Boğatekin: Ezilenlerin, yok sayılanların avukatlığına devam

ÖHD üyesi avukat Hüseyin Boğatekin tahliye edildi. Boğatekin, HDP'li kimliğinden ötürü kurban seçildiğini belirterek, "Komplonun asıl amaç HDP'li kimliğim üzerinden Kürt siyasetini vurmaktı" dedi.

Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) üyesi avukat Hüseyin Boğatekin, 16 Mart günü İstanbul'da ÖHD üyesi avukatlar ve Tutuklu Aileleri ile Dayanışma Derneği (TUAD) üyelerine dönük yapılan operasyonda 9'u avukat 31 kişi ile birlikte gözaltına alındı. 

15 gün içinde hakkında 4 yargıç kararı verilen Boğatekin, yaşadığı sürece ilişkin DİHA'nın sorularını yanıtladı. 

'Ankara'daki patlamanın ardından yalan haberle hedef haline getirildim'

*Aslında bu soruyu hakkınızda bir tutuklama bir tahliye kararı veren hakimlere sormak lazım ama iki haftalık süre içerisinde hakkınızda neden 1 tutuklama 2 serbest bırakma kararı çıktı?

- Bunun asıl sebebini biliyorum ama hukuken bize verilmiş bir cevabı yok. İki gerekçesi var. Birisi sözde hukuki gerekçe diğeri de asıl sebep politik gerekçe. 
Ankara'da bir patlama olayı yaşandı. Patlamada birçok insan yaşamını yitirdi. Ülkenin gündeminde uzun süre durdu. Eylemci olduğu söylenen Seher Çağla Demir, aynı zamanda Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanıyormuş. Ben de o dosyada başka bir sanık için avukatlık yaptım. Bir yerel gazete Demir'in de yargılandığı dava ile ilgili bir haber hazırlıyor ve "Terör örgütü üyeliğinden yargılananların tamamını Hüseyin Boğatekin savundu" diyor. Bu haber 5 ay önce yayınlanıyor. 

Ankara'da yaşanan patlamanın ardından Demir ülkenin gündemine oturunca, internet ortamında araştırma yapan yandaş medya, benim HDP'li kimliğim ve ÖHD'li kimliğim nedeniyle böyle bir hazineyi bulunca bu yalan haber üzerinden bir kampanya başlattı. 

Bu komplo düzenlenirken komplocuların bir şekilde üzerime gelmesi gerekiyordu. Komplocuların "katliam sanığının avukatını yakaladık içeri tıktık" demeleri gerekiyordu. Baktılar ellerinde hiçbir şey yok. Döndüler cemaatle aralarında kavgadan önce birlikte hazırladıkları soruşturmaları aradılar bunu devreye soktular. 

'Komplonun asıl amaç HDP'li kimliğim üzerinden Kürt siyasetini vurmaktı'

*Yani iddia edildiği gibi Demir'in avukatı değildiniz? 

- O dönem sessiz kaldım. Sessiz kalmamın sebebi avukatlık ilkeleriydi. Bugüne kadar bu konuda ilk defa konuşuyorum. Herkes herkesin avukatlığını yapabilir. Avukatlık meslek ilkelerinde bu açık bir şekilde ortaya konulmuş bir durum. Siz hiç kimseyi herhangi birinin avukatlığını yaptı diye yargılayamazsınız. Ya da bu şekilde bir komployla hedef haline getiremezsiniz. Ben de avukatlık ilkelerine bağlı olan bir avukat olarak böyle bir şeyi söylemeyi hakaret kabul ederim. Çıkıp da "Ben onun avukatı değilim" demeyi doğru bulmadım. Olabilirdim de. Onun yaptığı saldırının bana veya başka bir avukata yansıtılması başka bir garabettir. Burada asıl amaç benim HDP'li ve ÖHD'li kimliğim üzerinden HDP'yi ve Kürt siyasi hareketini vurmaktı. Bu açıklamayı yapmamın sebebi de şudur; benim gibi birçok avukata, akademisyene, gazeteciye, öğrenciye yöneltilen komplolara dikkat çekme ve insanların yandaş medya eliyle hedef gösterilmelerinin anlaşılması içindir. 

