Davutoğlu: Cizre'de bodrum katında muhtemelen hiç yaralı yok

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Cizre'de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) tedbir kararı aldığı Cihan Karaman ve 7 kişinin hayatını kaybettiği, 21 kişinin de yaralı olduğu bodrum katında hiç yaralı olmayabileceğini iddia etti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, AKP'nin genişletilmiş il başkanları toplantısında konuştu. 

Davutoğlu'nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

"Bize zalim, otoriter diktatör diyenler, dönüp o terör örgütüne hiçbir şey söylemeden, bu terör örgütünün zulmü karşısında sessiz kalanlara sesleniyorum. Gidin bu iki kadını dinleyin. Biraz utanmanız varsa. Gözlerine bakın ve deyin, “Oraya bomba koyanlar zalim değil ama oranın huzuru için çalışanlar zalim” deyin. O zaman sizinle tekrar tekrar yüzleşiriz. Biz dünyanın her yerinde zulme karşı çıktık. Sicilimizi herkes bilir. Sicilimizi Gazzeli anne babalar bilir, Myanmar’da, Somali’dekiler bilir. Sicilimizi işte bugün İpek Hanım’ın hemen yanında Türkiye’ye getirilen yanıklar içinde Suriyeli bir kardeşimiz bilir. Ellerini kaldırıp Türkiye’ye dua etti. Bütün yüzü alçıyla kaplı o Suriyeli kardeşimiz Türkiye’ye dua ediyordu. Bebek katillerinin sicilini de herkes biliyor. Gün o gündür ki, bütün Anadolu insanının tek yürek olarak bu zalimlere karşı, bu kahraman kadının şahsında sembolleşen Türk-Kürt kardeşliğini ebedi kılma günüdür. Bu mazlumlara yönelik terör saldırılarına karşı omuz omuza durma günüdür.

“Türkiye bütün mazlumların sığınabileceği son kaledir”

Hangi parti bizim gibi genişletilmiş il başkanları toplantısında bir araya geliyor da 81 ilin derdini bu masaya koyuyor. Biz Edirne’yi Hakkâri’den ayırmadık. Ayırmayacağız ve kim ayrım yapmaya kalkarsa onun karşısında tek bir yürek, tek bir kale olarak duracağız. Türkiye bugün son bir kaledir. Bütün çevremizdeki o büyük bunalımların krizlerin içinde Türkiye bütün mazlumların sığınabileceği son kaledir. Birileri bu son kaleyi yıkmak istiyor.

Hani Yahya Kemal’in dediği gibi “Bu son ordusudur İslam’ın”.  Aynı Türkiye Cumhuriyeti o mazlum milletlerin dualarıyla ayaktadır.  Bizler bu son kaleyi savunmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Son kalenin son müdafaa hattı da AK Parti teşkilatlarıdır. AK Parti teşkilatları sadece Türkiye’nin değil, tüm mazlumların nihai sığınağıdır.

“Nasıl olsa önümüzdeki 4 yıl seçim yok diye rehavet göstermeye kimsenin hakkı yok”

7 Haziran’da biz özgüven imtihanı yaşadık. Birileri özgüvenimizi sarsmaya çalıştı. “AK Parti artık iktidar olmaz” dediler. Blok siyaseti dediler, her şeyi dediler. Biz kendimizden emin olarak özgüven imtihanını aştık. Özgüvenimizi sarsamadılar, sarsamazlar, sarsamayacaklar.  1 Kasım sonrası imtihanımız kibre karşı tevazu imtihanıdır, rehavete karşı yeni bir aşkla çalışma imtihanıdır. Nasıl olsa önümüzdeki 4 yıl seçim yok diye rehavet göstermeye kimsenin hakkı yok. Tatil diye bir kavram tanımadık, tanımayacağız. 1 Kasım bizi aşırı özgüvene ya da kibre değil, tevazuya yöneltecek.

Siz sokağa çıktığınızda “Hani siz şu sözü vermiştiniz de tutmadınız” demelerini istemiyoruz.

Bu ağızdan yerine getirilmeyecek söz çıkmayacak. Siz her yerde bu vaatleri yerine getiren hükümetin kadroları olarak başınız dik dolaşacaksınız.

"Doğum yapan bütün kadınların hizmeti vatani hizmet sayılmalıdır"

Doğum yapan bütün kadınların hizmeti vatani hizmet sayılmalıdır. Yarı zamanlı ve tam ücretli çalışma hakkı tanıdık. Hayırlı uğurlu olsun. Kadınlarımız doktor mu olayım, anne mi olayım ikileminde kalmayacak. Özetle AK Parti söz verdi mi gereği neyse yapar ve geri durmaz. Onlar konuşur, AK Parti yapar.

“Kimse benden hayır oyu verdiğim 1982 Anayasası’nı savunmamı beklemesin”

Muhalefet de anayasanın değişmesi konusunda hemfikir. Mevcut anayasayla Türkiye daha fazla devam edemez. Hayatımda ilk oyumu 1982 referandumunda kullandım. Kararımız kesin, hayır oyu vereceğiz. Zarf şeffaf, hayır oyu koyu kahverengi, evet oyu beyaz. CHP zihniyetinin kapalı sayımı gibi. Gençliğin verdiği kararlılıkla.  Herkese göstere göstere verdiğim hayır oyunun gereğini yapacak, darbe anayasasını tarihe gönderip Meclis’in yaptığı anayasayla milletin huzuruna gideceğiz. Bunu yapacağız. Kimse benden hayır oyu verdiğim 1982 Anayasası’nı savunmamı beklemesin. 

