan’la 3-5 kişinin oturması değil. Oraya çağırdıklarım AK Parti teşkilatları değil, çağırdığım kişilerin çoğu HDP’ye mütemayil insanlar. Aralarında her türlü geçmişten, kesimden, görüşten gelen STK’lar da var.

“Baro Başkanı merhum Tahir Elçi’nin yaklaşımında arkadaşlar da var. Her kesimden insanlar var. Hepsi var. İşte masa bu. Bundan sonra da bu masa devam edecek. Dün valilere söyledim: “Her hafta sivil toplum örgütlerini toplayacaksınız. Alandan bilgiler alacaksınız. Her birinizin bir istişare meclisi kurmanızı istiyorum.””

HDP’yi şımartan şey şu oldu. Mesela akademisyenlerin bildirisinde beni en fazla üzen şeylerden birisi, “Kürt siyasal iradesi” diyor. Demokratik bir toplumda olmaması gereken bir şey. Kim temsil ediyor total olarak, Kürt siyasetini? Böyle bir Kürt ve Türk siyasal iradeleri gibi varsayım söz konusu ise peki biz AK Parti olarak, yüzde 50 oy almış bir parti olarak neyi temsil ediyoruz?

“Bunu söylediğiniz zaman Türkiye’yi Iraklılaştırırsınız. Ben utanç duydum bu ifadeleri okurken. Sanki bu süreç dolayısıyla bütün Kürtleri ben temsil ediyorum, karşımda da devlet. Yok böyle bir şey. Bu algı bugüne kadar böyleyse bundan sonra olmayacak. Kürt vatandaşlarımızı AK Parti olarak, en çok temsil edenlerden birisi biziz.

İkinci şımardıkları Suriye’de olan gelişmeler. Suriye’de kullandıkları yöntemi Türkiye’deki çözüm sürecinde hedeflerine ulaşmada daha elverişli bir yöntem olarak gördüler. Çözüm süreci yerine barikatları, hendekleri Suriye’den öğrendiler. Biz bu iki yanılsamayı ortadan kaldırmadan kiminle, neyi konuşacağız?

Mart ayı, silahsızlanma için Öcalan’dan mesajlar gidiyor, “Silahsızlanacağız” diyorlar. Demirtaş, Meclis’te bir konuşma yaptı, bütün masayı deviren konuşma oydu. Demek ki İmralı’dan aldıkları talimat meseleyi çözmeye yetmiyor. Bunlar başka yerlerden de talimat alıyorlar. Görüştükleri lobilerden. Türkiye kimin karşısındaysa onunla görüşüyorlar. Neredeyse Ermeni-Kürt lobi ittifakına yöneldiler. Sonra Moskova’da aldı soluğu. Niye şimdi Brüksel’e gitmiyor? Niye daha önce Moskova’ya gitmiyordu, çünkü ilişkimiz iyiydi.

“Talimatları İmralı’dan almıyorlarsa, o zaman İmralı ile görüşmelerinin ne anlamı var? Yani İmralı “Silahları bırakın” diyor, bunlar silahları bırakmak yerine başka yerlerden duydukları sözlerle “Şimdi tam vakti, AK Parti’yi zayıflatın 7 Haziran’a giderken, bütün politikanız AK Parti’ye dönük olsun” diye paralel çeteyle birlikte de bir strateji geliştirmişlerse bizimle nereye yol yürüyecekler? Gültan Kışanak biliyorsunuz Ekrem Dumanlı ile birtakım görüşmeler yaptı. İmralı’ya gitmek onlara meşruiyet kazandırıyor, arkasından o meşruiyeti kullanarak başka türlü bir oyunun içine girdiler.

Bizim partide “Sayın Başbakan’ım yapmasak” deseler bile, ben onunla görüştüm. Seçimden sonra genel merkezlerine gittim. Ben o görüşmeyi yaparken, Kandil sabote etti. Keşke kayda alınsaydı da açıklansaydı. “Yapmayın, o ayaklanma çağrılarıyla bir yere gidemezsiniz, sabrımızı taşırmayın” dedim. Diyarbakır’da HDP’ye saldırı oldu. Demirtaş’ı aradım taziye için, telefona çıkmadı. Şimdi onlar bizimle irtibat kurmuyorsa, en zor günde ben ülkenin Başbakan’ı olarak destek için açtığım telefona bile çıkmıyorsa, kim kimi dışlamış, kim masayı devirmiş?

Masayı deviren onlar. “AKP ile hiçbir şey yapmayız” diyen onlar, benim telefonuma çıkmayan onlar. Belli bir noktadan sonra şu aşamaya geliyorsunuz. Bunları muhatap almak bir sonuç getirmiyor. Nezaketten habersiz, kendi oyunlarını oynamıyorlar. İradeleri ellerinde değil. Kandil’i, paraleli, Ermeni lobisi, neyi derseniz. Kendisi olmayan biriyle ben neyi konuşacağım? Kendisi olacak öncelikle… (İmralı ile HDP arasındaki ilişki kopmuş mudur?) Onlar kopardılar, şu an kopuk tabii… Sonuç olmayacak bir ilişkinin ne gereği var?”

Bülent Arınç’ın açıklamaları

“Genel başkanlığı aldığımda da söyledim. 3 hedefim vardı. Bir; AK Parti’de Sayın Cumhurbaşkanı’ndan sonra genel başkan olmak kolay değil. 13 yıl büyük başarı hikâyeleri yazılmış. Siz genel başkanlığı alıyorsunuz. AK Parti’nin birliğinin korunmaması ve içinde bir zaaf olması Türkiye’de bir zaaf olması demektir. Ne olursa olsun, AK Parti’nin birliğini korumak zorundasın. Gerekirse kendinden fedakârlık yapacaksın, ne gerekiyorsa yapacaksın ve Cumhurbaşkanı’mızın arkasından bir boşluk bırakmayacaksın. Şu anda da benim için en önemli mesele budur.

“AK Parti’de bir deprem olmaz. Seçime giderken bir tartışma yaşanmıştı. Bunlar yaşanır veya konuşulur. Parti içinde de bazı böyle her insan topluluğunda çıkabilecek görüş ayrılıkları olabilir. Bu tür konuları da basın üzerinden konuşmamayı tercih ederim. Son tahlilde partimizi ve ilişkileri yıpratacak bu tür tartışmaları, açıklamaları kamuoyu önünde yapmamak gerekiyor.

“Seçimden sonra bir kez görüştük. Nisan ayında görüştüm. Sayın Arınç, Başbakan Yardımcılığı, Meclis Başkanlığı yapmış, benim de Başbakan Yardımcılığı’mı yapmış olan bir isimdir. Tabii kendisiyle görüşürüz. Görüşmeyiz diye bir şey yok.”