'Hukuki olmayan soruşturmada hukuki savunma yapmak ahmaklık olurdu'

*Tekrar yargılandığınız soruşturmaya dönersek. Önce serbest bırakıldınız. Ardından savcı itiraz etti. Sonra mahkeme tutukladı. Avukatlarınızın tahliye talebi ile başka bir mahkemeye yaptığı başvuru sonucu tahliye edildiniz. İki haftada tam 4 yargıç kararı. Bunu nasıl yorumladınız? 

- 4 ayrı hakim kararı çıktı. Hukuk fakültelerinde okutulması gereken kötü bir örnek. Her gün adliyede olmanıza rağmen eviniz basılıyor bir operasyonla gözaltına alınıyorsunuz. Avukat müvekkil ilişkisine dair tüm evraklara el konuluyor. Sonra hakim karşısına çıktık. Sorgu hakimliğinde verdiğimiz savunmalar kamuoyunda biliniyor. Biz soruşturmanın hukuki olmadığını tamamen politik bir tasarruf olduğunu söyledik. Hukuki bir savunma yapmanın da ahmakça olacağını bildiğimiz için de böyle bir şeye girişmedik. Sorgu yargıcı da 2012 yılında başlatılmış bir soruşturmanın 2016 yılında bir geçerliliğinin olmayacağını, bu soruşturmanın da bu gün terör örgütü olarak yargılanan FETÖ'nün işi olduğunu ve delillerin de bunlar tarafından toplanıldığını, delilleri toplayan polislerin bu gün ya tutuklandığı ya da ihraç olduğu öngörüsüyle bizi serbest bıraktı.

'Neden müvekkilinle görüştün diye sordular'

*Sorulan sorularda ilginç. Takip edebildiğimiz kadarıyla 2011-2012 yıllarında tutuklu müvekkillerinle neden görüştüğünüz soruldu. Bir avukata neden bu sorulur?

- Bu soruşturmada bir şüpheli değil de avukat olsaydım ve gerçekten hukuken bir yararı olacağını bilseydim o dosyayı bir avukat savunması ile paramparça ederdim. Çünkü o kadar aciz o kadar akıl dışı bir soruşturma. Bir ceza avukatına "cezaevine neden gittin?" deniliyor. 11 müvekkilim tespit edilmiş. Bana da "11 müvekkilinizle belirli tarihlerde cezaevlerinde neden görüştünüz?" deniliyor. Ahmakça bir soru. 11'i vekâletnameli müvekkilim. 11'inden 9'u tahliye olmuş 2'si hükümlü. Şimdi bir avukata bu soru sorulur mu? Bana neden mesleğini yaptın diye sormaktır bu? Buna verilecek bir cevap yok akıldışı bir soru.
Soruların dışında da polislerin sorduğu şeyler vardı. Neden sürekli bizim ezilen, ötekileştirilen diye tarif ettiğimiz sınıfın avukatlığını yaptığımı sordular. 
Zaten 2012 yılının sonunda o dönemin cemaatçi bir komiseri bana şöyle demişti: "Sıra size geldi. Yakında kodesi boylayacaksınız" O zaman hazırlamışlar bu soruşturmayı. Silivri'de devam eden KCK yargılamalarında neden avukatlık yaptığımızı dahi sordular. 

- Tutuklama tehdidi altındayken de daha önce yapmış olduğum tüm işlerin arkasında durdum. Yargıca da söyledim. Beni tutuklarsanız da hapishane ile bağım devam edecek bırakırsanız da devam edecek dedim. Ben nerede hak gaspına uğramış, nerede ezilmiş, nerede hakları yok sayılmış, dili kültürü yasaklanmış bir yurttaş görürsem hukuki yardımına konuşmaya devam edeceğim.