“Bugün sistem işliyorsa bu sistemin iyiliğinden değil bizim siyasi ahlakımızdan "

30 yıl sonra hayatta bile olmayabileceğiz. Öyle bir anayasa yapalım ki, torunlarımız 100 sene sonra ülkeyi yönetebilsin. Bu torunlarımıza borcumuzdur. Hiçbir şekilde bunu bşahsileştirmemeliyiz. Cumhurbaşkanımızı hedef almak, hakaret etmek, tartışma konusu haline getirmemeliler.  Farklı fikirlerin ortaya çıkmasını kazanım olarak görürüz. İnsan hak ve özgürlüklerini temel alan bir başkanlık sistemini ya da alternatifleri varsa başka bir sistemi konuşalım. Ancak kimse çok iyi işleyen bir parlamenter sistem olduğunu söylemesin. Artık sistem krizi yaşamayalım.  Fırlatılan bir anayasa kitapçığı sistem krizine, daha sonra siyaset çöktü. Bugün sistem işliyorsa bizim siyasi ahlakımızdan dolayı. Sistem çok iyi çalıştığından değil. Yeni anayasa bireysel özgürlüklere dayanmalı, yargı bağımsızlığına yönelik güvenceler içermelidir.

PKK saldırılarına devam ediyor. DAEŞ Kilis'e füze atmak gibi bir şeyde bulundu, TSK gerekli mukabelede bulundu. DHKP-C militanları dün Söke'de bir de su yüzüne çıktılar ve canlı bomba olarak geldiklerinde ihanete kalkışmadan silahları ile birlikte yakalandılar.

Hendekler kazılarak kaos çıkarılmak isteniyor. Yılgınlığa, karamsarlığa sokmak istiyor. Bölge insanı teröre destek vermiyor. Bütün vatandaşlarıma, kardeşlerime bir kez daha teşekkür ediyorum.

Hendekler kazılarak kaos çıkarılmak isteniyor. Yılgınlığa, karamsarlığa sokmak istiyor. Bölge insanı teröre destek vermiyor. Bütün vatandaşlarıma, kardeşlerime bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu provokasyonlara karşı en gür desteği bölge insanlarından gördük. Onlarla dertleneceğiz, onları terör örgütü insafına terk etmeyeceğiz.

Onların mağduriyetini gidermek için tedbirler alıyoruz. Eylem planımızı hazırladık. Cuma günü Mardin'de açıklayacağız. Temsilcilerle, iş adamları ile bir araya geldik. Kanaatleri, talepleri dinledik, not aldık. Doğu ve güneydoğu bölgelerimizdeki valilerimizle bir araya geleceğiz.

“Belki de o bodrum katında hiç yaralı yok”

Cizre Devlet Hastanesi'ne 20 roket düştü. Yaralılar, hastalar ölüme götürülmeye çalışılırken, bugün yaralılar için bağıranların o zaman sesleri çıkmıyordu. O kahraman sağlık çalışanları en zor şartlarda hizmetlerini sürdürüyor. Bu roketler hastaneye düşerken tek bir kınama cümlesi kurmadılar. Hiçbir yaralı insanı sağlık hizmetlerinden mahrum etmeyiz.

Cizre'de sözü edilen yaralılarla ilgili olarak takipçisi olduk, gece yarasına kadar takip ettik. Her türlü çalışmayı yürüttük. Bu olayda sözü edilen bölgede görevlilerimize ateş açıyorlar. Cizre'de ambulanslara ateş açılması sonrası mümkün olmadı ulaşmak. Şırnak Valiliği 10 ambulans ve 30 personel gönderdi, bölgeye yaklaştı ama gelen kimse olmadı. Ya ambulanslar gitsin o binadan alsın, ya da bina kim varsa ambulansa gelsinler. Ambulanslara roketlerle saldırı yapıldı. Bir takım iftiralarla Türkiye'yi lekelemeye çalışanlara sesleniyorum; nerede bu yaralılar? Kim olursa olsun yaralı olduğu anda ona ulaşmaya çalışıyoruz.

“Mezbahanelerden alıp defnettik biz o cenazeleri”

Cizre'de Cenaze ve yaralıların alınması için defalarca teşebbüste bulunduk. Terör örgütü üyeleri, Cizre’de, Silopi’de hayatını kaybedenlerin cenazeleri ‘ailelerden izinsiz defnedildi’ diye yaygara koparıyorlar ama mezbahanelere koydular cenazeleri, mezbahanelere! Bakın söylüyorum, yalanlasınlar? "

“Mesnetsiz iddialarla AİHM’e başvurup ‘hayır’ cevabını alıyorlar”

HDP'liler mesnetsiz iddialarla medyadalar. Her seferinde AİHM'e başvuruyorlar ve ‘hayır’ cevabını alıyorlar. Bizim için en önemli esas vatandaşlarımızın güvenliği, huzurudur. Terörün diliyle konuşarak, güya kendilerini halkın hizmetinde olduğu iddiasında bulunuyorlar. Hiç kimse terörist faaliyetleri meşru göstermez.

Teröriste karşı kararlı bir mücadele içindeyiz. Biz teröristlerle mücadele edin derken iki talimat verdik. Biri bu ülkeyi teröristlerden temizleyeceksiniz, sivil kayıplarını engelleyeceksiniz ve asker, polis kayıplarını en aza indireceksiniz. Hamdolsun Silopi'de sona geldik."