1. HABERLER

  2. MAKALE

  3. Çocuklar ve devletin iyi çocukları
Çocuklar ve devletin iyi çocukları

Çocuklar ve devletin iyi çocukları

Pozantı Cezaevinde gardiyanlarca tecavüze uğrarlar, işkence görürler başbakandan ses seda çıkmaz!

A+A-

ÖZCAN KIRBIYIK yazdı

9 Kasım 2005'te Şemdinli’de Umut Kitap Evi’ne TSK mensuplarınca  gerçekleştirilen bombalı saldırıda, Zahir Korkmaz  ve kitap evinin sahibi Seferi Yılmaz’ın kardeşi Ali Yılmaz hayatını kaybetmişti. Olayın ardından açıklama yapan dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt,  zanlı askerler  Özcan İldeniz ve Ali Kaya  için "Tanırım, iyi çocuklardır" diyor ve kendilerine kefil olduğunu söylüyordu.

 ***

Büyükanıt’ın “İyi çocuklar”  söylemi, devlet aklının sosyal çağrışım hafızasında çocuğun ve çocukluğun ne anlam ifade ettiğini anlatması açısından kısa bir özet aslında.Bu, bilinçaltına sızıp kalmış,devletçi söylemin tezahürüydü  çünkü.Kendi vatandaşının dükkanına bomba attırıp, öldürtecekkadar gaddar bir devletçilik hatta..Halkın devlet için var olduğunu kabullenmiş aşağılık bir mantalitenin ete kemiğe bürünmüş haliydi bu..

***

Türkiye’de çocuklar da kategorilere ayrılır:Çocuklar ve devletin iyi çocukları olmak üzere

***

Devletin iyi çocukları

Bu kategoriye giren çoçuklar yaşı gereği değil,devlet ve derin devlet eliyle cinayetler işledikten sonra  çocuk olurlar.Esasında ülkemiz tam bir  “iyi çocuklar” cennetidir.Bu iyi çocuklar devletçe hep korunmuş ve ödüllendirilmişlerdir,devletin bütün kodları bu insanların varlığında gizlidir.Birgün ülkede yüzleşme,helalleşme  denilen bir şey olacaksa, bu “iyi çocuklar” başlı başına  sosyolojik araştırmaların konusu olmalı.“İyi çocuklar”  bazen gazetecidir,bazen asker,bazen polis,bazen imam,bazen “öfkeli vatandaş”...Ama hepsinin de ortak yanı:devlete bir şekilde tetikçilik yapmak, devletin nezdinde “iyi çocuk olmak”

***

Ensesinden vurduğu, ayakkabılarının altı delinmiş yerde yatan  Hrant’ı vuran “iyi çocuk”Ogün Samast gibi,

Kürt illerinde taş üstünde taş,gövde üstünde baş bırakmayan  asker ,polis ve JİTEM  üçgeni gibi

Mahmut Yıldırım(Yeşil) gibi,

Sivas’ta Madımak Ötelini içerdekilerle beraber  yakan“dini hassasiyeti yüksek, iyi çocuklar” gibi,

Diyarbakır’da da, İstanbul’da da zulmün nirvanasına çıkan Vali Hüseyin Avni Mutlu’nun terfi üstüne terfi alması gibi..

Ahmet Kaya’yı linç etmek  için “Vay Şerefsiz!”  manşetini  atan Ertuğrul Özköklü Hürriyet gazetesi  ve “ Parayı Veren Ahmet’i Alır” başlığıyla köşeciğinden salyalar  akıtan Fatih Altaylı devletin kullanışlı “iyi çocuklarıdır.”..

Devletin bu “iyi çocuklar” ile  işi bittiğinde tuvalet kağıdı gibi çöpe atar!

Bknz:Yeşil,Ogün Samast,Fatih Altaylı,Ertuğrul Özkök vs..

Çocuklar,

Yani halkın sıradan bireyleri..

Pozantı Cezaevinde gardiyanlarca tecavüze uğrarlar, işkence görürler başbakandan ses seda çıkmaz!

Olayı su yüzüne çıkartan gazeteci tutuklanır,derdest edilir başbakanın gıkı çıkmaz.

Sokak ortasında Ali İsmail  kafasına polislerce tekmeler indirilerek komaya sokulur, sonra hayatını kaybeder, devletin valisi çıkar “Arkadaşları yaptı!” der.Polisin yaptığını kanıtlayan gazeteci İsmail Saymaz’a aynı vali “Olum İsmail..” ile başlayan tehtit maili gönderir,başbakandan yine ses seda çıkmaz!

***

Ceylan Önkol 14 yaşında,

Uğur Kaymaz 12 yaşında,

Enes Ata 8 yaşında

Roboski’de 19’u çocuk 34 kişi

Bu çocuklar, devlet tarafından katledilirken başbakandan ses çıktığını duyan oldu mu?

Başbakanın çıkıp “Ceylan’ı,Enesi,Uğur’u hangi asker-polis vurdu,ortaya çıkartmazsananız B ve C planımız devreye girer!” dedğini duydunuz mu?

Ya da çıkıp “Roboski’de katliam  emrini verdi? Derhal söylemezseniz B ve C planlarımız devreye girer!”  dediğini...

Demedi,diyemez çünkü ölenler değil umrunda olan,karşısına alıp mücadele ettiği kimselere ne kadar zarar verebilir,mevzuya bahis olan çocukların,oluşturmak istediği algı yönetimi konusunda işine ne kadar yaradığı...ilgilendiği kısım bu.

***

Başında olduğu hükümetler döneminde yüzlerce çocuk katledilmiş,yüzlercesi işkenceden geçirilmiş,yüzlercesi  tecavüze uğramış olan ve  geçen hergün daha çok otoriterleşen  bir  başbakanın,Diyarbakır’da çocukları dağda olan aillelerinin başlattığı oturma eyleminden sonra HDP’ye “Gidin getirin,yoksa B ve C planlarımız devreye girer!” demesi en hafif deyimiyle samimiyetsizliğin dik alasıdır.

***

Soma’daki işçi katliamıyla kendisine yönelen okların yönünü şaşırtmak için  hiçbir fırsatı kaçırmayacağını herkes biliyordu.Hele ki  bu tür çıkışlarla milliyetçi damarları okşamaya çalışıp,gündemi yönlendirmeye çalışması bilindik tavrıdır.Bu konuda pek mahirdir bilindiği üzere.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.